PKK sopası, Kerkük havucu!

"1990ların başlarında, Körfez Savaşından sonra Irak fiilen bölünmüş durumdaydı. Kuzeyde Barzaniyle Talabani hakim durumdaydı. Burada bir Kürt devleti Suriyeyi fazla ırgalamıyordu. İran zaten kendi derdindeydi. PKK sopasıyla Türkiyeye vurup, Kerkük - Musul senaryoları ile havuç gösterip, Kuzey Irakta bir Kürt devleti konusunda Türkiyeyi razı etmek istediler. Ama Türkiye bu oyuna gelmedi. Kesin karşı durdu."Üst düzeydeki istihbarat kaynağı şöyle devam etmişti:"Türkiyenin gelmediği bu oyunda Talabaniyle Barzani de vardı. Yüreklerinde her zaman bağımsız Kürdistan ateşi yanacağı için bu ikili, Türkiyenin zayıf kalmasını isterler; fazla güçlenmesinden hoşlanmazlar. Çünkü Kürt devletine esas engel Türkiyedir. Ancak Iraklı Kürt liderler, Türkiyenin bileğinin bükülemeyeceğini gördükten sonra Türkiyenin yanına gelmeye başladılar."Ankarada aynı kaynakla 1999un sonlarına doğru yine Irak ve ABD konulu bir sohbet yapmıştım.Şu sözleri ilginçti:"Amerika, Kuzey Irakta Barzaniyle Talabaniyi birleştirmek için öteden beri müthiş çaba sarf eder. Tabii bu da bizim işimize öyle çok fazla gelmez. Bu arada Amerika, Irak Kürtlerine, yani Kuzey Iraka Suriyeden bir kapı açmak isteyebilir. Bu da bizim Kuzey Iraka dönük ağırlığımızda nispi bir azalmaya yol açabilir."Ankarada konuştuğum üst düzeydeki istihbarat kaynağı, sözü Amerikayla Saddama getirip şöyle devam etmişti:"Amerikanın derdi Saddam... O gitsin diye Irak Kürtlerini kullanmaya bakar. Saddam devrilip gittikten sonra Kürtlere eski ilgisi kalmayabilir."Oyun çok!Bu sözler göstermiyor mu bu gerçeği?Oyun içinde oyunun, bıçak sırtında dengelerin tehlikeli biçimde oynaştığı belalı bir coğrafyamız var.Napalım ki öyle.Ülkemizi sırtımıza vurup yer yuvarlığının huzurlu bir yerine göç edemeyeceğimize göre, biz de oyunumuzu ona göre özenle kurmak ve çok dikkatli oynamak zorundayız.Slogancılığa pek fazla yer bırakmayan bir oyun bu. Savaşa kesin karşı olmak da, savaşa çok fazla istekli olmak da çıkar yol olmayabilir. "Ben bu oyunda yokum" deyip Amerikaya sırtını dönmek de, Washingtonun savaş rüzgarlarına kendini kaptırmak, yani bir koyup üç almak için balıklama dalmak da sakıncalıdır.Washingtona sırtını dönsen, Talabaniyle Barzani Kuzey Irakta Amerikayla baş başa kalabilir. Sen Kuzey Irak yolunu kapatsan, Amerika aynı yolu Suriye üzerinden deneyebilir.Bölgede ağırlık istiyorsan, güvenlik açısından haklı duyarlıkların varsa, o zaman Amerikayla ters düşmenin, Kuzey Irakta etkini kaybetmenin ne alemi var diye de kendine sorman gerekir.Ayrıca hesaplamak lazım:Amerika eğer kendi başına vurursa, - ki malum, vurabilecek güçte - o zaman işin içinde de olsan, dışında da kalsan, ekonomik açıdan ne kadar zarar göreceksen, yine göreceksin.Ama bir farkla:Dışında kalırsan, zararın karşılanması çok daha güç olacak. Dışında kalırsan, Saddam sonrası Irak ve bölge düzenlemelerinde rolün azalabilecek. Dışında kalırsan, Saddam sonrası masasında sağlam sandalye yakalaman zorlaşabilecek.İyi güzel, dışında kalma, ama ne kadar içinde ol? Bu da kolay soru değil. Bunda da ölçüyü tutturman lazım.Çünkü Irakla, bir Arap ülkesiyle ileride de komşu olmaya devam edeceğini unutmayacaksın. Aynı zamanda Amerikayla ilişkileri, stratejik ortaklığı göz önünde tutacaksın.Ölçü meselesi yani...Evet, savaş olmasın!Şu sıralar Saddamdan bir saray darbesi ile kurtulabilsek keşke... Çünkü savaşın ne gibi belalar saracağını bilemiyoruz.Ama dilekler yetmiyor. Bu konuda da ölçü kaçarsa, iyilik derken kötülüklerin kapısı açılır. Onun için siyasetin acımasız, soğuk dengelerini göz önünde tutmamız şart, barışı haklı olarak ararken... h.cemal@milliyet.com.tr Sanıyorum, 1999un Mart ayıydı. Ankarada güvenilir bir istihbarat kaynağıyla sohbet etmiştim. Söz Kuzey Iraktan, Irakın bölünmesi ve bağımsız bir Kürt devleti kurulmasından açılınca şöyle demişti: