Türkiye çok yorucu bir ülke!

Konu Iraktı, yani savaş!Amerikalı General Tommy Franksin başkent ziyaretinden çıkan sonuç ya da izlenimler sürpriz değildi. Amerikanın kararlılığında herhangi bir değişiklik yoktu. Saddamı devirmek için eninde sonunda Irakı vuracağı anlaşılıyordu.Diplomatik kaynak şöyle dedi:"Ama tek boyutlu bir olay değil ki. Savaş bunun tek boyutu. Diğerleri ne olacak? Diyelim Amerika vurdu, Saddamı devirdi. Sonra ne olacak? Ne kadar biliyoruz, sonrasını?.."Irakta iç savaş patlayabilir mi? Kuzey Irakta ne olacak? Yeni bir Kürt göçüyle karşı karşı kalabilir miyiz? Yeni yeni 11 Eylüller, Baliler yaşanabilir mi bölgede ve dünyada?Saddam devrilirken Körfezdeki petrol altyapısına, örneğin Suudi Arabistana ne kadar zarar verebilir? Bu durum, varil başına ham petrol fiyatlarını 60 dolarlara, 100 dolarlara zıplatıp Batıda bir ekonomik krizi tetikler mi? Bizde turizm ne olur? Ekonomi nasıl etkilenir?Kısacası:Savaş, kıyamete kapıyı açar mı?Bu sohbetten sonra Tayyip Erdoğanın partisinden bir kurucu üye gazetede konuğum oldu. Aynı zamanda milletvekili adayı olan bu AKPliyle sohbet konumuz ilginçti:İslam ve demokrasi...Müslümanlıkta din ve devlet işleri nasıl ayrılır, din siyasete alet edilmekten nasıl kurtulur, İslamiyet ile demokrasi nasıl bağdaşır gibi sorularda düğümlendi sohbetimiz.Ben daha çok dinleyiciydim.Geçmişteki yanlışlar konuşuldu. Özellikle Erbakan Hocayla yakın çevresinin katılığı gündeme geldi. Müslümanlığı, devlet işlerine karıştırmak isteyenlerin hangi yollardan bu amaçlarına erişmek istediklerini tartıştık.Dini yalnız vicdanlarında değil, devlet işlerinde de yaşamak isteyenlerin İslamiyetteki dayanakları nelerdi?Bunlar nasıl aşılabilirdi?Bu sorular ve türban gibi duyarlı konular nasıl kaşınmaz ve soğukkanlı ele alınırsa, zaman içinde sorun olmaktan nasıl çıkardı? Bu da Türkiyeyi nasıl rahatlatır, demokrasiyi yerli yerine oturtabilirdi?Makul görüşlerdi dinlediklerim...Bundan sonra günün üçüncü konusu geldi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin gelecek bildirgesi... Karanlık bir tablo çizmişti Odalar Birliği:İşletilemeyen demokrasi...IMFye muhtaç ekonomi...Çağdışı kamu yönetimi...Kördüğüm siyasi yapı...Dökülen yargı...Odalar Birliği, "Bu karanlık tablo kaderimiz olamaz" diyordu...Yemek sonrası dördüncü sohbet konum kapımı çaldı:Avrupa Birliği ve Kıbrıs...İşi ve mesleği gereği bu konuları yakın takipte tutan bir arkadaşım Ankara ve Atinadan yeni gelmişti. Ankaranın her iki konudaki muhtemel katı tutumundan tedirgindi. Atinada ise BM Genel Sekreterliğinin Kıbrısla ilgili planının müthiş bir kaygıyla beklendiğini söyledi.Dört saatte dört konu:Irakla savaş... İslam, demokrasi, AKP... Ekonomi... AB ve Kıbrıs...Konulara bakın!Hangisini yazayım?Türkiye gerçekten yorucu bir ülke! h.cemal@milliyet.com.tr Sabah vakti ilk sohbetim Ankarayla, Dışişlerinden üst düzeyde diplomatik bir kaynakla oldu.