Sezer, Tayyip Erdoğan, yeni başbakan!

O yüzden siyasal istikrara fazlasıyla ihtiyacımız var. 3 Kasım bu nedenle son derece kritik bir seçim.Bu eşiği eğer istikrarın kapısını aralayacak güçlü bir hükümetle aşabilirsek, Türkiyenin önü açılacak.Yoksa kaos kapıyı çalabilir.4 Kasım sabahını soğukkanlı düşünmek zorundayız. Öncelikli hedefimiz, siyaset meydanında tansiyonu düşürmek olmalı. Bugünden gerilime yatırım yapıcı çıkış ve davranışlardan kaçınmalıyız.Bunun kimseye yararı yok.Bu pencereden bakınca, Çankaya Köşkünde 29 Ekim akşamı Cumhurbaşkanı Sezerle AKP lideri Tayyip Erdoğan arasında yaşanan dolaylı diyaloğun yapıcı olduğunu sanmıyorum.3 Kasımı daha görmeden 4 Kasımın senaryolarını yazmanın, üstelik bunu Çankaya Köşkündeki resepsiyonda kamuoyuna taşımanın siyasette istikrara olumlu bir katkısını da düşünemiyorum.Cumhurbaşkanı Sezer ne diyor?"Başbakanı ben atarım!" diyor. Yani anayasal yetkisini anımsatıyor. Hükümeti kurmakla hangi milletvekilini görevlendireceğine kendisinin karar vereceğini söylüyor.Doğru, Anayasa böyle diyor.Ama bu konuda başına buyruk davranabilir mi Cumhurbaşkanı?Sanmıyorum.Bir gelenek var.Türkiye demokrasisinin bugüne kadar geçerliğini korumuş bu geleneğine göre, seçimi kazanan partinin genel başkanı hükümeti kurmakla görevlendiriliyor.Bu hep böyle oldu.Sandıktan birinci çıkan partinin genel başkanı yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi.Ama şimdi denebilir ki:"Tayyip Erdoğanın seçimlere girmesi yasak, milletvekili seçilemeyecek. Cumhurbaşkanı Sezer de bunu hatırlatıyor. Hükümeti kuracak milletvekilini, Tayyip Erdoğan değil ben belirlerim diyor."Evet, buna dikkat çekiyor Sezer.Ancak, Sayın Cumhurbaşkanının bu çıkışı hem zamanlama, hem de özellikle isabet derecesi açısından doğru mu?Daha 3 Kasımda sandıktan neyin çıkacağını bilmiyoruz. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Sezer böylesine duyarlı bir konuda zamansız konuşmuş olmuyor mu?Diyelim, AKP seçimi kazandı.Tek başına hükümeti kurabilecek çoğunluğu seçim sandığından çıkardı.Cumhurbaşkanı ne yapacak?Yeni başbakanı, TBMMdeki AKP Grubunu, AKPnin yetkili kurullarının iradesini görmezlikten gelerek belirleyebilir mi?Diyelim belirledi.Böyle bir başbakanın kuracağı hükümet Meclisten nasıl güvenoyu alabilecek, söyler misiniz? AKP hayır derse, böyle bir başbakan koltuğunda oturabilir mi?Rejimin adı demokrasiyse hayır.Bu arada AKP lideri Tayyip Erdoğanın Çankaya Köşkündeki tutumu da yanlış olmuştur. AKP lideri de neyin şık neyin şık olmayacağını, Cumhurbaşkanlığı katında partisine karşı bir mesafe oluşup oluşmadığını uluorta konuşmasaydı keşke...Kısacası:Çankayada, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundaki bu dolaylı diyalog keşke olmasaydı.Siyaset sahnesinde yeni gerilimlerin tohumlarını atmaktan kaçınmak ve rejimin demokratik geleneklerini de özenle göz önünde tutmak, böylesine kritik bir seçimin eşiğinde herkesin öncelikli görevi olmalı.Önce 3 Kasımı görelim.4 Kasımı soğukkanlı düşünelim. h.cemal@milliyet.com.tr Bir darboğazdan geçiyor Türkiye. Ekonomiden Irakta savaşa, Kıbrıstan Avrupa Birliğine kadar çetin, çetrefil sorunlarla karşı karşıya...