Washington penceresinden Türkiye...

Washington penceresinden Türkiye...


WASHINGTON


       Amerikan Kongresi'nde Türkiye'yi yıllardır yakın takipte tutan bir Amerikalı. Dün sohbet ederken diyor ki: "Başkan Clinton, 'Ermeni soykırım' tasarısını nasıl engelledi, biliyor musun? Ortadoğu'yla... Kapalı kapılar arkasında, terörün Ortadoğu'da Yahudileri öldürmeye başladığını ve dünyanın bu bölgesinde Türkiye'nin Amerika açısından çok önemli bir dost ve müttefik olduğunu söyleyerek..."
       Arkasından ekliyor:
       "Ermeni tasarısı önümüzdeki yıl yeniden gelecek, (Muhtemelen Şubat 2001'de. Temsilciler Meclisi Başkanı Denis Hastert tasarıyı yine gündeme sokacağını şimdiden açıkladı - HC). Temsilciler Meclisi'nde oylanırsa geçer. Unutmayın, daha bu yakınlarda 'Ermeni soykırım' tasarıları Avrupa Parlamentosu'ndan, Fransız Senatosu'ndan ve İtalyan Parlamentosu'ndan geçti. Bunlar da Amerikan Kongresi'nde etkileyici örnekler olarak alınacak."
       Son olarak uyarıyor:
     "Ve bir Clinton yok artık!"
       Başkan Clinton yok ama Bush ya da Gore olacak. Her ikisinin çevresinde Türkiye'nin önemini gerçekten bilen bir takım var. Üstelik Ortadoğu'da, İsrail - Filistin arasında da durum iyiye değil kötüye gidiyor.
       Öyle ama bir de sorular var:
       'Zayıf başkanlar dönemi' açılmıyor mu Amerika'da? Bölünmüş bir Kongre karşısında eli zayıf, o yüzden lobilerle ilişkisinde manevra alanı dar bir yeni başkan, Türkiye'ye nasıl yardımcı olabilir ki?..
       Kimileri zayıf başkan senaryosunu kabul etmiyor. Teksas Valisi Bush'un seçim sırasında dış politika çevresinde yer alan bir Cumhuriyetçi'yle geçen gün sohbet ederken şöyle dedi:
       "Seçim sonrasında Amerikan halkı yine geleneksel olarak Başkanı'nın arkasında yer alır. Başkan zayıfsa zayıftır. Yoksa seçim sandığından bugünkü gibi çıktığı için, Kongre bölünmüş olduğu için zayıf olmaz bir başkan..."
       Kongre kaynağı ise ekliyor:
       "Lobiler zaten güçlü. Bugünkünden daha fazla güçlü olmaları beklenemez."
       Hangi lobiler var?
       Amerikan Kongresi'nde Türk - Amerikan ilişkilerini zora sokan, Türkiye'nin imajını olumsuz yönde etkileyen lobiler şöyle:
     Rum - Yunan lobisi... Ermeni lobisi... İnsan Hakları lobisi... 'Kürt lobisi' de eklenebilir.
       Türkiye konusunda bütün bu lobilerin birlikte hareket ettikleri malum. Buna karşılık, son 'Ermeni soykırım' tasarısında olduğu gibi Washington'daki Yahudi ve İsrail lobileri genellikle Türkiye'ye destek çıkıyorlar.

Ne yapmalı?

       Washington'daki bir Türk diplomatik kaynağı durumu şöyle özetledi:
     (1) Türkiye'de insan hakları sürecini işletmek...
     (2) Yunanistan'la ilişkilerde dansa devam etmek...
     (3) Kıbrıs'ta 'oyun bozan taraf' olmaktan kaçınmak...
     (4) AB ile ilişkilerde zamanı iyi kullanmaya çalışmak...
     (5) Dış politikayla ilgili gelişmelerde soğukkanlı olmak, provokasyona gelmekten sakınmak...
     Ermeni konusunda ise Dışişleri'nin kağıt üstünde bazı hazırlıkları var. Ancak diplomatik bir kaynak, Ermenistan'daki Koçaryan yönetiminin nasıl reel bir dünyada yaşamadığını, gerçeklerden kopuk zaman tünelinde kaldığını belirtirken dedi ki:
       "Avrupa Parlamentosu'ndan, Fransız Senatosu'ndan, İtalyan Parlamentosu'ndan Ermeni karar tasarılarının birbiri ardından geçtiği, İngiltere'de bu açıdan hazırlıkların su yüzüne çıktığı hassas bir ortamda ne yapılabilir ki?"
       Koçaryan yönetiminin ne kadar yanlış bir yolda, bir çıkmaza doğru sürüklendiği açık. Ancak, Erivan'daki Koçaryan takımının gerçeklerden kopukluğu, Türkiye'nin bazı alanlarda hareketlenmesini engellememeli.
       En başta Türkiye provokasyona gelmesin. Ayrıca, Ermenistan'la yine de sivil toplum kuruluşları arasında kanalların açılması yararlı olabilir. Tarihçilerin çalışmasına olanak verecek ortak bilimsel platformların oluşturulması bir başka önemli konu...

Tepki gösterirken...

       Washington'dan bakınca da farklı gözükmüyor. Beyaz Saray'ın yeni sahibi kim olursa olsun Türkiye'nin demokratikleşme ve insan hakları yolunda hızlanması lazım. Çünkü bu yürüyüş dış politikada manevra alanımızı genişletecek, hem Washington'da hem Brüksel'de, yani Avrupa Birliği'de Türkiye'nin elini güçlendirecek.
       Yani top bizde...
       Türkiye'ye karşı Yunanistan ve AB'deki bazı zorlamalarla, Ermeni konusundaki haksız ve hatalı tutumları elbette tepkisiz bırakmayacağız. Gerekli cevapları hiç kuşkusuz vereceğiz. Ancak akılcı olan, yedi düvelle kavga havasına girmek değil, soğukkanlı davranmak ve her şeyi Türkiye'nin çıkar süzgecinden geçirmektir. Yoksa provokasyona gelir, içte ve dışta bizi yolumuzdan çıkarmak isteyenlerin oyun alanına düşeriz.


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr