Vural Savaş’ın müjdesi var!..

PROF. Yaşar Nuri Öztürk’ün satış rekorları kıran kitabının adı “Allah ile Aldatmak” idi.
Yargıtay onursal C. Başsavcısı Vural Savaş’ın da son kitabının adı aynı:
“Hukuk(!) ile Aldatmak”(x)
Öztürk’ün kitabı daha önce çıktığı için Savaş’ın ondan esinlendiği açık, bir fark var, daha doğrusu bir ünlem işareti var.
* * *
YIL 1999, henüz izinsiz telefon dinleme suç haline getirilmemiş, “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez” hükmü Anayasa’nın 38. maddesine henüz konmamış...
Vural Savaş, Fazilet Partisi’nin kapatılmasıyla ilgili soruşturmayı yürütüyor, eline çok önemli bir delil geçiyor, parti yöneticilerinden Yasin Hatipoğlu ile Genel Başkan Erbakan’ın araç telefonuyla yaptıkları konuşmanın kaseti...
Başsavcı, Prof. Dr. Feridun Yenisey’e bilirkişi olarak başvuruyor, görüş istiyor.
Prof. Yenisey raporunu gönderiyor:
“FM radyo alıcıları tarafından dahi alınabilen araç telefonlarından elde edilen konuşma kayıtları tüm demokratik ülkelerde delil olarak kabul edilmektedir. Bu konuşmalarda makul bir kişinin gizli tutma iradesinden bahsedilemez.”
* * *
BAŞSAVCI, bu görüşü aldıktan sonra, Fazilet Partisi’nin kapatılmasına ilişkin olarak açtığı davaya raporu delil olarak sunuyor.
* * *
EVET, ama Anayasa Mahkemesi böyle düşünmüyor 6’ya karşı 5 oyla özetle şu kararı veriyor:
“Anayasa’nın 22. maddesine göre, haberleşmenin gizliliği esastır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz gerekçesiyle, söz konusu kasetin hükme esas alınmamasına karar vermiştir. Yargıtay’ın uyum gösteren içtihatları da aynı doğrultudadır.”
Bugünkü durum ise...
Dinlenen telefon konuşmaları kâğıda geçirilip dağıtılıyor, neredeyse işportaya düşecek. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Dinlenmek istemiyorsanız, konuşmayın!” diyor! Ergenekon davasına bakan mahkemenin Başkanı Köksal Şengün’ün söyledikleri tarihe geçecek özlü sözlerden:
“Hâkimin (telefonla) dinlenmediğini kim iddia edebilir ki!”
* * *
VURAL Savaş’a göre, kanunlara aykırı şekilde elde edilen delillerle, alenen faşist devletlerde olduğu gibi, kişiler gözaltına alınmakta, tutuklanmakta hatta haklarında davalar açılmaktadır. Ceza Mahkemesi Kanunu’nun 8. maddesine aykırı biçimde, aralarında hiçbir bağlantı bulunmayan kişiler ve suçlara ilişkin olarak aynı iddianameyle kamu davası açılmaktadır.
* * *
ESKİ Başsavcı böyle diyor.
Bir de müjdesi var!
Kimlere mi?
Eşhas kalabalık, Sayın Başsavcı sizlere tanıştırsın:
“Bazı eşcinsellere, liberal geçinen yazarlara, İkinci Cumhuriyetçilere, emperyalizmin ülkemizdeki tüm uşaklarına bir müjde (!) vermek istiyorum: Böyle iktidarlar, Anayasa ve yasalarımızı hiçe sayarak görev yapan hukukçular oldukça, daha pek çok vatansever insanımız hakkında dava açılır ve cezaevini boylarlar, sizler de kına geceleri düzenlemeye devam edersiniz. Bakalım son gülen kim olacak?”
Ona ne şüphe Sayın Başsavcı, şüpheniz mi var?
Son gülen kim olacak?
Şimdiye kadar, kimler gülmüşse onlar...
1950’den sonra şöyle bir bakın, istisnalar kuralı bozmaz ki!
————
(x) Bilgi Yayınları