Sayın Başbakan, demokrasinin özü ‘kuvvetler ayrılığı’ndan geçer!

Kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasi olmaz, hukuk devleti olmaz, hukukun üstünlüğü olmaz. Kuvvetler ayrılığı olmadan haklar ve özgürlükler korunamaz. Vatandaşların, bireylerin hak ve özgürlüklerinin güvencesi, kuvvetler ayrılığıdır.

Kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasi olmaz. Kuvvetler ayrılığı olmadan hukuk devleti olmaz.
Hukukun üstünlüğü olmaz.
Kuvvetler ayrılığı olmadan, haklar ve özgürlükler korunamaz.
Vatandaşların, bireylerin hak ve özgürlüklerinin güvencesi, kuvvetler ayrılığıdır.
Bir rejimin demokrasi olabilmesi için, hukuk devleti olabilmesi için yasama, yürütme ve yargının ayrılığı esastır.
Bu kuvvetler arasında birtakım denge ve frenler olmadan, yürütme ve yasamanın yaptıkları hukuk açısından denetlenmeden demokrasi olmaz.
Bunlar demokrasinin A’sı, B’si, C’sidir.
Ve bu A, B, C bilinmeden örneğin hukuk fakültelerinin daha birinci sınıfında anayasa hukuku dersinden geçmek mümkün değildir.
Sözü uzatmak gerekmiyor.
Sayın Başbakan;
Kuvvetler ayrılığı demokrasinin özüdür. Parlamenter sistemde de, başkanlık veya yarı başkanlıkta da sistemin özü ve ruhu, kuvvetler ayrılığından oluşur.
Şöyle yakınmışsınız Konya’da:
“İşte bu kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya, o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor...”
Olacak şey değil.
Ayrıca bundan ilk kez yakınmıyorsunuz.
Parti olarak Türkiye için öngördüğünüz başkanlık sistemi de kuvvetler ayrılığı açısından fena halde sorunlu.
Bu konudaki sözcünüz, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, Ak Parti’nin başkanlık önerisini komisyona sunarken, Türk tipi başkanlık sistemi istendiğini herhangi bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklamıştı.
Başkan olarak sizi, Amerikan Başkanı Obama’nın durumuna düşürmek istemediklerini belirtirken, bu konudaki eleştirileri şöyle yanıtlamıştı:
“Evet doğrudur. ABD’de Başkan’ın kararname çıkartma ve meclisi feshetme yetkileri yok. Modelimiz, ABD sistemindeki tıkanıklıklara karşı önerdiğimiz model. Başkan Obama gece gündüz ağlıyor, parlamentoya yalvarıyor.”
Sayın Başbakan;
Size bir zamanlar anayasa çalışmalarında yardımcı olan Anayasa Hukuku Profesörü Ergun Özbudun, ‘Türk tipi Başkanlık modeli’ni şöyle eleştirmişti:
“Ak Parti’nin modeli kuvvetler ayrılığına aykırı. Bu model, iktidarın tek kişide toplanmasına yol açar.” (Hasan Cemal, Başkanlıkta Latin Amerika modeli, Milliyet, 1 Aralık 2012)
Prof. Özbudun, bu konudaki eleştirisini 15 Aralık 2012 tarihli Milliyet’in Düşünenlerin Düşüncesi köşesinde şöyle yineledi:
“Şüphesiz, hiçbir ülke anayasasını yaparken başka bir ülkenin sistemini aynen kopya etmek mecburiyetinde değildir. Her sistem içinde, ayrıntılar bakımından ülkeden ülkeye farklar gözlemlenebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, her sistemin kendisine özgü bir ruhu ve mantığı vardır. Bu mantıktan uzaklaşıldığı takdirde, artık o sistemden söz etmek mümkün olmaz ve ortaya ‘biz bize benzeriz’ misali garip bir sistem çıkar.”
Sayın Başbakan;
Prof. Özbudun’un bu uyarısına kulak vermenizde yarar var.
Biz bize benzeyebiliriz ama o zaman da sistemin adı demokrasi ve hukuk devleti olmaz.
Kuvvetler ayrılığını pas geçen bir başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminin demokratik özü boşalmış ve ruhu başkan babalığa teslim edilmiş olur.
Bu arada Adalet Bakanı Sadullah Ergin, dikkat ettim, dün sabah saatlerinde kuvvetler ayrılığını engel gören sözlerinizin ne anlama geldiğini iyi niyetle anlatmaya çalışıyordu. Daha doğrusu, tevil etme çabası içindeydi.
Ama inandırıcı değildi.
Olması da zordu.
Bazı şeyler vardır ki, tevili imkansızdır Sayın Başbakan...