Kadıköy Müzesi

Çocukluğu-muzda vapurdan inince tam karşımıza güzel bir bina çıkardı.
Önce belediye, sonra kaymakamlık oldu.
Şimdi orada Kadıköy Müzesi kuruldu.
Bu bina 1913’te Kadıköy belediye binası olarak yapıldı.
Kaymakamlık olarak da kullanıldı. Emniyet amiri de içindeydi, birkaç arkadaş için gitmiştik.
Şimdiki müzede yetmiş bin kadar kitap ve dergi koleksiyonu var. Celal Bayar’ın kızı Nilüfer Gürsoy otuz bin kadar kitap ve ayrıca bin beş yüz kadar müzik kaydı da bağışlamıştır.
Emekli büyükelçilerden Hamit Batu, Ömer Ersu, Veysel Versan, edebiyatçı Ferit Edgü, Özdemir İnce, Fakir Baykurt’un kızı Işık Baykurt, Ahmet Kutsi’nin kızı Leyla Tecer, Haldun Taner’in eşi Demet Taner, eski bakanlardan Cahit Kayra, akademisyenlerden Prof. Sencer Divitçioğlu, Prof. Mete Tunçay, Prof. Yıldız Demirel bağışçılardır.
* * *
Etkinlikler müzenin bilimsel koordinatörü Prof. İlber Ortaylı’ya aittir.
* * *
Bu binaya müze olmanın dışında kültür merkezi denilebilir. İlgi çekecek söyleşiler, sempozyumlar yapılmaktadır.
1 Kasım 2014 Cumartesi günü saat 15:30 ile 18:00 arasında önemli bir sempozyum yapılacak.
Bu sempozyumun özelliği Birinci Dünya Savaşı’yla aynı tarihe denk gelmesidir.
Yani 100. yıl...
Bu sempozyumda emekli büyükelçi Şükrü Elekdağ, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski bakanı Cahit Kayra, Prof. Dr. Cezmi Eraslan, Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, Prof. Dr. Selçuk Esenler, Prof. Dr. Ferhat Güvenç, Doç. Dr. Sevtap Demirci, Prof. Dr. Ali Satan konuşma yapacaklardır.
* * *
Türkiye’de herhalde bazılarına göre öyle anlamsız işler yapılıyor.
Mesela Murat Katoğlu ile Aslı Ayhan’ın birlikte hazırladıkları “Operanın Türkiye’deki Hikâyesi - Opera - Bale Afişleri(DenizKültür Yayınları).”
* * *
Opera deyince çok kişi kendini yabancı hisseder. Oysa II. Abdülhamit klasik Batı müziği hayranıdır. Yıldız Sarayı’nda bir tiyatro bile yaptırmıştır.
İlk defa ödeneği devlet tarafından karşılanan opera topluluğu da onun döneminde bir araya geliyor.
Murat Katoğlu ile Aslı Ayhan’ın ortaklaşa hazırladıkları kitapta bunların afişleri de var.
Kitapta 20. yüzyıl Cumhuriyet Türkiye’sinde oluşan milli opera topluluklarının 1941’den bu yana yaklaşık yetmiş yılda yüz elli kadar opera oynadıklarını görüyoruz.
Kitaptan öğrendiğimiz bir de Türk opera bestecilerinin yetişmesi ve otuza yakın çeşitli opera ve bale eseri yazılmış olmasıdır. Kitap opera ve bale hakkında bilgi edinmek isteyenlerin başvuracakları bir başucu yapıtıdır.
Bizden de ufak bir ek, içeriğe değinme haddimiz yok ama baskısı ve dış görünüşü bakımından az rastlanan bir eser.