Zurnanın zırt dediği yer: Kıbrıs!

AKP lideri Tayyip Erdoğanın dün Atinada Yunanistan Başbakanı Kostas Simitisle buluşması bir başka iyimserlik noktası. AB, Kıbrıs ve Türk - Yunan ilişkileriyle ilgili mesajlar genel olarak umut vericiydi.Beklentileri kırıcı değildi.İktidar lideri Tayyip Erdoğanın, "Yunanistanı tarihi bir rakip değil, yarınların stratejik ortağı olarak görüyoruz" demesi, "Simitisle bardağın boş değil, dolu tarafını konuştuk" diye devam ettikten sonra, "Yunanistanın yanı sıra Türkiye ve Kıbrısın da ABye üye oldukları, aramızdaki sorunların tamamının çözüldüğü günlerin hayalini kuruyorum" diye eklemesi elbette olumlu bir başlangıç...Bir başka iyimserlik noktası:İktidarın şu günlerde verdiği bütün mesajlarda toplumsal mutabakat deyimi geçiyor. Yalnız muhalefetle, CHP ile değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarıyla da diyalog kanallarının işletileceği, örneğin türban gibi gerginlik kaynağı sorunlara gerilime meydan vermeden ve zamana yayarak çözüm aranacağı belirtiliyor.Bunun gibi, Tayyip Erdoğanın her fırsatta "Siyaset sorun çözme sanatıdır, problem üretme sanatı değil" sözünü yinelemesi de yeni bir iktidar anlayışının işareti sayılabilir.Ama karşılıksız kalmıyor bu anlayış.CHP de yeni bir muhalefet anlayışının işaretlerini çakmaya devam ediyor.Nitekim, CHP lideri Baykal dün partisinin ilk Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada, "O alışılmış, engelleyici, kriz çıkarıcı, eski" muhalefet anlayışının artık geçmişte kaldığını, "Sorun değil çözüm üretici siyaset anlayışı"nı benimsedikleri bir kez daha belirtti.Tayyip Erdoğan, Romada olduğu gibi Atinada da, AB üyeliğinin ve bunun gerektirdiği demokratik hukuk devleti adımlarının öncelikli hedefleri olduğunu, Türkiyeyi dünyayla bütünleştirecek bir ekonomik programın uygulanacağını üstüne basa basa tekrarladı.Bu nedenlerle işler iyi!Başlangıç adımları olumlu.Onun için yeni iktidara iç ve dış piyasalarda kredi açılmış durumda. Borsa yükseliyor. Faiz ve kur düşüyor.Ama akıldan çıkarmayın.Bir püf noktası var.Zurnanın zırt dediği yer yani.Tek sözcükle Kıbrıs.Can alıcı nokta burası.Eğer Kıbrısta topa yanlış vurursak, Kıbrısta çözümden kaçarsak bir çuval inciri berbat ederiz. Bugün yükselen çıta, yerini hızla düş kırıklıklarına bırakır.Onun içindir ki:Kıbrısı çözmek zorundayız.Bu da anlaşmaktır.Yani alıp vermektir.Al versiz uzlaşma olmaz çünkü.Bu nedenle Kofi Annan planı ile çözüme yürümektir doğru olan. Tayyip Erdoğanın dün Atinada belirttiği gibi masa başına oturup müzakere etmektir.Çünkü Kıbrısta çözüm Türklerle Rumların, Türkiyeyle Yunanistanın, Avrupa Birliğinin yararınadır. İlgili bütün taraflar bu çözümden kazançlı çıkar.Bu yüzden Tayyip Erdoğanın hayali isabetlidir. Yunanistanla birlikte Kıbrıs ve Türkiyenin de AB üyeliği, yer yuvarlağının bu bölgesinde refah ve barış demektir.Tersini hayal etmek istemiyorum. h.cemal@milliyet.com.tr İşler olumlu seyrini sürdürüyor. Başbakan Abdullah Gülün Bakanlar Kurulu Çankayanın, yani Cumhurbaşkanı Sezerin onayından dün öğleden sonra çıktı. Yeni Cumhuriyet hükümetinin hazırlıklı, dersine çalışmış olarak iktidarı devralacağı anlaşılıyor.