10 Kasım Atatürk günüdür

Atatürk’ü bu yıl da andık. Dangalağın biri iyi niyetinden Atatürk’ün vefatını kutlamıştı da, neyse...
Bir büyükelçi, Bilal N. Şimşir’in son çıkardığı kitap “10 Kasım Günlüğü”dür.
Hastalıktan kaybettiğimiz güne kadar her şeyi en ince ayrıntıya kadar belirtiyor.
Atatürk hakkında dedikodular, söylentiler 28 Aralık 1937 ile 29 Mart 1938 arasında çıkıyor.
Ankara çalkalanıyor.
Haberin Ankara’daki takipçisi Fransız Büyükelçisi’dir.
Bir şey var ama ne?
Evet, Atatürk’ün de şikâyeti vardır.
Bir kaşıntıdan şikâyetçidir.
Sorular hep aynı sorudur: Atatürk’e bir şey olursa on yaşındaki Cumhuriyet ne yapacaktır?
4 Ocak 1938 Salı günü Ankara’dan Paris’e acele bir telgraf çekildi.
Telgrafın sahibi ya da altındaki imza Süreyya Anderiman’ındı.
Cumhurbaşkanlığı özel kalem müdürü.
Telgrafta Fransız Elçisi Suat Davaz’dan acele birkaç ilaç istemektedir.
Telgrafta bu ilacın kimin için istendiği açıklanmıyordu ama başka yazışmalardan birinde bunların Atatürk için ısmarlandığı anlaşılıyordu.
Büyükelçi Davaz ilaçları hemen aldı ve bedelleri olarak 740,65 Fransız Frangı ödedi.
Dikkat edin, bir dahaki yazışmalarda onun adı geçecektir.
Bedelini ödeyin, faturayı gönderin.
Kendisine kitap aldırırken bile kuruşu kuruşuna öderken, ilaçlarının mı parasını ödeyemeyecekti...
Atatürk 22 Ocak günü Yalova’da Prof. Dr. Nihat Reşat Belger tarafından son defa muayene edilmiş, teşhisi konmuştu.
Siroz...
Atatürk ısrarla vücudundaki kaşıntıya çare bulunmasını istiyordu.
Nihat Belger şöyle dedi:
- Müsaade buyurursanız önce zatıâlinizi bir muayene edeyim, sonra kaşıntılar hakkında yorumumu söylerim.
Muayeneden sonra Belger’in teşhisi kesindi.
Bu arada Atatürk’ün isteği üzerine Dr. Neşet Ömer otele geldi, teşhisi ve tedaviyi doğru buldu.
Bu arada Başyaver Celal’le bir ilaç sandık ve maden suları gönderiliyordu.
Atatürk Yalova’dan Bursa’ya geçer.
Muayeneye ve tedaviye orada da devam edilir.
Sonra İstanbul ve Dolmabahçe Sarayı.
6 Şubat 1938 pazar günü nöbet defterinde şunlar yazılıdır.
- Saat 13:30’da uyandılar, gezmeye çıkmadılar ve şunlarla görüştüler.
Büyük bir fırtına vardır, Prof. Belger Nişantaşı’ndaki Dr. Neşet Ömer’i evrakla çağırır.
Yalnız telgrafla değil telefonla da ilaç sipariş edilmektedir.
Her telefon veya her telgrafın son cümlesi hesap kitapla ilgiliydi.
Atatürk o haliyle bile dikkat etmekte, ilaç bedellerinin ödenmesini istemektedir.
Paris-İstanbul ilaç trafiği üzün süre devam etmiştir.
Atatürk hayatında ilk defa hastalığını kabul ediyor ve Başbakan Celal Bayar’a hasta olduğunu söylüyor, 15 Mart 1938:
- Çocuk, ne yapacaksan çabuk yap, ben hastayım.
Ve son reçetenin sözüdür.
Atatürk’ün hastalıkta ananasın suyunu içmesi için meyveyi sıkacak alet bulunamamıştır.
Türkiye’de olmadığı gibi Paris’te de bulamazlar:
- Bugünkü yazısında bildirilen ilaçlar sipariş buyurulan ananas suyu çıkarmaya mahsus alet yerine bir nevi meyve sıkacağı bir alet bulunamamıştır.”
Nihayet mukadder son gelir.
Ananasın suyunu çıkaracak alet maalesef bulunamamıştır.