DEĞER Mİ?

Salı günleri “haftanın siyasi icmali için” televizyonları kaçırmamaya bakarız.
Çünkü her salı partilerin Meclis’te grup toplantıları vardır.
Partiler ne yapmışlardır ve ne yapacaklardır?
Geçen salı günü CHP grubu vardı ve konu elbette Yüce Divan’dı.
Yolsuzluk üzerine dört Bakan’a Kılıçdaroğlu öyle bir
yükleniyordu ki...
“Hırsızları korumak için sivil toplum örgütünü kurdular.
Geçen gün gazetede bir ilan vardı herhalde gördünüz. Sivil dayanışma platformu.
Başbakan’a sorun, bu ilanın parasını kim ödüyor, bu platform nereden besleniyor?”
Kılıçdaroğlu giderek şiddetini artırıyordu.
Aslında söyledikleri iki cümleyle özetlenebilirdi:
“Eğer yapmadıysan, git hesabını Yüce Divan’da ver, niye kaçıyorsun?
Size acıyorsam namerdim, çocuklarınıza acıyorum.
Neye inanıyorsanız, saygı duyuyorsanız, vicdanınıza sorun, ona göre oyunuzu kullanın.”
Kılıçdaroğlu coştukça coşuyordu.
Bre bre bre... Davutoğlu’nun güzel sözleri var.
“Milletin hakkına uzanacak eli kardeşimin olsa koparırız.
Bre Bre Bre!”
Herhalde gruptan da ağır konuşma diyenler vardı ki:
“Bunlara acıyorsam namerdim.”
Kılıçdaroğlu’nun hedefi komisyonda
Yüce Divan yolunu kapayan Ak Parti milletvekilleriydi.
“Akşam eve gittiğinizde eşinizin yüzüne nasıl bakacaksınız?
Hangi yüzle çocuklarınızın yüzüne bakacaksınız?
Sizde vicdan yok mu, utanma yok mu?
Çocuklarınız ne diyecek?
Sizin torunlarınız size ne diyecekler?
Size acıyorsam namerdim, çocuklarınıza acıyorum.
Ahlaklı, namuslu ve şerefli insanlar üzerlerine toz konduğunda adalete başvururlar.
Sizde bunlardan yok mu?
Dört bakanı Yüce Divan’a gitmek istemeyen iktidar Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır mı?”
Şimdi biz Kılıçdaroğlu’nun ilk defa bu kadar acı ve sert konuştuğuna rastladık.
Belki vardır ama biz hatırlamıyoruz.
Belki öyle bir sebeple coşuyor ki haklıdır da.
“Bu iftiradır.
O zaman git hesabını ver
Kuru kuruya iftira demekle iftira olmaz.”
Bir türlü anlaşma olmuyor.
***
Bir de şimdi darbe lafı çıktı.
Darbenin eli kulağındaymış.
Bu nasıl darbe?
Hiç mi darbe görmedik?
Darbenin böylesini hiç görmedik de...
27 Mayıs, 21 Mayıs, 22 Şubat, 12 Eylül yoksa biz bunları yaşamadık mı?