Tayyip Erdoğanın tehlikeli oyunu...

Bunun tersi de geçerli.Dervişin yer almayacağı bir hükümete en azından bir süre için mesafe konması,bekle gör pozisyonuna geçilmesi de ağır basan ihtimal. Bu durum geçenlerde nabız tuttuğum Washingtonda da böyleydi; Londra, Paris, ya da Berlinde de farklı değil.Çünkü Kemal Derviş, tarihinin en ağır krizini yaşayan Türkiyede ekonomiyi toparlamaya başlayan bir programa imza atan, uygulanmasında baş rolü oynayan ve gerekli dış krediyi IMFden sağlayan ciddi bir iktisatçı olarak görülüyor.Türkiyenin altına imza attığı bu programın adına isterseniz IMF programı deyin. Değişen bir şey olmaz. Çünkü bu programdan herhangi bir sapma, Türk ekonomisine iyilik getirmeyecektir.Sapma, faizi zıplatır.Borsayı gebertir.Paramızı pul yapar.Bu kadar basit. Eskiden belki vardı. Ama artık popülizm yapacak marjımız kalmadı. Küreselleşmenin de damgasını vurduğu bu dünyada, ancak hesap ve kitapla yol alabilir Türk ekonomisi...Lafı uzatmak yersiz.Bu pencereden bakınca, Tayyip Erdoğanın tehlikeli bir oyun içinde olduğu görülüyor. Çünkü popülizm dozunu artıran bir söylemi vurguladıkça vurguluyor. Bu çerçevede en çok da Kemal Dervişe çattıkça çatıyor.İkisi de yanlış.Tayyip Erdoğan ve takımı hakkında ekonomiyle ilgili olarak zaten yeterince soru işareti var. Buna ek olarak Kemal Dervişi hedef tahtası haline getirmesi de, iç ve dış piyasalarda AKPye ilişkin kuşkuları büyütüyor.Tehlikeli bir oyun bu.Ekonominin altında şu sıralar kurulmuş bir saatli bomba var. 3 Kasım yaklaştıkça tik tak sesleri daha çok kulağa çarpıyor. 4 Kasım sabahından itibaren iç ve dış piyasalardaki belirsizlik ortamı eğer devam ederse, bu bombanın patlaması ihtimali güçlenir.Belirsizlik ortamı uzarsa, faizler düşmez, yükselir. Dış yatırımcılar frene basar, bekler ve 2003ün ilk üç ayında faizlerin seyrine bakarlar. Tayyip Erdoğan farkında mı, bu reel faizlerle ekonomi, Türkiye nereye gidebilir ki?..Kürsüde nutuk atmak, birkaç puan oy uğruna popülizm yapmak kolay.Zor olan, sorumluluk.Zor olan, bizim siyaset yapma alışkanlıklarımızı değiştirmek...Osman Ulagayın dünkü köşesinde Kemal Derviş vardı. AKP ile ilgili kuşkuları yansıtan şu satırlar ilginçti:"Derviş, AKPnin ekonomiyi ve ülkeyi yönetme anlayışının CHPninkinden çok farklı olacağını ve ciddi sorunlar yaratabileceğini vurgulamadan edemiyor. Bizim yerleştirmeye çalıştığımız tarafsız devlet, herkese eşit mesafede devlet anlayışının tam tersini görüyorum AKPde. Şimdi sıra bizde anlayışı var. Bu kez de AKPye yakın işadamlarının öne çıkacağı bir devri başlatma özlemi var ki bu çok sakıncalı. İkincisi, AKPde ekonomik konularda kimin yetkili kimin yetkisiz olduğu, kimin sözüne bakmamız gerektiği de belli değil. Bir AKP ileri geleni kalkıp faiz dışı fazlayı yükseltmekten söz ediyor. Bir diğeri indireceğiz diyor. Ayrıca seçim sonrasında ne olur, kimin sözü geçer, bunları da bilmiyoruz."Durum böyle.Buna bir de AKP kadrolarında uyanabilecek iktidar şımarıklığı ve iç dünyalarının kuytuluklarında saklı geçmişle hesaplaşma hevesleri eklenirse...Tayyip Erdoğan tehlikeli oyunla sorumluluk arasından geçen kalın çizginin farkında mı?Hele bugünkü hükümet, IMF ile ilişkileri bir yerde kopma noktasına getirdikten sonra, hangi sulara doğru yol aldığımızı görebiliyor mu? h.cemal@milliyet.com.tr Kemal Dervişe iç ve dış piyasalarda duyulan bir güven var. Seçim sonrası Dervişin ekonomide birinci elden sorumluluk üstleneceği bir hükümete siyasal ve ekonomik kredi açılması ihtimali bu yüzden fazlasıyla ağır basıyor.