Kürt sorununda tehlikeli tırmanış

SON OLAYLARDA, PARTİ VE PKK, GÜÇLERİNİ GÖSTERDİLER Durum giderek değişiyor ve "farklılaşma veya ayrılma "istekleri giderek artıyor.Benim son 2-3 yılda geldiğimiz nokta ile ilgili olarak genel tespitlerimi şöyle özetleyebilirim:Güneydoğuda yaşananlar, artık basit bir PKK sorunu değildir. Artık Öcalan'ın hapsedilmesi ve Kopenhag kriterlerinin uygulanmasıyla halledilebilecek bir sorun olmaktan da çıkmıştır. İşin boyutları hızla genişlemektedir. Gelişmelerin kontrolünü kaybetme noktasına yakınlaşılmaktadır. Bence daha da tehlikelisi, elimizde, bu gidişi etkileyecek veya değiştirecek aletler veya politikalar yoktur. Eskiden kullanılan ve bir oranda etkili olan yöntemler ise, artık beklenen sonuçları vermemektedir.Değişim rüzgarları, Amerikanın Irak'a girişiyle birlikte başladı ve büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Hele son olaylara bakınca durum çok daha net çekilde anlaşılıyor.Eminim dikkatinizden kaçmamıştır.Halk oylarıyla seçtikleri Kürt belediye başkanlarını, parti liderlerini ve PKK'yı dinliyor. Bu bölgelerde Devletin otoritesi giderek azalıyor. Devlet temsilcileri ve güvenlik kuvvetleri bir hasım olarak görülüyorlar. Özellikle Yüksekova'daki cenaze töreninde uçan iki F-16' nın (Bence tamamen tesadüftü. Resmi bir yetkilinin uçak uçurup gövde gösterisi yapmak hatasını veya düşüncesizliğini duymak veya inanmak istemem) yarattığı tepki son derece düşündürücüdür. Geçen haftaki gelişmeler, PKK'nın eski gücünü kazanmaya başladığı, etkinliğini büyük oranda arttırdığı ve bölgenin artık Kürt liderlerden sorulduğu izlenimini doğurdu.Daha da önemlisi, Kürt hareketi içinden giderek artan biçimde, federasyon ve ayrılıkçı sesleri çıkıyor. Eskiden çekinilerek söylenenler, şimdi rahatça ve geniş bir kesimde tekrarlanıyor.İşte beni kaygılandıran da bunlar... * * * Geçen hafta Şemdinli, Yüksekova ve Hakkari' de yaşananların çok dikkatli şekilde ve soğukkanlı incelenmesi gerekiyor. Gördüklerimizden dolayı telaşa düşmemiz, ilerde nelerle karşı karşıya kalacağımızın işaretlerini almamız ve önlemlerimizi düşünmemiz gerekiyor. Özellikle Irak istilası ve ardından gelişen olaylar, Kürt hareketini şekillendiren liderlerin düşünme şekillerini ve söylemlerini giderek değiştirmeye başladı. Ankara'nın direnci sürmesine rağmen, şu istekleri tekrarlıyorlar:- SİYASALLAŞMAK:Mücadelelerine silah ve terör tehdidi ile sonuç alamayacaklarını biliyorlar ve hareketlerini TBMM'ne sokmak istiyorlar. Bunun için de, yüzde 10'luk barajın azaltılmasını talep ediyorlar. T.C devleti ve tüm siyasi partiler ise farklı nedenlerle direniyorlar. - GENEL AF:Halen hapishanelerde bulunanlara ve dağlardaki kadroların tümüne genel bir af ilan edilmesi de silahların susması için diğer bir koşul olarak ortaya atılıyor. Washington, Brüksel ve Iraklı Kürt liderler genel affın gerilimi azaltacağını ve dağdakileri indireceğini ileri sürüyorlar. Ankara ise "cinayet işlemiş teröriste af olmaz" diyerek, bu yaklaşımı reddediyor.