Kitapları elinize alıp okşayın!

O kadar çok kitap var ki okumak isteyip de okuyamadığım. Belki bu yüzden, vicdan azabı duyduğum için kitapçılarda, kendi kitaplığımda elime alır okşarım kitapları.Suçluluk duygusu belki de...Bazen düşünüyorum, fildişi kulesine çekilip sadece müzik ve kitaplardan oluşan sessiz bir dünyada yaşayabilseydim diye.Sessiz bir dünya!Roman yazarak, öykü, şiir yazarak hayatımı kazanabilseydim keşke...Kazanabilir miydim?Çetin Altanın bir yazısı aklıma geliyor. Hüzünle ya da buruk bir keyifle okumuştum:"İktidar lideriyle ana muhalefet lideri, birbirlerinin servet kaynaklarını yasa dışılıkla suçlarken, Orhan Kemalin bir buzdolabına duyduğu özlemi nasıl anlattığını anımsıyordum.Saat gecenin kimbilir kaçıydı.Orhan henüz Basınköye taşınmamıştı. Unkapanında oturuyordu. Gazi köprüsünü yaya olarak yürüyorduk.Küçücük bir buzdolabım olsa, diyordu Orhan...Çünkü ben ona Ferruh Doğanın babasının kefaleti sayesinde taksitle zor bela aldığım ilk buzdolabından söz açmıştım.O da:- Keşke, diyordu, benim de küçücük bir tane buzdolabım olsa. Rakımı soğuturdum içinde..."Siz kitapları okşar mısınız?Ben bazen kitapları alır elime okşarım. Çünkü öyle zamanlar oldu ki, karanlığın içinde ışığı onlar sayesinde yakaladım.Karanlık ve ışık...Mahlerin müziğinde vardır.Mahleri severim.Özellikle Beşinci Senfonisini.Hayata tutunmayı aşılayan bir müzik!Gorbaçovun dediği gibi...Hem karanlık hem ışık...Bu yazımı sabah vakti yazarken yine dinliyorum. Yıllar önce okumuştum. Rus devlet adamı Gorbaçov da seviyor Mahlerin Beşinci Senfonisini."İnsan bu büyüleyici müziği dinlediğinde, ölüm ve yaşam temalarıyla baş başa kalıyor. Trajik bir mücadele ve bir karanlık. Ama aynı zamanda bir ışık da var.Tıpkı yaşamın kendisi gibi...Yaşam sürekli olarak çatışma ve çelişkilerden oluşur. Bunlarsız bir hayat yoktur.Düşünülemez!İşte Mahler müziğiyle insanlık durumunun bu boyutunu yakalamış..."İyi ki müzik var.Kitaplar var.Günübirliğine Diyarbakıra gittim. Yıllar önce yaşanmış bir işkence olayını saatler boyu, tüm ayrıntılarıyla dinledim, yazmakta olduğum bir kitap için...Yüreğim parçalandı.İçim acıdı.İnsanın fildişi kulesine çekilip yaşaması, hele bu ülkede çok güç, olanaksız.İyi ki arada bir sığınabileceğim sessiz bir dünya var, kitap ve müzikten oluşan...İnsanda eline alıp okşama hissi uyandıran kitaplar.Ciltli, küçük kitaplar.Adam Yayınlarının yeni dizisi. Adam Düzyazı ve Şiir Klasikleri. Melih Cevdet Anday, Özdemir Asaf, Gogol, Shakespeare, Çehov, Memet Fuat, Ritsos, Neruda, Orhan Veli, Yaşar Kemal, Jack London...Mücevher gibi kitaplar!Bugün cumartesi, bugün tatil.Beylikdüzüne, Kitap Fuarına gidin. Hiç olmazsa kitapları elinize alıp okşayın.Ve düşünün:Romancısı, şairi, sanatçısı, yazarı çizeri mutlu olmayan bir dünya güzel bir dünya değildir. h.cemal@milliyet.com.tr Kitapları elinize alıp okşadığınız olur mu? Ben alır okşarım.