Kılıçdaroğlu ve iki adam...

Bir politikacının yıldızı parladı mı, iktidara yaklaştı mı, nedense önce akrabaları, hısımları, sonra arkadaşları gündeme gelir.
Aranan nedir?
Politikacının yakını olmak, onu nerelere getirmiş?
Yani “torpil”in gücü...
Yer mi değiştirmiş, mevki makam mı değiştirmiş, ev mi değiştirmiş, eş mi değiştirmiş?
Hepsi didik didik didiklenir...
“Nereden nereye geldi?” diye...

Ama bunun tersi hiç görülmemişti, onu da gördük, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun kardeşi, bir inşaatta bekçilik yapıyor diye gündeme geldi.
Genel başkanın kardeşi bekçilik yapar mı?
Niye yapar?
Alışılmamış bir durum.
Bunun altında ne yatıyor?
Tersine öyle alışmışız ki!

Neredeyse adamdan hesap sorulacak:
“Ayıp değil mi, bekçilikten başka iş bulamadın mı?”
“Kardeşine doğru dürüst iş bulamayan, nerede kaldı seçimi kazanacak!”
“İşte bunların sosyal demokratlığı budur...”
Adam da bunalmış, her gün bir haber, çalışıp emeğinin karşılığını almak suç, işi bırakmış.

Bu defa başka bir laf:
“Kılıçdaroğlu’nun kardeşinin çalıştığı firmaya baskı yapıyorlar.”
Bakalım şimdi ne çıkacak?
Oysa kendi isteğiyle, aynı firmada iş değiştirmiş!

Kılıçdaroğlu’nun başı dertte.
Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün yeter...
Adamın her gün bir marifeti var.
Son marifeti, Kurtuluş Savaşı, Anadolu’daki Rum ve Ermenileri temizleme harekatıdır!!!
Cevap verilmeye değmez ama sorulur:
“Yunan orduları niye Anadolu’ya çıktı? Onları da kırmızı dipli balmumuyla Türkler mi davet etti?”
Peki, Kılıçdaroğlu ne yapmış?
Çağırmış adamı kulağını çekmiş:
“Bir daha böyle konuşma!”
Bravo, kulağını çekmiş işte, kulağından çekip dışarı atacak değil ya!
Demek CHP Genel Başkanı’na bu yakışıyor.