Uğur Mumcu...

Uğur Mumcu...


Hasan CEMAL

       Yedi yıl geçti aradan. Baktım, hep aynı şeyleri yazmışım. Ne büyük çaresizlik! Cinayet hala faili meçhuller zincirinde bir halka olarak duruyor ne yazık ki. Sevgili Uğur'un özlemi olan terörsüz özgürlük ise hala bir özlem... Kendisini hasretle anıyorum.

Uğur'un 'terörsüz özgürlük' özlemi hala gerçekleşmedi!

       Ölümlerin, hele Uğur Mumcu gibi ölümlerin ardından yazmak çok güçtür. Yedi yıl önce de öyle olmuştu. "Bugün ne yazayım?.." O acılı günde yazıma Sevgili Uğur'un bu cümlesiyle başlamıştım. Terörsüz Özgürlük adını taşıyan kitabının sayfalarını karıştırırken rastlamıştım.
       Şöyleydi:
       "Bugün daktilomun başında yıllardan beri ilk kez ne yazacağımı düşünerek dakikalarca durdum. Elim bir türlü tuşlara varmadı.
       Ne yazayım bugün?
       İnsan içindeki sıkıntılarla boğuştu mu, sözcükler bir dönme dolap gibi beyninizde döner durur. Öyle ki sözcükleri beyninizden, yüreğinizden ve dilinizden çekip daktilo şeridine vuramaz, ak kağıt üzerinde siyah harfleri, siyah sözcükleri dizemez, noktaları, virgülleri koyamaz."
       Uğur'u kaybettiğimiz gün böyleydim.
       Yedi yıl sonra da farklı değil.
       Bilgisayarın başında düşünüyorum:
       Bugün ben ne yazayım?
       Yedi yıldır onu her anışımızda yazdığım yazılara göz attım. Hepsi birbirinin aynı yazılardı. İçlerinden birini çekip köşeme koysam ne fark ederdi ki?..
       Hiç!
       Çünkü değişen bir şey yok.
       Buz üstüne yazar gibi bir duygu bu.
       Yazıyorsun ama değişmiyor.
       Nafile bir uğraş sanki...
       Uğur'un katili hala bulunamadı.
       Onu kaybettiğimizde yazmışım:
     "Madde 1:
       Faili meçhul cinayet kalmasın!
       Katiller yakalandıkça terörün de soluğu kesilecek. Terörizmi yenmek için yapılması gereken öncelikli iş, canilerin adalete teslim edilmesidir. Toplum vicdanını rahatlatacak cezalara bir an önce çarptırılmalıdırlar.
       Ülkemizde demokrasiye işlerlik kazandırılmak isteniyorsa... Devlet ve toplum düzenine hukukun damgası vurulacaksa... İnsan hakları içi boş bir kavram olmaktan kurtarılacaksa... O zaman bu topraklarda faili meçhul cinayetin izi silinmelidir."
       Yıllar geçti ama silinmedi bu iz.
       Faili meçhul ayıbı hala kara bir leke olarak rejimin ve devletin alnında kocaman duruyor. Bu ayıptan kurtulmadıkça, Türkiye'nin terör ve şiddet oyunlarının açık hava sahnesi olmaktan kurtulması çok güç. Katiller karanlıkta dolaştıkça, devlet ve toplum düzenine hukukun değil, şiddet ve terörün gölgesi vurmaya devam eder.
     Terör, insanlık suçudur!
       Bu söz, sevgili Uğur'un. Terörün devlet terörü dahil kızılı, siyahı, yeşili, dindarı, dinsizi olmaz derdi. Herhangi bir terörü gözardı etmenin bu insanlık suçuna iştirakle eşanlama geldiğini haklı olarak savunurdu.
     Papa, Mafya, Ağca isimli kitabını şu satırlarla bitirir Uğur:
       "Silahların sustuğu, düşüncelerin kır çiçekleri gibi özgürce serpilip geliştiği günler ne yazık ki günümüz insanının hiç gerçekleşmeyecek bir özlemi gibi görünüyor.
       Terör ile savaşanlar, hiç olmazsa, insanlığın bu ortak özlemini yüreklerinde taşımalıdırlar. Çünkü yaşama sevinci ve umudu bu özlemden kaynaklanıyor. Silahların sustuğu, düşüncelerin kır çiçekleri gibi açtığı günleri göreceklere ne mutlu!"
     Terörsüz özgürlük isteyen, bunun için yıllar boyu yılmadan usanmadan yazan Uğur'u da sonunda terör vurdu, 24 Ocak 1993'te. Örneğin 1996'da, yine onu anarken aynı şeyleri tekrarlamışım:
     "Uğur Mumcu'ların, Muammer Aksoy'ların, Turan Dursun'ların, Çetin Emeç'lerin, Onat Kutlar'ların, Hiram Abbas'ların, Musa Anter'lerin katilleri bulunmalı. (Şimdi onlara Ahmet Taner Kışlalı da katıldı)
       Türkiye ancak o zaman hukuk devleti olur. Yurttaşları can güvenliğinden, hukukun güvencesinden yoksun yaşayan ülkelere orman kanunları hükmeder.
       Terörün boy attığı bataklık kurutulmalı. Bunun için devleti adam etmek, yoksulluğu, cehaleti ve adaletsizliği yenmek şarttır. İşte ancak o zaman Uğur'un özlemini çektiği terörsüz özgürlük ortamında soluk alıp vermeye başlayacağız."
       Terörsüz özgürlük hala özlem, gerçekleşmedi.
       Ama kavgası durmadı.
     PKK terörü ile Hizbullah terörü konularında son zamanlarda olumlu gelişmeler var.
       Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Başkanı ve Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu dün törendeki konuşmasını şöyle noktalıyordu:
     "Yok etmek cahillere kalsın, var etmek aydınlara yakışır!"
       Evet öyle.
       Sevgili Uğur Mumcu'yu hasretle anıyorum.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr