Geri Dön

İspanya ve Blanco'ların yası...

İspanya ve Blanco'ların yası...

Nilgün Cerrahoğlu

PEDER Gomez - Acebo ayinden yeni dönmüştü. Üçüncü katta, kilisenin kitaplığında, tam eli bir kitaba uzanmıştı ki - birden büyük bir patlama duydu. Pencereye koştu. Gözlerine inanamıyordu. "Dodge Dart" marka iki tonluk bir araba, teras katına doğru uçmaktaydı.
Ölüleri takdis etmek için kullanılan "kutsal yağı" da kaparak sokağa çıktı Peder Gomez. Kapının önünde, Peder Berzal'la karşılaştı. "Terasa uçan arabayı gördün mü?" diye sordu arkadaşına.
Berzal'ın yanıtı kısa oldu:
"Gördüm. Seçebildiğim iki ayrı eli de takdis ettim..."
Peder Berzal'ın takdis ettiği ellerden biri Başbakan Carrero Blanco'ya aitti. ABD büyükelçiliğinden 100 metre ötedeki Claudio Coello sokağında 35 metre yüksekliğe uçan araba, yerde 75 metrekarelik bir çukur açmış, mahallenin su borularını patlatmıştı. Sel altında kalan sokak, sona eren 40 yıllık Frankizmin simgesiydi aslında.
Ayrılıkçı ETA militanlarının, ABD büyükelçiliğinin burnunun dibindeki bir sokakta, 6 ay boyunca "gizli gizli (!)" tünel kazarak döşedikleri mayın, Frankizmi Franco'dan sonra sürdürebilecek "tek varis" Carrero Blanco'yu yok etmişti.
Blanco'nun cenazesinde hüngür hüngür ağlamıştı bu yüzden Franco. Yaşamında duygusallığa yer vermeyen, ölüm fermanlarını eli titremeden imzalayan, korku ve endişeye pabuç bırakmayan "Generalissimo" hislerini gemliyememişti. Rejim ve hayatının sonuna geldiğini biliyordu çünkü.
* * *
O olaydan bu yana 24 yıl geçti. Franco öldü. İspanyollar "mucizevi bir demokrasiye geçiş" yaşadılar. "Demokrasiye geçişin" en temel, vazgeçilmez unsurlarından biri olarak da, Basklara özerklik verdiler.
Şimdi, "Eee ne oldu?" diyebilirsiniz, "Ne değişti? Terör bitti mi?"
Doğru. Geçtiğimiz pazar günü gene ölüm saçtı ETA. Ne var ki bu kez ayağa kalktı İspanya. Boğa güreşçileri denli genç, güzel, yakışıklı bir genci vurmuşlardı üstelik. Tesadüfe bakın ki, onun adı da "Blanco" idi: Miguel Angel Blanco.
Miguel Angel Blanco, Carrero Blanco
gibi bir rejim adamı, sistem adamı değildi ama. Halktan biriydi o. Belediye encümeni üyesiydi ama önemli bir politikacı değildi. Bask ülkesine sonradan göç eden fakir bir işçi ailesinin oğluydu.
* * *
İKİ Blanco'nun "kimlikleri" arasındaki bu çarpıcı fark, ETA'nın yıllar içinde düştüğü çaresizliğin en büyük göstergesi.
1973 yılında ETA, diktatörün halefini ortadan kaldırdığında, bugünkü gibi İspanya'daki demokratik kesimlerin tepkisini almak bir yana, bilakis sempati toplamıştı. Franco'dan kurtulmak isteyen İspanyol demokratları, demokrasiye geçişi "Bask sorununun" ipoteğinde görüyorlardı o yıllarda. Bask halkına yıllarca demir yumruk uygulayan dikta rejimine karşı girişilen mücadeleyi özünde "haklı" buluyorlardı. İspanyol solu ve demokratlarına göre, Carrero Blanco suikastı, "diktaya başkaldırı" ile eşanlamlıydı.
Franco'nun ağladığı Carrero Blanco'nun cenazesinde, Miguel Angel Blanco'ya yaktıkları ağıtı yakmadılar bu yüzden.
Televizyonlardan izlediniz. ETA'ya karşı bu kez milyonlar yürüdü. Yalnız bayraklarla sokağa fırlayıp, hamasi bir milliyetçilik yapmadı İspanyollar. Yaslarını, tepkilerini çeşit çeşit "sivil yöntem" ve "simgelerle" ifade ettiler. Pencerelerden astıkları beyaz çarşafların üzerine siyah bayraklar astılar, mesela. Gazete sayfaları ve TV spikerlerine yas simgesi siyah fiyonklar iliştirdiler. Ve her yıl bekledikleri, ünlü "Pamplona boğa bayramını" bile iptal ettiler.
* * *
NEDEN ve nasıl oldu bunlar?
Çünkü ETA arkasındaki tüm siyasi desteği kaybetmiş olan bir örgüt artık. 24 yılda 800 kişinin canını alan sinsi terör saldırılarına rağmen, Bask sorunu İspanya'da "siyasi çözüme" ulaşmış sayılıyor. Madrid'den tüm demokratik haklarını alan Bask halkı kimse tarafından "mağdur" sayılmıyor artık. Frankocu yıllarda her türlü baskıya maruz kalan Basklar, bugün ülkenin en gelişmiş özerk yönetimine sahip. Bask kimliği ve Bask halkını temsil eden siyasi güçler ulusal parlamentoda temsil ediliyor. Okullarda Bask dilinde eğitim serbest. Yörenin, Baskça yayın yapan iki TV kanalı var. Belli ölçüde mali özerkliğe sahip yerel yönetim, kaynaklarını bölgenin altyapı ve eğitim harcamaları için kullanabiliyor. Güvenlik alanında ise, İspanyol ulusal güvenlik güçleri ile Bask polisi birlikte hizmet veriyorlar.
Yalnız İspanya değil, tüm Avrupa ve Batı kamuoyu bu yüzden artık ETA'ya sadece "gözü dönmüş bir avuç cani" gözüyle bakıyor. Bask halkı dahil, terör örgütünün arkasındaki kitle desteği hepten yitirilmiş durumda. Bu da, ETA'nın siyasi mücadeleyi kaybetmesi anlamına geliyor.
Demokrasi ve siyasi çözümün en büyük başarısı bu! Üzerinde düşünmek gerekiyor...

Yazara Emailcerrahoglu@milliyet.com.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber