Geri Dön
YazarlarKelimeler uyuşturur!

Kelimeler uyuşturur!

Kelimeler uyuşturur!

1 Kasım 1998
Emre AKÖZ

Canki yazar William Burroughs dilin uzaydan gelen bir virüs olduğunu söylemişti. Çağdaş edebiyatı olduğu kadar Laurie Anderson ve Bono gibi avangard çalışmalar yapan müzisyenleri de derinden etkileyen bir düşünür - yazar olan Burroughs'un bu sözle tam olarak neyi kastettiği üzerine master tezleri yazılabilir.
Bense, "dil"in demeyelim de, "kelimeler"in bir virüs gibi yayıldığına geçenlerde bir kez daha şahit oldum. Fransızca ya da Almanca bilmeyen, şu sıralarda İngilizce öğrenmek için çaba sarfeden, kursa giden genç bir arkadaşım, sohbet sırasında, gayet doğal bir biçimde "mazoşist" deyiverdi. Dedi ve kesintisiz kırbeş dakika saat süren bir söylevin zorunlu dinleyicisi haline geldi. Biliyorsunuz, ruhsal ve bedensel acı çekmekten hoşlanan, hatta bundan cinsel bir zevk alan insanlara "mazohist" adı veriliyor. Diyeceksiniz ki, "Ha mazohist ha mazoşist, ne fark eder; ikisi de aynı şeyi anlatmıyor mu?"
Gerçekten de bu iki kelime aynı nesneyi işaret ediyor. Ancak neden medyada ikisinin birden kullanıldığını ve çoğunlukla da "ş"li olanının tercih edildiğini (ki az sonra göstereceğim gibi yanlıştır) hiç düşündünüz mü?
Önce biraz tarih ve dil bilgisi...
Mazohizme adını veren kişi bir Avusturya soylusu olan Leopold von Sacher - Masoch'dur. 1836'da doğmuş, en ünlü yapıtı olan "Kürklü Venüs" 1869'da yayınlanmıştır. "Kürklü Venüs" özetle Severin ile Wanda'nın öyküsüdür. Acıdan zevk alan Severin, kadının kölesi olmak ve onun tarafından kırbaçlanmak ister. Bu talebe önceleri karşı çıkan Wanda daha sonra kendisini oyuna kaptırır. Aralarında bir köle - efendi anlaşması bile imzalanır. "Müstehcen" ya da "porno" sahnelerin bulunmadığı bu roman Attila İlhan'ın editörlük yaptığı dönemde Bilgi Yayınevi tarafından Türkçe'ye kazandırılmıştı.
Ünlü Alman psikiyatrist Krafft - Ebing, kitabın yazarından yola çıkarak, cinsel zevk almak üzere başvurulan bu "sapkın" yola "mazohizm" adını vermiştir.
Peki niye mazoşizm değil de mazohizm? Cevap çok basit: Adamın adı Masoch. Almanca'da "s" harfi "z" olarak okunuyor. "Ch" ise bizdeki "h" harfine tekabül ediyor. Eğer adamın adı "mazoş" olsaydı, o vakit Almanca'da "Masosch" olarak yazılırdı.
Buraya kadar anlaştık. O halde soru şu: Hangi cahil çıkardı bu mazoşizm lafını? Efendim bunun nedeni cehalet değil; tam tersine entellektüel dünyamıza uzun yıllardır Fransız kültürü almışların hakim olması...
Olay şöyle gelişiyor: Fransızlar, tüm etnosentrik eğilimleriyle, nerede "ch" harflerini görseler "ş" diye okuyorlar. Adamın adı da Masoch şeklinde yazılıyor ya, "mazoş" deyip geçiyorlar. Bizim frankofonlar geri kalır mı? Bu durumda onlar da kavramı, sorgulamadan "mazoşizm" diye kullanıyorlar. Bazen düşünürüm, Karl Marx'ın soyadı March olsaydı ne yapardık? Marşlı, vitesli bir Marksizm tartışması düşünsenize! Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği noktaya: Bizim aydınlar neden Fransa ve Fransızca hayranıdır? Bunun iki temel nedeni var:
İlk olarak... Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, hemen hepsi devlet kökenli olduğundan Fransızca öğrenmişlerdir. Çünkü 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında diplomasi dili Fransızca'ydı. Okularda Fransızca öğretilirdi. Bunda da belirleyici olan GS Lisesi - Mülkiye çizgisidir. Gelelim ikinci nedene. Ama önce bir soru: Osmanlı ve Cumhuriyet üzerindeki onca İngiliz ve Alman etkisine rağmen Fransa hayranlığı nasıl ortaya çıkıyor? (Hatırlayın yazmıştık, İngiliz dili ve edebiyatı profesörü olmasına rağmen Mina Urgan, seçmek durumda kalsa Fransızca'yı tercih edeceğini söylüyordu.) Cevap özetle şöyle: Fransa'da çok güçlü, merkeziyetçi, tepeden inmeci bir devlet var. Fransız Devrimi sırasında dini örgütleri tepelemiş, halkını döve döve "aydınlatmış" bir devlet. İşte bu devlete, onun toplum ve siyaset anlayışına bizim entellektüeller bayılıyor.
Bazıları bizim frankofon aydınların, 1789 Fransız Devrimi'nin ünlü "özgürlük, kardeşlik ve eşitlik" sloganından dem vurmasına bakarak onların "demokrat" olduğunu sanır. Tam tersine, hemen hiçbiri değildir! Urgan'ın İngilizce'den vazgeçmesi gibi, onlar da "son tahlilde" (hatta anında, daha ilk krizde) demokrasiyi harcamaya hazırdır.
İşte mazohizm yerine mazoşizm virüsünün dilimize yerleşmesinin kısa özeti budur. İngiliz yazar Rudyard Kipling ne demişti: "İnsanın kullandığı en güçlü uyuşturucu kelimelerdir."

e-mail:eakoz@milliyet.com.tr
faks: 0212 5056431

Elektrik faturalarında yeni dönem! Bakan Dönmez duyurdu
Antalya'yı fırtına vurdu! Uyarı üstüne uyarı geldi
Gündem olan düğünle ilgili damat konuştu: 'Eşim istemedi...'
Slovakya’da 3. doz aşı yaptıranlara para verilecek
Erdoğan'dan Müşterek Kuvvet Komutanlığı'na ziyaret
‘Bitrota’ soruşturmasında yeni gelişme! İstanbul'a getirildi
Son dakika... İran'ın savaş gemisi battı!
Tarihi Galatasaray - Fenerbahçe derbisinde tam 7 gol! 8 dakikada hat-trick yaptı
Türk-İş'ten asgari ücret mesajı! Bu rakamın altında...
18 yıl perde açmadı! Cesetlere yaptıklarına duyanlar inanamadı
Almanya'da Serdar Dursun patlaması! 'Frankfurt için bir şans'
Bu görüntüler İstanbul'dan! ‘Cansiperane vaziyette görev’
İrem Derici'ye nazar değdi! 'Ölü gibi yatıyorum'
Boşandılar ama kopamadılar! Merve ile Gürhan...
Yeni yıl için kurumsal hediye önerileri