Barzani'ye Bush'tan Türkiye uyarısı...

Bu buluşmayı Uluslararası kamuoyu ve tabii bizler "Amerika, Kürdistan'a bağımsızlık vermeye hazırlanıyor" diye yorumluyoruz. Bu yorumun içinde bir miktar gerçek payı var, ancak Barzani Beyaz Saray'da farklı sözler duydu.Bunların başında da, Irak'ın toprak bütünlüğü vardı. Buşkan Bush, Kürtlerin bağımsızlık için Irak'ın bölünmesine yol açmamaları gerektiğini söyledi. İkinci uyarı, Türkiye'nin en duyarlı olduğu PKK, Kerkük'ün dolaylı şekilde Kürtleştirilmesi ve Türkmen konularıyla ilgiliydi. (Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin "Anatolian" gazetesine verdiği son demeçte, bu mesajların ipuçları vardı)Beyaz Saray bu görüşmeyle bölgedeki Kürt sorunu ve Irak'ın geleceğine ince ayar yaptı.Barzani'nin ABD politikasını ilk elden dinlemesi de birçok yönden iyi oldu. Böylece, hiç değilse şimdilik yol kazalarına uğrama tehlikesi azaldı.Ne olursa olsun, Bush-Barzani görüşmesi yeni bir tarihi sürecin başlangıcıdır. Bölgedeki Kürt sorununda yepyeni bir sayfa açılmıştır.Bundan sonra önemli olan, bu yeni sayfaya Türkiye'nin neler yazacağıdır. * * * Kuzey Irak Kürtlerinin yakın geçmişini bilenler, Salı günü Beyaz Saray'da yaşananları "tarihi bir buluşma" olarak niteliyorlar. Barzani, birgün kendini Beyaz Saray'da görse herhalde rüya sanırdı. Irak'ta referandum yapıldı ve ABD'nin Irak'taki varlığını azaltacak yeni bir sürece girildi. Salı günü de, Barzani Beyaz Saray'da Başkan Bush tarafından kabul edildi. Irak'ın toprak bütünlüğü, özellikle de, Kuzey Irak açısından çok önemli, bu konuya ben farklı bir açıdan bakmak istiyorum.Hepimizin içine işlemiş bir korku var : Kürtler birgün Güneydoğu'yu koparıp alacaklar.Bu korku yıllardan beri öylesine içimize işlemiş ki, sadece Kürt kökenli vatandaşlarımızdan değil, neredeyse bütün Kürtlerden kuşkulanır olmuşuz. Kuzey Irak Kürtleri'de bu ortamdan paylarına düşeni almışlar.Bazılarımızın kafasındaki senaryo şöyle:Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulursa, Güneydoğu'daki hısım, akraba ve kandaşlarını kışkırtırlar veya Türkiye'deki Kürt milliyetçileri Kuzey Irak'taki hısımlarından cesaretlenip, onlar da bağımsızlık için harekete geçebilirler.Bu senaryo çıkta hayali değil. Gerçekleşme olasılığı var. Ancak, bunu engellemek amacıyla attığımız bütün adımlar, şimdiye kadar genelde askeri önlemlerle sınırlı kaldı.Son yıllarda, Güneydoğu'daki durumu biraz daha iyi okumaya başladığımız için, güvenlik önlemleri yanısıra sosyal-ekonomik ve kültürel reformlarla durumu dengelemeye başladık. Kürt vatandaşlarımızı eskiye oranla daha bir anlar olduk.Ancak Kuzey Irak'a hala çatık kaşlarla bakıyoruz.Barzani'nin verdiği her demece kızıyoruz. Hele Kürtlerin bağımsızlığından söz ettiği zaman küplere biniyoruz. Barzani bir defasında "Türkiye nasıl konuşmam gerektiğine, hangi kelimeleri kullanacağıma bile karışıyor. Bu kadarı da insafsızlıktır" diye tepki dahi göstermişti. KUZEY IRAK, TÜRKİYE'NİN TAMPON BÖLGESİ OLUR... Kuzey Irak Kürtleri zaten alacakları kadar yol aldılar. Bugün, tarihlerinde olmadığı kadar konfederal veya bağımsız statüye yaklaştılar. Uluslararası konjonktür onlara bulamayacakları bir rüzgar sağladı.Şimdi gerçekçi bir şekilde bakalım. Bu oluşum bize nasıl bir tehdit getirir?Bence korkulduğu kadar büyük bir tehdit oluşturmaz. İyi yönlendirilirse, Türkiye için önemli bir güvence dahi yaratabilir.Haritaya bakacak olursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.1. Ekonomik açıdan Kuzey Irak Kürtlerinin en sağlıklı hayat borusu Türkiye'dir. Tüm ticaretini en iyi ve en kolay şekilde Türkiye üzerinden yapabilirler.Güneydoğu bölgesi de Kuzey Irak ile ticaretten beslenir. Habur kapısını uzun süre kapatın, hem Güneydoğu hem de Kuzey Irak aç kalır.Böylesine bir ekonomik iç içelik, ne İran, ne Suriye ile vardır.Kuzey Irak ve Türkiye birbirini tamamlar. 2. Güvenlik açısından da, Türkiye ile Kuzey Irak birbirlerine muhtaçtırlar.Kuzey Irak Kürtlerine en büyük tehdit, Türkiye değil Bağdat'ta yönetime el koymaya hazırlanan Şii'lerdir. Irak'ın tümünü yönetmek ve tüm petrol gelirlerini kullanmak isteyen Şii'lerin gözünde, Amerikalı istilacılarla Kürtler arasında pek bir fark yoktur. İlerde bir iç hesaplaşma olacaksa, Şii'ler ile Sunni'ler arasında değil, Kürtlerle geri kalanlar arasında olacaktır.Dış tehdit açısından bakıldığında da, İran ve Suriye'nin artık çok farklı bir konuma girdikleri görülüyor. Global çıkarları açısından bu iki ülke Kürtleri korumaz, aksine çok kolaylıkla satar ve yok edebilirler.3. Dikkate almamız gereken bir diğer unsur da, Kürtlerin ancak Amerikan onayı ile gerçekleşebilecek, olası bir bağımsızlık girişimini bizlerin ne oranda ve ne şekilde engelleyebileceğimiz sorusudur. Uluslararası konjonktürün müsait olduğu, ABD ile AB'nin desteklediği (ki, başka türlü bir adım atılamaz) bir bağımsızlık ilanını, Türkiye, Kuzey Irak'a binlerce asker sokup, savaş açıp önleyemez. TEHDİT Mİ, YOKSA MÜTTEFİK Mİ? Yukarıda tarif ettiğim veriler karşısında hem Türkiye, hem de Kuzey Irak Kürtlerinin klasik korunma politikasını bırakıp yeni yaklaşımlar saptamaları gereği ortaya çıkıyor.Yani Türkiye, Kuzey Irak Kürtlerini düşman olarak değil, koruması altında tutulması gereken bir toplum şeklinde görebilir, onun dış dünyaya açılmasını sağlayan, ekonomisini kollayan bir konuma girerse herşey değişiverir.Böyle bir olasılıkta Kuzey Irak, Amerikalılar çekilmeye başladıktan sonra daha da artacak gibi görünen Şii'lerin kendi aralarında ve Sunni'lerle kanlı mücadelelerinin Türkiye'ye sıçramasını önleyen, PKK'dan arınmış bir tampon bölge oluşturabilir. Buna karşılık Türkiye'de Kürtlere, ekonomik destek ve güvenlik sağlayabilir.Ancak bu senaryonun hayata geçebilmesinin vazgeçilmez bir kaç koşulu var. Onları da yarınki yazımda ele alacağım. TÜRKİYE İLE KUZEY IRAK DOST OLURSA... (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net