Tarihi ahmaklık!

Sorular iyiydi, seviyeliydi.Gazetecilik mesleğinin geleceği açısından umut verici pırıltılar vardı sorularda. Son soruya gelince, son derece günceldi:17 Aralıkta ne olacak?Şöyle başladı yanıtım:Avrupa Birliği eğer Türkiyenin içini karıştırmak istiyorsa, o zaman 17 Aralıkta masanın üstüne AKP hükümetinin evet diyemeyeceği bir karar metni koyar.Brüksel zirvesinden eğer Ankaranın hayır diyeceği bir sonuç çıkarsa, Türkiyeyi ekonomik ve siyasal açıdan istikrarsızlaştıracak bir kapıyı kendi eliyle açmış olur Avrupa Birliği...Bu ahmaklık nasıl yaşanır?AB masanın üstüne eğer nihai hedefi açıkça tam üyelik olarak belirtilmeyen, bu açıdan yalnız müzakere sözcüğüyle yetinen, böylece üyelik konusunu belirsizleştiren bir karar koyarsa...AB, masanın üstüne koyduğu sonuç belgesinde, nihai hedef olarak tam üyelikten söz eden, ama bununla birlikte hemen arkasından bir alternatif olarak açıkça özel statü veya imtiyazlı ortaklık lafını sokuşturursa...Ya da üyelik müzakerelerini Türkiyeyle başlatma kararı alırken, 2005 içinde kesin bir tarih vermekten kaçınan, tarihi 2006ya doğru atan bir sonuç belgesi masaya gelirse 17 Aralıkta...Veyahut tarih konusunda Kıbrıs Cumhuriyetini tanımak bir önkoşul haline getirilirse... İşte bu ihtimaller gerçekleşirse...O zaman ABnin, bilerek ya da bilmeyerek, Türkiyenin içini karıştırmak istediği sonucuna varabilirsiniz.Çünkü Türkiyenin evet diyemeyeceği, reddedeceği bir zirve kararı, bu ülkede ekonomik ve siyasal istikrarsızlığa yol açacak bir ahmaklık belgesi olabilir ancak...Bu ihtimal var mı?17 Aralıktaki zirve kararıyla ilgili şimdiye kadar iki taslak çıktı. İkisinde de birkaç cümleden oluşacak en can alıcı paragraf boş bırakılmış durumda. Bu paragrafta son sözü daha çok ABnin büyükleri, yani Chirac, Schröder, Blair 17 Aralıkta söyleyecekler.Malum, Fransa Cumhurbaşkanının tutumu, ne kadar bastıracağı bunun için çok önemli.Yine sormakta yarar var:Chiracın iç politikada elini rahatlatmak için Türkiyenin evet diyemeyeceği bir metin çıkabilir mi 17 Aralıkta?Bir başka deyişle:Tarihi bir ahmaklık yaşanabilir mi?Siyaset oyununda, uluslararası sahnede böylesi ahmaklık örnekleri elbette var. Ama ben ABnin bu saatten sonra aklını peynir ekmekle yiyeceğine ihtimal vermiyorum.Avrupa ve Türkiyedeki, İslam dünyasındaki kör milliyetçilerle kökten dincilerin, Bin Ladincilerin değirmenine su taşıyacak tarihi bir hatanın altına ABnin 11 Eylül dünyasında imza atabileceğini sanmıyorum.Ne mi olacak?Dün Bilgi Üniversitesindeki konuşmamda beklentimi şöyle özetledim:17 Aralıkta Türkiye, 2005 yılı içindeki bir tarihte AB ile üyelik müzakerelerinin başlayacağını belirten ve kendisinin evet diyebileceği bir kararı masanın üstünde bulup, bazı açılardan çok fazla içine sindirmese de, biraz da kervan yolda düzülür zihniyetiyle evet demesi yakın ihtimaldir.Siz ne diyorsunuz? h.cemal@milliyet.com.tr Bilgi Üniversitesinde, Kürşat Buminin dünkü dersinde konuşmacıydım. İki saate yakın devlet-medya ilişkilerini, dezenformasyon konusunu, Sol-Kemalizmin basın anlayışını, askeri darbelerle gazetecileri ele aldık.