Halkı zehirleyen asla affedilmesin!

17 Şubat 2020

Önceki hafta Buca ve Çiğli’de tavuk döner satışı yapan işyeri ve mutfağa yapılan baskınlarda, tuvaletin yanında, yerlerde hiçbir koruyucu önlem alınmadan kullanılan tonlarca tavuk ve hindi eti imha edilmişti.

6 Şubat 2020 Perşembe günü manşet yaptığımız, “Buca zabıtasından ‘Korku filmi’ gibi döner baskını” haberi ve Çiğli’de önceki gün gerçekleşen denetim sonrası onlarca okurumuz gazetemizi aradı. Buca Başkanı Erhan Kılıç ve Çiğli Başkanı Utku Gümrükçü ile ekibine teşekkür ettikten sonra, “Bu operasyonlar sık sık yapılmalı. Başkanların, ‘Gıda terörüne karşı yaptırımlarımız devam edecek’ açıklamasına da sonuna kadar destek veriyoruz. İzmirliler olarak operasyonların Konak başta olmak üzere diğer ilçelerde de yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Sık sık denetlenmeli’

İçlerinde gıda mühendisi olan bir okurumuzun da bulunduğu İzmirliler, istek ve önerilerini şöyle dile getirdi: “Konak’ta halkın yoğun olarak yaşadığı Kemeraltı, Çankaya, Güzelyalı, Hatay, Tepecik, Basmane ve Alsancak’ta onlarca döner ve benzeri ürün satan işyeri var. Kırmızı et fiyatları 50, tavuk fiyatları ise 20-25 liraya ulaştı. 2 ile 4 lira arasında yarım ekmek veya dürüm tavuk döner, 5-6 liraya da yarım ekmek veya dürüm kırmızı et (!) döner satılıyor. Mümkün değil. Özellikle bu fiyatlara satış yapan işyerleri sık sık denetlenip örnekler alınmalı. Daha önce yapılan denetimlerde, bazı dönercilerin soya kıymasını ve tavuk etini (!) lohusa şekeri ile renklendirip ‘et döner’ diye sattıkları tespit edildi. Bu tür etler (!) çok pişirildiğinde kanserojen risk taşıyor. Çiğ kalırsa da ishal ile mide ve bağırsak rahatsızlıklarına yol açıyor. Hatta döner diye takılan etlerde hayvan iç organları, bağırsak, hayvan tırnağı, tavuk kırıntılarından soya kıymasına kadar her şey çıktı. Bu tür sahteciliklerin bedelini halk olarak biz sağlığımızla ödememeliyiz. Vatandaşların bu ürünleri sağlıklı olarak yemesi için, yetkili ve ilgili birimlerin denetimlerini kısa aralıklarla yapmalarını öneriyoruz.”

Yazının devamı...

Bir kap su ve bir kap yemek koyun

14 Şubat 2020

Bu çağrıyı Hayvan Hakları Konfederasyonu Kurucular Kurulu (HayKonfed), Marmara Hayvan Hakları Federasyonu (MarmaraFed), Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu (AnadoluFed) ve Ege Hayvan Hakları Kurucular Kurulu (EgeFed) yaptıKış ayları olumsuzluklarının devam ettiği şu günlerde hayvanseverler, susuzluktan ve açlıktan ölen hayvan sayısının her geçen gün arttığını belirterek, bu çağrıyı bir kez daha yapmamızı istedi. Sözlerine, “Kırmızı çatılı, avlulu, bahçeli evler, her yerinde şarıl şarıl akan çeşmeleri olan Arnavut kaldırımlı sokaklar hayatımızdan çıktı, yerini beton-demir-asfalt üçlüsü olan koca koca kapılı binalar aldı. Sahipsiz hayvanların yaşam alanlarını yok etmekle kalmadık, yaban hayvanlarının yaşadığı ormanları ve içindeki göletleri de bir bir yok ettik” diye başlayan Hayvan Hakları Kurulu üyeleri şunları söyledi:

Katılım bekliyoruz
“Her Kapıya Bir Kap Su Konsun, Dünya İyilikle Dolsun”, sloganıyla başlattığımız kampanyamızı vatandaşlarımıza, kurumlara ve resmi kuruluşlara ulaştırmayı sürdüreceğiz. Bu slogan ile ilgili görselleri sosyal medyada kitlelere paylaşıyor, afiş ve broşür olarak basımını yapıp dostlarımıza yolluyoruz. Belediyelerden ve kurumlardan billboard olarak asılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, bu sloganı müzikli mini şarkı haline getirip, radyolarda ve özellikle küçük ilçe ve yerleşim alanlarında belediyelerin hoparlörlerinden de çaldırıp, anons sistemli arabalar ile topluma müzikli olarak iletmeye çalışıyoruz. Bu nedenle Hayvan Hakları Konfederasyonu Kurucular Kurulu olarak tüm vatandaşlarımıza, çağrımıza destek olmalarını ve katılımlarını bekliyoruz. Birçok belediyemizin yaptığı özellikle sahipsiz kediler, köpekler ve kuşlar için sulukları çoğaltmasını, bunları yapmayanların ele almasını bekliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın il ve ilçelerimizdeki yetkililerinin de göletleri, ağaçları yok edilmiş alanlarda yaban hayvanları için yalaklar, suluklar yapmalarını talep ediyoruz. Bunun dışında bazı kurum ve kuruluş önlerinde, özellikle hastane, sağlık ocakları ile duvar kenarlarına sığınmaya çalışan canlara da zarar verilmemesini istiyoruz.”

Milliyet Ege olarak, biz de gazetemizin ulaştığı tüm il ve ilçelerdeki belediye başkanlarına bu çağrıya destek olmalarını öneriyoruz.

Yazının devamı...

VERBİS’e kayıt bir kez daha uzatıldı

10 Şubat 2020

Veri Sorumluları Sicil Bilgi Sistemi’ne (VERBİS) yapılan kayıt başvurularının büyük bir bölümünde belirlenen hatalar ve mevzuata aykırı başvurular yüzünden tarih değiştirildi. Süre, 30 Haziran 2020’ye kadar uzatıldı.

Ertelemeyle ilgili bilgilendirmede, “VERBİS’e iletilen birçok bildirimde kişisel veriler ile işleme amaçları, alıcı/alıcı grupları, veri konusu kişi grupları, alınan teknik ve idari tedbirler, yeterli önlemler, yurtdışına veri aktarımı ve saklama sürelerinin örtüşmediği, bu konuda ciddi yanlışlıklar ve mevzuata aykırılıklar görülmüştür” deniliyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre; verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan kişiler ‘veri sorumlusu’ olarak adlandırılıyor.

Para cezası var

KVKK’dan yapılan, ertelemeyle ilgili açıklamaya göre, yıllık çalışan sayısı 50’den veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon liradan çok olan veri sorumluları ile yurtdışında yerleşik tüm veri sorumlularının VERBİS’e kayıt olmaları için tanınan süre, 30 Haziran 2020’ye kadar uzatıldı. Ayrıca yurt dışında yerleşik gerçek ve tüzel kişi sorumlularına sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeleri için verilen süre de aynı tarihe, yani 30 Haziran 2020’ye ertelendi. Yıllık çalışan sayısı, 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon liradan az olup ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan, gerçek veya tüzel kişi sorumlularına, sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeleri için verilen süre de 30 Eylül 2020’ye çekildi. Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumlularına sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeleri için verilen sürenin de 31 Aralık 2020’ye kadar uzatılması kararlaştırıldı. Gerçek kişi veya şirketlere, VERBİS üzerinden sicile kayıt yaptırmamaları durumunda; ‘Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre 20 bin ile 1 milyon 470 bin lira arasında idari para cezası verilecek. Bu yaptırım, istisna olmadığı durumlarda kayıt yaptırmayanlara uygulanacak.

İnternet ve e-devlet’ten de giriliyor

7 Nisan 2016’da yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kişisel verilerin işlenmesinde, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlıyor, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları kuralları düzenliyor. Kişisel verilerin elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması veya sınıflandırılması gibi her türlü işlem, kişisel veri işleme olarak kabul ediliyor. Kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişiler, kurumun internet sitesi (www.kvkk.gov.tr) üzerinde yer alan VERBİS modülü veya e-devlet platformu üzerinden VERBİS’e kayıt işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebilecek. Özellikle veri sorumlusu şirketlerin veri envanteri çıkarması gerektiği ve bu işlemin profesyonel olarak yapılmasının elzem olduğu ifade edildi.

Yazının devamı...

Çalışan anneye 7824 lira

3 Şubat 2020

Proje, 81 il içinde yedi pilot kentte uygulanacak. Bölgemizde sadece İzmir’de ikamet eden anneler bu ödenekten yararlanacak. Miktar, asgari ücret artışına göre zamlandı.

Çalışan kadının kariyer yaparken evlenip çocuk yapmaktan vazgeçmemesi için doğum yapana devlet desteğinin verileceği belirtildi. 2020 yılında doğum yapan anneye devlet desteği rakamı artış gösterdi. Ayrıca, yeni destekler de var. Eğer çalışıyorsa, toplamda dört destekten de faydalanabilecek. Çalışmayan anne, sadece iki destek alabilecek. Asgari ücrete gelen yüzde 15.03’lük zam ile birlikte işsizlik maaşı, kıdem tazminatı, SGK prim ödemesi, doğum izni ücreti, emzirme parası, muhtaç aile desteği gibi yardımlarda büyük artış oldu. Bu yıldan itibaren bu ödemeleri alanların yüzü gülecek. Özellikle çalışan annenin 2020’ye ait doğum izni ücreti de zamlandı.

Çalışan anneler, doğum izninde oldukları dönemin parasını, iş göremezlik ödeneği altında devletten alacak. İşte tüm detaylar: “Annelere yapılan ödeme arttı. Çalışan anneler, doğum izninde oldukları dönemin parasını iş göremezlik ödeneği altında devletten alacak. Doğum öncesi ve sonrası 16 hafta izin kullanan annelere, çalışmadıkları sürenin parası devlet tarafından ödenecek. Yeni yılda maaşların zamlanmasıyla, iş göremezlik ödeneğinin de tutarı artırıldı. Ayrıca devlet, annelere iki ödeme daha yapacağını açıkladı. Doğum yardımı, çalışsın çalışmasın tüm annelere, ilk çocuk için 300, ikinci çocuk için 400, üçüncü ve sonraki çocuklarda 600 lira ödenecek. Emzirme ödeneği de kendi ya da eşi çalışanlara verilecek. Her yıl bu ödenek artırılacak. 2019’da 180 lira olan ücret 2020’de enflasyon tahminine göre 200 liraya çıktı. Asgari ücretteki 15.03 artış, bu ödemeyi 957 lira yükseltti. 2019 yılı boyunca 6 bin 367 lira olan asgari ücretlinin ödemesi, 2020’de 7 bin 324 liraya çıktı. İşte asgari ücretli, ilk çocuğunu dünyaya getiren çalışan annenin, eline geçecek ücret; emzirme ücreti 200 lira, doğum yardımı 300 lira, iş görmezlik ödeneği de 7 bin 324 lira. Toplamda 7 bin 824 lira.”

Kreş, 72 aydan sonra kesilecek

Sigortalı annelere 650 liralık kreş desteği de başladı. Konuyla ilgili bilgiler şöyle: Çalışan annelerin çocuklarını kreşe vermesine destek olma amaçlı uygulanacak projede annelerde, 0-60 ay arası yani 1 ila 5 yaş arası çocuğa sahip olma şartı aranacak. Annelerin 4/a sigortalısı olarak tam zamanlı çalışan olması gerekecek. Kreş desteğine başvurmak isteyen anneler şartlarını araştıracak. Hak kazananlar, en fazla 24 ay süreyle destekten yararlanabilecek. Ancak, çocuk 72 aylık olduğunda ya da ilkokula başladığında 24 ay mali destek almış olmasa dahi mali destek sona erecek. Yukarıda saydığımız desteklerle birlikte kreş desteğinden yararlanmak isteyen annelerin Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ, Malatya, İstanbul ve İzmir illerinden birinde ikamet etmesi gerekiyor.

Aktarma merkezinin yeri değiştirildi

Yazının devamı...

Raporu olmayan sürücü, trafiğe çıkamayacak!

27 Ocak 2020

Ticari araç kullanmak için beş yılda bir ‘Psikoteknik Değerlendirme Raporu’ almak zorunda olanlar için süre 3 Şubat Pazartesi günü sona eriyor. Belgesi olmayan araç kullanamayacak

Türkiye’deki 8 milyon araç sürücüsünü yakından ilgilendiren uygulama 3 Şubat itibariyle başlıyor. Ancak düzenlemenin hayata geçmesine çok kısa süre kala sadece 600 binin biraz üstünde kişinin zorunlu hale getirilen belgeyi aldığı açıklandı. Asıl çarpıcı rakam ise 1 Ocak 2019’dan günümüze kadar yapılan psikoteknik testlerinde ortaya çıktı. Türkiye genelinde 305 bin şoför üzerinde yapılan testlerden 45 bin kişi olumsuz rapor alarak ticari araç kullanımından 90 günlüğüne men edildi.

12 test yapılıyor

Trafik kazalarını önlemeye yönelik şoförlerin psikoteknik teste girmesi 4925 sayılı Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 34. maddesi gereği, SRC belgesi ile birlikte psikoteknik raporu alma zorunlu hale getirilmiş, ilgili raporu almak için son tarih 1 Aralık 2019 olarak belirlenmişti. Ancak esnaf odaları rapor düzenleyecek yerlerin yetersizliği gerekçesiyle sürenin uzatılmasını talep etmişti. Bu nedenle psikoteknik rapor için belirlenen süre 3 Şubat’a kadar uzatıldı.
Ticari yük, eşya ile yolcu taşımacılığı yapan sürücülerin bedeni ve psikolojik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren bu belgeyi alma zorunluluğunda son sekiz günlük zaman dilimine girildi. Yetkililer bu tarihten itibaren psikoteknik belgesi olmayan ticari araç sürücülerinin trafiğe çıkamayacağını açıkladı. Psikoteknik raporu psikolog ve simülatör eşliğinde 1-1,5 saat süren test sonucunda alınıyor. ‘Psikoteknik Muayene ve Değerlendirme Raporu’ kapsamında araç sürücülerine sürekli dikkat, muhakeme, koordinasyon, hız, mesafe tahmini, çarpışma tahmini, görsel algı, bellek, kişilik, görsel süreklilik, çevresel görsel görüş, tepki hızı ve trafiğe ilişkin görüş testi olmak üzere 12 farklı test uygulanıyor. Sürücülerin, refleks, algı ve karar verme kabiliyetleri ölçülüyor.
Süre dolduğunda raporlarını almamış olanlardan direksiyon başındaki araç sahiplerine 885, sürücülerine de 283 lira ceza kesilecek...

Hangi durumlarda belge verilmez?

El, göz ve ayak koordinasyonu, saldırganlık, sorumluluk alma, öz kontrol, risk alma, bu ve benzeri davranışlar psikoteknik test aşamasında ölçüm ve değerlendirmeye tâbi tutuluyor. Eğer gerçekleştirilen test neticesinde sonuç olumlu çıkarsa, ticari açıdan bu kişi aldığı raporla beş yıl süreyle güvenle sürücülük hayatına devam ediyor. Sürücü belgesi verilemeyecek durumlar ise şunlar: Zekâ geriliği (IQ düzeyi 79 ve altı), bunama, dikkat bilinci, duygu ve heyecanı ile düşünceyi bozan sürekli bir hastalığın ya da ilaç kullanımının olması, alkol bağımlılığı olanlar veya alkollü araç kullanmaktan vazgeçmeyenler, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere bağımlı olanlar veya bağımlı olmasa da düzenli olarak kullananlar.

Yazının devamı...

Belediye, kaldırıma otoparkı yasakladı

24 Ocak 2020

Trafik yoğunluğunun yüksek olduğu ilçede Belediye Başkanı Erhan Kılıç, araç sayısının her geçen gün arttığını bu nedenle kaldırımlara park yapılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Amaç, yaya güvenliğini sağlamak...

Yeni formüller üreterek trafik düğümünü kökten çözmek için adımlar atan Buca Belediyesi, yaya trafiğine engel olan unsurlar için çalışmalara hız verdi. Belediye Başkanı Erhan Kılıç, dokuz aydır kaldırımları ürünleriyle işgal eden esnafla mücadele etmenin yanısıra Zabıta Müdürlüğü’ne bağlı kurdukları özel denetim ekibiyle araç park edilmesini de engellediklerini, bu projeyi, “Kaldırımları sahiplerine teslim ediyoruz” sloganıyla başlattıklarını dile getirdi.   

Önce uyarı, sonra ceza

Yaya yoluna ve kaldırıma park edilen araçların, vatandaşı zor durumda bıraktığını söyleyen Başkan Kılıç, “Kaldırıma araç park edilmesi yayalarla bilrlikte kaldırımlara da zarar veriyor. Bordür taşları kırılıyor ve çökme oluyor. Ayrıca engelli, yaşlı ve bebek arabalı vatandaşlarımız zor durumda kalıyor. İlçemizde artan araç sayısı ile birlikte parkyeri sıkıntısı çekiliyor. Özellikle ilçe merkezimizde sıkıntı had safhada” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu projemizi ‘kaldırım otoparkına son’ sloganıyla başlattık. Belediye olarak, kaldırımları hak sahipleri olan yayaların güven ortamında kullanmaları için yasaların bize verdiği sınırlar çercevesinde uyguluyoruz. Ekiplerimiz, kaldırım işgali yapan araçları önce kayıt altına alıp fotoğrafladıktan sonra uyarıyor. Daha sonra ‘5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ gereği bu araçlara ceza kesiyoruz. Kaldırıma özellikle engelli geçiş yerlerine araçlarını park ettirilen araçlar, 395 lira para cezasına çarptırılıyor. Yaya haklarına saygılı olmaları konusunda çıkan yasayla birlikte sürücülerin bu konuda da anlayış göstermelerini istiyoruz.”

İdari para cezası var

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 61/1-n maddesine göre yönetmelikte belirtilen haller dışında yaya yollarına araçlarını park eden sürücülere para cezası uygulanıyor. Ayrıca idari para cezası ile birlikte, ihlali gerçekleştiren sürücülerin ehliyetine de 10 ceza puanı işleniyor. Yaya yoluna park edilmiş araçlar, trafik zabıtası tarafından kaldırılıyor. Kaldırılan aracın, kaldırılma işlemine ait masrafı ödenmeden araç teslim edilmiyor. Bunların dışında 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 61/1-n maddesinde geçen ‘yönetmelikte belirtilen haller’ dışında yaya yollarında araç park etmek yasaktır.

Yazının devamı...

Kimlik ve telefonunuzu hiçbir kuruma vermeyin

20 Ocak 2020

‘Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) göre belirlenen kurallara aykırı hareket edip bilgi, belge isteyen, saklayan ve bu verileri paylaşanlar için cezai işlem var. İşte, kişisel verilerle ilgili bilmeniz gerekenler...

Kişisel verilerin nasıl korunacağı yasalaştı. Buna rağmen hâlâ bazı oteller kimlik fotokopisi, kasiyerler cep telefonu numarası, spor salonları parmak izi, işverenler ise din ve ırk gibi bilgiler istiyor. Yeni yasa, ‘Vermeyin!’ diyor. 2016’da yürürlüğe giren 6698 sayılı ‘Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na göre kimse bunları sizden isteyemez. Vatandaş isterse kişisel verilerini sildirebilir. Kişisel verilerin nasıl korunacağı ve saklanacağı son dönemde en fazla tartışılan konuların arasında yer alıyor. Ancak, 2016’dan bu yana hayati öneme sahip yanlış uygulamaların devam ettiği ve vatandaşların bu konuda uyarılmaları gerektiği ifade ediliyor. Konuyla ilgili danıştığımız yetkililer bakın ne diyor:

İhlalin cezası ağır

Avukat Murat Altındere şu bilgileri verdi: “Bugün Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) bir denetime çıksa işletmelerin yüzde 90’ı milyonlarca lira ceza alır. Kimse veri güvenliğini sağlama noktasında üzerine düşenleri yapmıyor. İş başvurusu için alınan CV’lerin gerekli pozisyon dolduktan sonra iki ay içinde imha edilmesi gerekiyor. Özlük dosyalarında kişiye ve eşi ile çocuklarına ait belgelerin çoğu yasadışı tutuluyor. En önemlisi de şirketlerin arşivlerini acil temizlemeleri, bazı bilgilerin de üzerinin kapatılması ya da karalanması gerekiyor. Veri gizliliğini ihlal etmenin cezası bir yıldan 4.5 yıla kadar hapis cezası, VERBİS’e kayıt olmamanın para cezası ise 27 bin liradan başlıyor, bir milyon 802 bin liraya kadar çıkıyor.”

Fotokopisini alamaz

Avukat Sefa Karcıoğlu ise, “Başta otel ve benzeri konaklama yerleri sizden kimlik fotokopisi alamaz ve tarayıp kopyasını kayıt altında tutamaz. Kimlik bilgileriniz sadece emniyet sisteminde yer alır. İş başvurusunda bile kimlik fotokopisi vermek zorunda değiliz. Marketlerde alışveriş sırasında fatura ve benzeri evrak düzenlemesinde kasiyere telefon numarası istendiğinde vermeyin, çünkü gönderilen onay kodu ile neyi onayladığınızı bilmiyorsunuz. Ayrıca hastane, spor salonu vb. hizmet satılan yerlerde parmak izi alınamaz ve göz taraması yapılamaz” diye özetliyor.

Altı ay uzatıldı

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca ise, bakın ne diyor: “Misafirlerimizin bir an önce tatile başlaması için fotokopi alma yolunu seçiyoruz. İşlemleri tamamlandıktan sonra da fotokopileri imha ediyoruz. Vermek istemeyen müşteriyi mecbur tutmuyoruz. Alınan kimlik bilgilerini otel kırsal bölgedeyse jandarmaya, değilse polise bir saat içinde bildiriliyor. Onun için otellerimize gelen konukların bilgilerini almak ve sistemimize işlemek zorundadayız. 1 Ocak 2020’den itibaren uygulanacak kanunla ilgili hazırlıklarımızı yaptık. Ancak, süre 6 ay uzatıldı. Tesis yöneticileri yeni sezon içen hazırlıklarını yaptı. Ne isteniyorsa, ona göre hareket edeceğiz. Çok hassas ve büyük cezaların olduğu bir konu.”  

Yazının devamı...

Radyatörün üstünü ve önünü kapatmayın

13 Ocak 2020

İzmir genelinde 1 milyon 5 bin abone sayısına ulaşan doğalgazı nasıl daha verimli ve ekonomik şekilde kullanacağız? İşte, yetkili kişilerden öneriler...

Çevreci ve konforlu bir enerji olmasının yanı sıra, diğer yakacaklara göre daha ekonomik olduğu ifade edilen doğalgazın kullanımının kış aylarında artış göstermesi üzerine İzmirlilerden gelen, “Doğalgazı daha verimli nasıl kullanırız?” sorusuna yanıt almak için İzmir Doğalgaz yetkililerine danıştık. Uzmanlar, ısınmayla birlikte ocak ve sıcak su gibi diğer kullanım alanlarıyla birlikte doğalgazda nasıl tasarruf sağlanacağını ve koku duyulduğunda nelere dikkat edileceğini şöyle anlattı:

‘Sürekli açık tutun’

“Öncelikle doğalgaz yakma cihazı belirlenirken evin asıl ihtiyacına göre cihaz seçilmeli. Kullanmadığınız mekânları boşu boşuna ısıtıp soğutmayın. Tabii binanın/konutun ısı yalıtımının da iyi olması şart. Çünkü, yalıtım ne kadar iyi olursa tüketilen yakıt miktarı da o kadar az olacak. İlk yapılacak işlerin başında, evlerde izolesiz kapı ve pencerelerin kenarlarındaki boşluklar pencere süngeri ile kapatılmalı. Kış aylarında, gündüzleri güneş ışığını doğrudan alan camları daha iyi ışık alacak şekilde temizleyin. Güney, doğu, güneydoğu, güneybatıya bakan pencerelerin perdelerini açık tutun. Kuzeye bakan pencerelerin perdelerini ise (varsa panjurlar, kepenkler) kapalı tutun. Unutulmamalı ki konutlarda ısı kaybının yüzde 15’inin pencere ve kapılardan kaynaklandığı belirtilmekte. Ayrıca binanın çatı izolasyonu yetersiz ise geç kalınmış olsa da kış aylarının ortasında olduğumuz şu günlerde uygun bir şekilde onarılmalı. Radyatörlerin üstü ile önleri mobilya ve benzeri eşyalarla kesinlikle kapatılmamalı, bina yalıtımı yetersiz ise radyatörler ve duvar arasına izolasyon levhası konulmalı. Radyatörlerin üstü ve önü örtüldüğünde de yakıt tüketimi artacağı aklımızdan çıkarılmamalı. Konutlarda doğalgaz kullanımında yakıtta büyük ölçüde tasarruf sağlamanın bir yolunun da termostatik vanalı radyatörlerin kullanılması. Oda sıcaklığı için yükseltilen her bir derece sıcaklığın, yakıt tüketiminde yüzde altı artışa neden olduğu asla unutulmamalı. Kombinin gündüz ve gece çalışma aralığı da ayarlanarak, ihtiyaca göre uygun sıcaklıkta ‘sürekli açık tutulması’ önemli yakıt tasarrufu sağlayacak.”

DOĞALGAZ KOKUSU DUYARSANIZ...

İzmir Doğalgaz Genel Müdürü Ahmet Yetik, doğalgaz kokusu duyulması halinde üzücü bir olay yaşanmaması için neler yapılması gerektiği konusunda şu bilgileri verdi: “Öncelikle panik yapmayın, sakin olun. Asla herhangi bir yanıcı ve yakıcı madde kullanmayın. Ateş yakmayın, elektrik fişlerini çekmeyin, elektrik düğmelerini açıp kapatmayın. İlk iş olarak doğalgaz sayaç ve cihaz vanalarını hemen kaptın. Sornasında da tüm pencere ve kapıları açın. Cep telefonu ve kapı zilini kullanmayın. Güvenli bir yerden hemen 187 no’lu ‘Doğalgaz Acil Müdahale Hattı’nı arayarak haber verin. İzmir için Genel Müdürlük telefonu 0232 4493939-Faks 0232 4495050 ve web sitesi info@izmirgaz.com.tr”

Yazının devamı...