Katliamın üstü mü örtülmek isteniyor?

Önce ellerinden ayaklarından sandalyelere bağlandılar, uzun süre işkence gördüler, sonra gırtlakları kesildi.Hatırladınız mı?Üç kişi böyle öldürülmüştü.Üçü de 'misyonerlik'le ilgiliydi. Başka dine inanıyorlardı, başka dini yayıyorlardı.Bu nedenle öldürüldüler.18 Nisan 2007'de, Malatya'daki Zirve Yayınevi'nde yaşanan bu tüyler ürpertici katliam hem insanlık adına, hem din ve vicdan özgürlüğü adına kapkara bir lekeydi.Unuttunuz mu yoksa?..Davanın ilk duruşması geçen ayın son haftası yapıldı. Beş sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.Dava, soru işaretleriyle başladı. Ve dava dosyasıyla ilgili rahatsız edici soru işaretleri gün geçtikçe azalmıyor, çoğalıyor.Ne yazık ki öyle.Sis perdesi kalkacağına yoğunlaşıyor. Öncelikli soru da şu:Katliamın üstü örtülmek mi isteniyor?Son iki gündür bu soru işaretinin çengeli kıvrıldıkça kıvrılıyor.Bu köşedeki 21 Kasım 07 tarihli yazımda, katliamın arka planı nedir sorusunun üzerine yeterince gidilmediğini belirtmiştim. Bunun yerine mağdurların arka planının didik didik edilmesini tuhaf bulduğumu yazmıştım.Rahatsız edici bir durumdu bu.Katil sanıklarını kim yönlendirmiş olabilirdi? Böylesine insanlık dışı bir kırımın aleti nasıl olmuşlardı? Böylesine kepaze bir zihniyet dünyasının parçası haline nasıl gelmişlerdi? Kimin eli, kimlerin elleri vardı? Böylesi sorular, öyle anlaşılıyordu ki, iddia makamını sanki çok fazla ilgilendirmemiş...Neden?..Kasım ayının son haftasındaki ilk duruşmadan sonra geçen süre içinde bu neden sorusu belki bugün daha anlamlı hale gelmiş durumda.Son iki gündür gazetemiz Milliyet'in manşetinde yer alan haberlerin içeriği öyle ki, bu rezil katliamın üstüne gerçekten bir şal mı örtülmek isteniyor sorusu kafaları burgaç gibi oymaya başladı.Taraf gazetesinin manşeti ilginçti:"Katliamdaki Susurluk!"Susurluk'un başına gelen bu korkunç olayın da başına gelmesin, yani katliam karanlıkta kalmasın tedirginliğiydi bu manşeti attıran...Hazırlık dosyasında bazı ürkütücü bağlantılar su yüzüne çıkmış durumda. Yoğun telefon trafiğinde yer alan numaraların neden soruşturulmadığı sorusu kaygı veriyor.Sanıkların son altı aylık telefon trafiğinde, aralarında güvenlik görevlisi, cumhuriyet savcısı, yazar, milletvekili adayı, hatta özel harekâtçıların yer aldığı bazı isimler var.İkinci Ordu lojmanlarında oturan KD, yazar A, Cumhuriyet Savcısı RHB, Özel Harekât Daire Başkanlığı'nda görevli gözüken CB, bir partinin milletvekili adayı ÖP geçen altı ay içinde bazı katil sanıklarıyla birçok kez görüşmüşler.Milliyet'in haberi şöyle:"Malatya Başsavcılığı'nın sadece sanıkların üstünde bulunan telefonları araştırdığı, oysa sanıkların çok sayıda ayrı telefon ve numara kullandıkları tespit edildi. Savcılığın ayrıca olay günü yapılan telefon görüşmelerinin dökümünü de dosyaya koymadığı anlaşıldı."Neden, niçin?Dileğimiz, yalnız gazeteci milletinin değil, Adalet Bakanlığı'nın da bu davayı yakın takip altında tutmasıdır.Dileriz, insanlık ve hukuktan nasibini almış olanlar bu katliam davasını sonuna kadar takip ederler. h.cemal@milliyet.com.tr Unutmadınız değil mi?