- ÖCALAN'A DAHA SERBESTİ:Söylemlerde giderek artan bir diğer unsurda, İmralı'da Öcalan'a daha fazla serbesti sağlanması. Ankara bu konuda da, bulunduğu yerden mesajlarıyla örgütü etkilediğine dikkat çekip, bu isteklere sırt dönüyor.- KENDİMİZİ YÖNETELİM :Eskiden Kürt hareketi ayrılmaktan veya federal bir yapıdan söz etmezdi. Türkiye içinde kalarak, Türkiye pastasından paylarına düşecek olan parçayı istediklerini söylerdiler. Şimdi bu söylem de giderek değişiyor. Bu değişimde Irak Kürdistanının geldiği nokta çok etkili oldu. Şimdi çok açık şekilde, Güneydoğu'da kendi kendilerini yönetmek (yeni bir yerel yönetim yasasıyla), Vali-Kaymakam-Komutan üçlüsünün egemenliği ve baskısından kurtulmak istiyorlar. İlk defa sık sık federasyon, hatta bağımsızlık- ayrılışma kelimeleri sarfediliyor. * * * KÜRTLER NE İSTİYOR ? Size bir hatırlatmada bulunmak isterim.1999'de Öcalan'ın yakalandığı dönemi düşünün. PKK şok içinde ne yapacağını bilemiyor, Kuzey Irak'ta kendine bir yer bulmaya çalışıyordu. Nitekim bir süre sonra da Kandil dağlarında, rahat edebileceği, yaralarını sarabileceği bir noktaya yerleşiyordu.PKK lideri, işte bu dönemde ateş kesilmesini -kimine göre, bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak, kimine göre, başka çaresi bulunmadığından, örgütün tamamen yok olmasını engellemek amacıyla- örgütün silahsız mücadele yapmasını istedi. Bunda da başarılı oldu. Bazıları başkaldırdı, hatta ayrılmalar yaşandı, ancak Öcalan sözünü dinletti.Tam 5 yıl boyunca, PKK Güneydoğu'da eyleme girmedi. Bölge rahat bir nefes aldı. İnsanlara huzur geldi. Ancak bir şey değişmedi: İnsanların önemli bölümü yine fakir kaldı.İşte bu 5 yılı Türkiye bu 5 yılı göz göre göre harcadı. Halkı kendi yanına çekebilmek için doğru dürüst hiçbir şey yapmadı.Ne sözü verilen yatırımlar, ne yakılan köylere, ne köylerinden çıkarılan yüzbinlerce insana tazminat.Sefalet dizboyu devam etti. Güneydoğu halkının kalbini kazanmanın tam zamanıydı, ancak bizler rehavete kapıldık.Bize özgü tutumumuzla gerçekleri görmezden geldik. Kopenhag kriterleri çerçevesinde AB'ye uyum yasalarını yeterli gördük.Bugün yanıldığımız anlaşılıyor.PKK bizim boşa geçirdiğimiz bu 5-6 yıl süresince tekrar dirildi. Partileşme sürecini tamamladı ve tabii bir de önüne inanılmaz bir fırsat çıktı: ABD, Irak'ı istila etti.Bu gelişme, bölgedeki tüm dengeleri değiştirdi. Irak Kürdistanı, Amerikanın koruması altında, bağımsızlığın eşiğine geldi. Kürdistan doğdu. PKK da işte bu ortamda, Güneydoğu'nun bir bölümünü nasıl kontrol altında tuttuğunu son bir haftaki olaylarda açıkça gösterdi.Dünün işini bugüne bırakan Türkiye, şimdi çok daha zor bir durumda...Ne yapacağını bir türlü saptayamıyor. PKK BİTMİŞTİ, BİZ DİRİLMESİNE YARDIM ETTİK YARIN: NE YAPALIM? YİNE SİLAH MI KULLANALIM ? (Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. ) mabirand@e-kolay.net