Tarih korkusu büyüklüğümüze yakışmıyor!

Tarih korkusu büyüklüğümüze yakışmıyor!


       Ermeni karar tasarısı ABD Temsilciler Meclisi'nden geçerse ne olur? Ankara bir yandan Ermenistan'ın öbür yandan ABD'nin canını acıtmaya hazırlanıyor.
       Bu konuda kesin kararlı.
       Dışişleri'nden üst düzeyde bir kaynak dün sabah şöyle diyordu:
       "Şantaj değil, hayatın gerçeği!"
       Çünkü, ne kadar kontrollü gitmek istese de Türkiye'nin eli mahkum haklı tepkisini şu ya da bu biçimde göstermeye...
       ABD'nin canını acıtmak deyince akla hemen dört alan geliyor:
       İncirlik Üssü... Kuzeyden Keşif Harekatı... Askeri ihaleler, enerji ihaleleri.
       Saddam'ın Bağdat'ıyla ilişkiler...
       Türkiye bu dört alanda atmaya hazırlandığı adımlarla Amerikan çıkarlarına zarar verebilir. Washington da bu gerçeğin farkında tabii.
       Özellikle Ortadoğu'da krizin keskinleştiği bir dönemde, Türk - Amerikan ilişkilerinin bozulması Washington'un işine gelmez.
       Zaten her Allah'ın günü Arap başkentlerinde Amerikan, İsrail bayrakları yakılıyor. Ermeni tasarısı kabul edilirse, bu sefer de Türk kamuoyu 'Amerikan ihaneti!' diye ayaklanacak.
       Bunun arkasından İncirlik'in kapatılması gelirse... Saddam'ı sıkıştıran Kuzeyden Keşif uçuşları durdurulursa... İhalelerle oynanırsa... Bağdat'la ilişkilerde bazı hamleler yapılırsa... Bütün bunlar elbette ABD'nin canını sıkar.
       Şurası bir gerçek:
       'Stratejik işbirliği' diye nitelenen Türk - Amerikan ilişkileri tarihinin belki de en iyi dönemini yaşıyor. Başkan Clinton'ın Türkiye ziyaretiyle doruğuna tırmanan bu ilişkileri çeşitlendirmek ve derinleştirmek yerine bozmak herhalde iki taraf için de akıl karı değil.
       Neredeyse bir yüzyıl önce yaşanmış trajik olayların çerçevesini çizdiği acılı bir tarihin sayfalarını tarihçilere bırakmak yerine, partizanlığa ya da oy budalalığına alet etmek tam bir ahmaklık...
       Tasarı geçer mi?
       Eğer oylanırsa geçer diyenler Ankara'da ağır basıyor. O yüzden Amerikan yönetimiyle İsrail lobisi de, Ortadoğu'da parlayan yangının da etkisiyle Temsilciler Meclisi'nin üzerine daha çok abanıyorlar.
       Dileriz, sonuç alınır.
       Bu arada bir noktayı vurgulamakta yarar var. 'Can acıtmak' tek taraflı olmayabilir. Türkiye'nin atabileceği adımlara karşılık, duruma göre ABD de bazı kartlarını kullanabilir.
       Örneğin Irak Kürtlerini gizli kapaklı değil, daha açıktan desteklemeye başlayabilir. Ya da Türkiye'nin PKK'ya karşı Kuzey Irak operasyonlarına köstekleyici yöntemleri uygulamaya koyabilir. İşler kontrolden çıkarsa, IMF'lere, Dünya Banka'larına kadar elleri uzanabilir ABD'nin...
       Ankara da biliyor bunları...
       Son bir nokta:
       Bundan önceki yazılarımda da altını çizdiğim bir konuyu tekrar etmek istiyorum. Ermeni karar tasarısı, ABD Temsilciler Meclisi'nden geçse de geçmese de, Türkiye açısından tarihin artık bir sorun olmaktan çıkarılması gerekiyor.
       Bu konuda görev bizim.
       Bunun için Dışişleri'nden üst düzeyde bir kaynağın belirttiği gibi 'yaratıcı ve cesur olmak' lazım artık.
       En başta bu konu, yani '1915 tehciri' Ermenistan'la, Ermenistan Ermenileriyle konuşulur hale gelmeli. Hiçbir şey olmamış gibi, o dönemde sanki Ermeniler hiçbir felakete, katliama uğramamış gibi yol alınamaz artık.
       Bu gerçeği devlet olarak da toplum olarak içimize sindirmeliyiz. 'Osmanlı döneminde, savaş koşullarında yerinden yurdundan olan, sürgün edilen, mallarına mülklerine el konan Ermeniler de çok büyük acılar çekti' diyebilmeliz.
       Bunu diyebilirsek, rahatlarız!
       Manvera alanımız genişler.
       Gerçeklerin en iyi biçimde ortaya çıkması için tarihçilere özgür platformları Türkiye kendi elleriyle hazırlamalı. Ermenistan'la aramızda halktan halka ilişkilerin ve sivil toplum köprülerinin kurulması için öncülük yine Türkiye'den gelmeli.
       'Bunları yaparsak arkasından tazminat ve toprak talepleri gündeme çıkarılır' düşüncesini geçelim.
       Koskoca bir ülkeyiz.
       Tarih korkusu büyüklüğümüze yakışmıyor!


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr