Tayyip Erdoğan başbakan olmalı!

Ama başbakan olamıyor.Bu çarpıklığı düzeltmek şart.Eğer Türk siyasal yaşamının normalleşmesini gerçekten, içtenlikle istiyorsak başka çare yok. Liderlik koltuğunda oturacak, seçim kazanacak, partisini tek başına iktidara getirecek, ama kendisi başbakan olamayacak.Haklı değil.Demokratik değil.İstikrara katkı da değil.Oysa, öyle bir noktadayız ki, davul da tokmak da artık AKP liderinde olmalı...Bu noktaya nasıl gelindi?Tayyip Erdoğan bir şiir okudu, hapse atıldı. Ve ömür boyu siyaset yasağına çarptırıldı. Cezasını çektikten sonra yasa değişti, mahkum olduğu suç ortadan kalktı.Fakat Anayasa değişmediği için seçimlere katılamadı. Milletvekili olmadığı için de şimdi başbakan olamıyor.Çare?Anayasayı değiştirmek...Ama nasıl?Tayyip Erdoğanla kurmaylarının üstünde durdukları bir formüle göre, Anayasayı değiştirmek ve milletvekili olmayan bir kişinin de Cumhurbaşkanı tarafından başbakan olarak atanabilmesi...Cumhurbaşkanı Sezerle CHP lideri Baykal buna karşı çıkıyorlar. TBMM dışından başbakan atama yolunun açılmasını rejim, hukuk ve demokrasi açısından sakıncalı buluyorlar.Haklı, yerinde bir tutum.Öyle anlaşılıyor ki, CHP lideri Baykal daha makul, rejimin özünü zorlamayan, iktidarla muhalefet arasında tansiyon yaratmayacak, Çankayayla ilişkileri germeyecek bir formül üstünde duruyor.Şöyle özetlenebilir:Anayasal ve yasal düzenlemelerle Tayyip Erdoğanın dışarıdan başbakan yardımcısı olarak Bakanlar Kuruluna girmesi... Daha sonra bir ara seçim ile Tayyip Erdoğanın milletvekili seçilerek Başbakanlık koltuğuna oturması...Yalnız CHP lideri, anlaşılan, bu formülün bir paket olarak TBMMye getirilmesinden yana.Jet Fadıl rezaletlerine son verecek, yani milletvekili dokunulmazlıklarını sadece siyasal sorumlulukla sınırlayacak anayasal düzenlemeler ve siyasal suç kavramını rafa kaldıracak yasal adımların bu pakette yer almasını istiyor.Bir de seçimlerin beş yıl yerine dört yılda bir yapılmasının daha doğru olacağını belirtiyor CHP lideri.Bunlar makul öneriler...Tabii şu da akla geliyor:Tayyip Erdoğana Başbakanlık yolunu açacak anayasal ve yasal değişiklikler, Türkiyenin Avrupa Birliği yolundaki taşların temizlenmesiyle, yani Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesiyle eşzamanlı olabilir.Hatta olmalıdır.Neyin nasıl yapılacağı malum.Dokuz on maddelik program hazır. Zaten bunların çoğunluğu hükümetin yapacağı işler...Çankayanın da desteğiyle iktidar ve muhalefet, AKP ile CHP, Kopenhag zirvesine giderken böyle bir demokratikleşme paketini elbirliğiyle açıp Türkiyenin yeni yıla büyük bir umut ve moralle girmesini sağlayabilirler.Neden olmasın?.. h.cemal@milliyet.com.tr Tayyip Erdoğan partisini iktidara taşıyan bir lider. AKPnin 3 Kasım seçim zaferine damgasını vurdu. Koalisyonlar döneminin sonunu getirdi. Partisinin TBMM çatısı altında tek başına hükümet kuracak rahat bir çoğunluğu elde etmesiyle, Türkiyede istikrarlı bir dönemin kapısı da aralanmış oldu.