İdam!

İdam!


Hasan CEMAL

       Öcalan'ın idamı... Hükümet ne yapacak? Meclis'e gönderecek mi? MHP'nin ipi gerdiği anlaşılıyor. Ne yapmalı?
       Türkiye'nin çıkarı, demokrasi ve hukukun gereği ve yeni yeni yakalamaya başladığımız istikrarın devamı önce idamın ertelenmesinden, sonra da kaldırılmasından geçiyor.

Kritik dönemeç: İdam, akıl ve duygular...

       Geçen haziran ayı sonlarıydı. İmralı'da Öcalan hakkındaki idam cezası daha yeni verilmişti. Üç dört günlüğüne Güneydoğu'ya gitmiştim. Şırnak'ta, Cizre'de, Kızıltepe'de, Diyarbakır'da dolaşmıştım. İdam cezasıyla ilgili havayı koklamak için...
       O tarihlerde konu fazlasıyla sıcaktı. İnsanlar bir şey söylemeden önce bin kere yutkunuyordu.
       Ama bir nokta kesindi:
     İdam edilmese daha iyi olur!
       Güneydoğu'da o zaman esen hava böyleydi. Bu durumun şimdi de değiştiğini sanmıyorum. Dün bölgeyle yaptığım bazı telefon görüşmelerinden edindiğim izlenimler farklı değil.
       Bir eğilim var ki yaygınlığını korumaya devam ediyor: Bölge insanı ölüm cezasının infazını bir yerde kendine karşı algılama eğiliminde.
       Bir başka deyişle:
     Cezanın infazı, çok büyük ihtimalle Güneydoğu'da barış ve huzuru bozar!
       Ama hakikat bundan ibaret değil. Gerçeğin bir yüzü daha var: Yüreği yananlar... Şehit anaları... Gazi aileleri... Türk kamuoyunun bir kesimindeki fevkalade hassasiyet... Yani idam cezasının bekletilmeden infaz edilmesini bekleyenler...
       Konu hassas, konu sıcak!
       Doğrusu nedir?

Devlet Bahçeli...

     Cumhurbaşkanı Demirel'in şu sözlerine kulak vermekte yarar var:
     "Öcalan davası konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını beklemek lazım. İnfaz mı yapmak istiyorsunuz? Ne zaman isterseniz yaparsınız. Ama ne getirip ne götüreceğini, benim yüreği yaralı şehit anam hesaplamak mecburiyetinde değil. Devleti yönetenler hesaplamak mecburiyetinde. Kolay kararları kim olsa verir."
       Evet, şimdi top hükümette!
     Başbakan Ecevit de Demirel'den farklı düşünmüyor. İdam cezası konusundaki görüşleri biliniyor:
     "Ben ve partim, idam cezasına öteden beri zaten karşıyız. Öcalan'a uygulanırsa ne olur? Uygulanmazsa ne olur? Bu soruyu duygusal engelleri aşarak değerlendirmemiz gerekiyor. Zaman içinde MHP'nin bu konudaki iç zorluklarını aşabileceğini umuyorum."
       ANAP lideri Yılmaz da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının beklenmesinden yana.
       Geriye MHP kalıyor.
       Ne yapacak Devlet Bahçeli?..
       Bu sorunun cevabı bekleniyor.
       Şimdilik ip gergin!
       MHP öyle anlaşılıyor ki topun hükümetten bir an önce çıkmasından, bekletilmeksizin Meclis'e gönderilmesinden yana. Kendi kamuoyundan, parti tabanından kaynaklanan baskılar altında. Öcalan'ın idamıyla ilgili olarak seçim döneminde vermiş olduğu sözlerin yarattığı ortamın ağırlığını yoğun biçimde hissediyor MHP yönetimi...
       MHP'yi şöyle ya da böyle etkileyen bir faktör daha var: Fazilet'le Doğru Yol'un koalisyon hükümetini içerisinden çatlatmak için idam lehine başlattıkları kampanya...
       Ne olacak?
       Asıl olan, devlet işlerinde duyguların değil, aklın, sağduyunun galip gelmesidir. Gerçek yol gösterici, ülkenin yüksek çıkarlarıdır.
       Kısacası:
       Hangi pencereden bakarsanız bakın, idam çıkar yol değildir!
       PKK yenilmiş durumda. Dağdan çekiliyor, çözülüyor. Ayrıca bölünüyor. Şiddet, terör gitgide etkisizleşiyor.
       İdamın infazı işte bu süreci tersine çevirir. Türkiye yeni bir terör dalgasının içinde bulabilir kendisini. PKK'da sertlik yanlılarının değirmenine su taşınır.
       Öcalan, efsane haline gelir!
       Bugün için PKK'lı bazı çevrelerde bölünmenin ve ihanetin simgesi olarak görülen Öcalan, sağlığından sonra bu kez de ölümüyle Türkiye'de barış ve istikrara zarar vermeye başlar.
       Ayrıca hukuk var!
       Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iç hukukumuzun da bir parçası. Hukuku yok sayarsanız, Avrupa'yla ilişkileri dinamitlemiş olursunuz. Avrupa Konseyi'yle, Parlamentosu'yla, Avrupa Birliği'yle her şeyi rayından çıkartırsınız.

Aklını yemek!

       Şu da unutulmasın:
       Türkiye 15 yıldır hiçbir idam cezasını uygulamadı. Bu cezayı fiilen kaldırdı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bunca yıldır hiçbir idam cezasını onaylamadı.
       Türkiye'nin çıkarı, demokrasi ve hukukun gereği, her şeyin başında yeni yeni yakalamaya başladığımız siyasi istikrarın devamı, önce Öcalan'ın idamıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının beklenmesinden, sonra da idam cezasının kaldırılmasından geçiyor.
       2000'e çok iyi girdik.
       Türkiye'nin bundan böyle aklını yiyeceğine en ufak bir ihtimal dahi vermek istemiyorum.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr