Başbuğ bize birşeyler anlatmaya çalışıyor...

Kürt sorununu çok uzun süredir yakından izleyenler arasındayım. Gelinilen bugünkü noktada, sivil iktidarların beceriksizlikleri, cesaretsizlikleri kadar, askerlerin de büyük değerlendirme hataları olduğunu görmüşümdür.Asker, eğitimi nedeniyle, sorunlara şablonlu çözümler üreten bir yaklaşımdaydı. Kestirmeden gider, "Bir kaç tanesini cezalandır, canını acıt, bak diğerleri yapar mı?" derdi. Geçmiş yılları incelediğinizde, teröre de Kürt sorununa da aynı mantıkla baktıklarını görürsünüz. Zaten son dönemlerde "doğru, çok hata etmişiz" diye günah çıkaran komutanlarımızın sayısı artıyor.Bu nedenle olsa gerek, askerlerin önerileri hep belirli bir kuşkuyla değerlendirilir. "Kim bilir şimdi sertlikten yana ne önlemler isteyecekler?" diye bakılır.Komutanların aralarında, hem teröre, hem de genelinde Kürt sorununa son derece doğru teşhisler koyanlar da vardır.Son dönemlerde, kamuoyu onlardan biriyle tanışıyor.Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, bir süredir bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Sorunun sadece terör yönüne değil, temeline dair saptamalar yapıyor ve uyarılarda bulunuyor. Basın toplantılarında, özel görüşmelerinde, açık-kapalı konuşmalarında durmadan herkese adeta haykırıyor."Haydi, bir an önce harekete geçelim" diyor.Üstelik önerilerinde bazı askerlerin söylemek istemeyecekleri bazı gerçeklerin de altını çiziyor.Örneğin, Kuzey Irak'a yönelik bir harekatın sorunları halletmeyeceğini söylüyor. Örgütün topyekun bitmeyeceğini, sadece moralinin bozulacağını ve zayıflayacağını vurguluyor. Aynı şekilde, askeri harekatın Kürt sorununu da çözmeyeceğine dikkat çekiyor.Savaş çığlıkları atanlara bundan daha iyi bir mesaj olabilir mi?Beni en çok etkileyen saptaması, "Türkiye'nin en önemli eksikliğinin dağ kadrolarına katılımı durduramamış olması"ydı. Bu gerçek biliniyordu, ancak bir komutanın bu noktaya parmak basması önemliydi.Başbuğ, bunlara dikkat çekerken, özellikle de hükümetlere sesleniyor. Bir an önce harekete geçmeleri gerektiğini söylüyor. Kürt sorununun bölgede, dolayısıyla Türkiye'de tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtiyor. Aksi halde, ülkenin bölüneceği uyarısı yapıyor.Bunlar, eskiden bu kadar vurgulanmayan gerçeklerdir.Başbuğ'a kulak vermekte yarar var. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kürt sorunu konusunda farklı mesajı olan komutanlar arasına girdi artık. Kulak verilmesi, "Ne diyor?" diye dinlenmesi gerekenlerden biri durumunda. Başbuğ'un dikkatimizi çektiği noktaları belki çoğumuz biliyoruz, ancak bunları söyleyen kişi 10 ay sonra Genelkurmay Başkanı olacak. Sivil iktidarla birlikte çözüm için adımlar atacak. Bu nedenle, ne düşündüğü ve teşhisleri önemli.1) Temelde bölgedeki genç insanın durumuna dikkat çekiyor:" ... Örgütün yapısına baktığımızda yüzde 40'ının 20-25 yaş arasında, yüzde 35'inin de 25-30 yaş arasında olduğunu görüyoruz. Bu iki grup yüzde 75'i oluşturuyor. Örgüte 1999'dan sonra katılan ve yüzde 40'ını oluşturanlar ise henüz eyleme katılmamış örgüt mensupları. Bunların da yüzde 10'unun eğitimsiz, yüzde 50'sinin ilkokul mezunu olduğu görülüyor ve tümünün yüzde 75'i işsiz..."(19.7.2005 basın brifingi)İşte, genelde PKK'nın, özelde de dağ kadrolarının kaynağı bu gençler.25-30 yaşlarında işsiz ve ümitsizseniz, geleceğinizi göremediğiniz bir ortamda yaşamaya mahkum iseniz, siz ne yaparsınız?Başbuğ ısrarla, bölgeye yatırım yapılmasını, bu gençlere ümit verilmesini, iş alanı yaratılması çağırılarında bulunuyor.2) Eğitime vurgu yapıyor: Eğitimin ön plana çıkarılmasını, bu insanları kazanmanın yollarının aranmasını istiyor.Eğitimden söz ederken, Kürtler'in kendi eğitim sorunlarını da gözden kaçırmamak, kültürlerini kollamak da şarttır.3) Bir nevi af yolunun açılması:Komutan genel aftan yana değil. Aksine, duyunca tüyleri diken diken oluyor. Ancak yine de, eyleme katılmamış, kurşun sıkmamış, örgüte yeni girmiş gençlerin affedilmesi gerektiğine inanıyor.4) Devlet politikası ve eşgüdüm oluşturulması:Son derece karmaşık ve birkaç cephede birden (siyasi, sosyal, kültürel, uluslararası) mücadele gerektiren bu konuda genel politikasızlığa dikkat çekiyor. Her kafadan bir başka sesin çıkmasından, ortak çalışacak bir kurumun bulunmamasından şikayet ediyor. Hükümet ve Çankaya'nın ayrı, polis ve MİT'in ayrı, askerin ise apayrı düşünmesi ve farklı yaklaşımlar sergilemesinin yarattığı sakıncaya parmak basıyor.5) Toplumun sabırlı olması:Başbuğ'un yine en çok dikkat çektiği, toplumun da medyanın da sabırlı olması, karar alıcıların boğazına basmamaları.Tabii benim bu listeye ekleyeceğim birçok nokta var. Komutan ile paylaşmadığım noktalar da (genel af ve DTP'nin kapatılması gibi). Ancak benim dikkat çekmek istediğim, artık bazı gerçeklerin, asker-sivil ayırımı yapmadan tartışılması gerektiğidir. Komutanlar arasında da farklı düşünenlerin bulunduğunu göstermektir. Aç ve ümitsiz adam, dağa çıkmaz da nereye gider ? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net