Resmin bütünü gözden kaçmasın!

Neydi resmin bütünü?ABnin siyasi bir proje, tarihin en büyük barış projesi olması... Ve Balkan ülkeleriyle Türkiyenin de bu projenin ayrılmaz parçalarını oluşturmaları...Bu bakımdan Demirel bugün Avrupadaki mevcut liderlerin çapından yakındı. Vizyon sahibi, büyük düşünebilen devlet adamlarına artık sahnede çok ender rastlandığını belirtti. Bu nedenle, Türkiyenin Avrupaya olduğu kadar, Avrupanın da Türkiyeye niçin ihtiyacı olduğunun doğru dürüst kavranamadığını söyledi.Demirel hafta sonu Atinada Balkan Kulübünün toplantısına katılmış. Kurucu üye olarak yaptığı konuşmanın (Pazar günkü Radikalde tam metni var) girişinde AByi tarihin en büyük barış projesi olarak nitelerken, "Bu proje, Avrupayı kasıp kavuran, yakıp yıkan, milyonlarca insanın hayatına, sefaletine ve büyük acılara sebep olan Dünya Savaşının içinden çıktı" demiş...Demirelle dün sohbet ederken aynı noktaya değindi. Avrupa Birliğinin siyasi bir proje olduğunu, "İkinci Dünya Savaşında Londraya, Berline yağan bombalardan doğduğu"nu ve bu barış projesinin Avrupada hayata tam geçebilmesi için de "Türkiyenin müthiş önemli bir yerde olduğu"nun altını çizdi.Şöyle devam etti:"Romanyaydı, Bulgaristandı, hatta Macaristandı. Türkiye bu ülkelerden geri olabilir mi? Hiçbir şeyiyle geri değil. Onları al, onlarla müzakereye otur ama Türkiyeyi dışla... Olacak iş mi? Bir de şu var. 15ler Avrupasında fert başına milli gelir ortalama 22.500 euro. Balkanlarda 1000le 3000 euro arasında. Bu da bir Berlin Duvarıdır. Bu göç demektir. Bu duvarı nasıl tutacaksınız?.."Demirel, AB liderlerinin mutlaka resmin bütününü, büyük tabloyu görmeleri gerektiğini, 12 Aralıkta Türkiye için müzakereye başlama tarihi verilmesinin şart olduğunu söyledi.Resmin bütünü deyince, söz ister istemez Kıbrısa, Rauf Denktaşa geldi. Sohbetimiz sırasında ben Kıbrısta Güneyle Kuzeyin arasında görünmez biçimde yükselen Berlin Duvarı sendromuna da şöyle bir değindim.Sayın Demirel de resmin bütünü içine Kıbrısı koyuyor. Ama Kıbrıstı, AB idi, Avrupa ordusuydu, bunların aynı paket içinde düşünülmesini diplomatik açıdan doğru yöntem olarak görmüyor.Ama tabii bazı sorular var akla takılan: Kıbrıs çözülmeden Türkiye ABye üye olabilecek mi? Bir başka deyişle, ABden tarih alsa da almasa da Kıbrısta çözümden geçmiyor mu Türkiyenin AB üyeliği? Kıbrısta Güneyle Kuzeyin birlikte ABye girmeleri, Türkiyenin AB yolunu daha rahatlatmaz mı? Tek başına Güney Kıbrıs girerse, Türkiyenin Avrupa yolu zorlanmaz mı?Demirelin Kıbrıs konusundaki üslubu daha dikkatli. Daha yutkunarak konuşuyor. Bu zamana kadar Kıbrıs neden çözülemedi diye sorarken bir noktaya özellikle değindi:Güneyde fert başına milli gelirin 15 bin dolar, Kuzeyde ancak 3 bin dolar olması...Demirel bu olguya işaret ederken Batı ile Doğu Almanya örneğinden, hatta Berlin Duvarı benzetmesinden şöyle bir söz etti. "Rauf Beyi bazı şeylerin aşabileceği"ni üstü örtülü bir dille ifade etmekten geri kalmadı. Bu bakımdan geçen hafta Lefkoşada Kıbrıs Türk sivil toplum kuruluşlarının yapmış oldukları Kıbrısta çözüm gösterisinin anlamına da değindi.Sayın Demirel, "Büyük tabloyu gözden kaçırmamak lazım" derken, sanıyorum, Kıbrısı da bunun içine koyuyor. Bu tabloyu, yani resmin bütününü hem AB liderlerinin, hem bizim liderlerin 12 Aralık yaklaşırken, gözden kaçırmayacaklarını umuyoruz. h.cemal@milliyet.com.tr Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelle dün Avrupa Birliği, Türkiye ve Kıbrısı konu alan bir telefon sohbeti yaptık. 12 Aralık tarihi, yani Kopenhag zirvesi yaklaşırken resmin, tablonun bütününü gözden kaçırmanın sakıncalarına işaret etti.