Suçlu aramayalım, çözüm bulalım!

Süper Lig’e 14 yıl aradan sonra 2017’de tekrar dönen ve şu an ligde ustalık dönemini geçiren Göztepe’de işler pek de yolunda gitmiyor. 3 maçlık periyodu puansız geçtikten sonra Fatih Karagümrük’le berabere kalan Göztepe, maalesef taraftarını üzmeye devam ediyor. En acı tarafı da güçlü taraftarın bugünkü tabloyu hiç de hak etmemesi.

Unutulmasın ki herkes Göztepe’yi terk ettiğinde, o muhteşem taraftar amatör maçlara 15 bin kişi ile gelip herkese ders verdi.

Bugünlerde tribünlerde yerlerini alamayan ama her birinin yüreği Göztepe için atan topluluk yılların birikiminin ve inanmışlığın eseridir. Salgın dönemi oyuncular sorun yaşıyor. Fiziksel zihinsel savrulmalar çok şeyi etkiliyor. Ancak bu sorunu da sadece onlar yaşamıyor.  Onun içindir ki sahaya adım atan herkes, bunun bilincinde olarak giydiği formanın hakkını sonuna kadar vermek zorundadır.

***

Göztepe, Başkan Mehmet Sepil’in elinde adeta küllerinden doğdu, 3 sezonda kendini Süper Lig’de buldu. Hem taraftarı hem de coşkusuyla adeta renk kattı Süper denen lige. Hakkını yemeyelim, Türk futbolunun içinde bulunduğu borç batağında borçsuz birkaç kulüpten biri.

Doğru yönetim, doğru işler doğurur. Taraftarlarının da yüzünü güldürmek boyunlarının borcudur.

Aylar var, kazanamıyoruz.

Bunun nedenleri ne?

Çok pas hatası yapıyoruz. Topu ayağımızda tutamıyoruz. Çok çabuk panikleyip, topu kalemizden uzaklaştırmaya çalışıyoruz... Hızlı gelişen ataklarda savunmada destek ve kademe anlamında, adam paylaşımında ciddi eksiklerimiz var.

Golleri de genelikle böyle pozisyonlarda, bu hatalardan yiyoruz.

Hücumda çoğalmak için oyuna genişlik kazandırmak gerekirken, her kazandığımız topla içeriye doğru katediyor ve kaybediyoruz.

Biz topla boğuşurken, rakip savunmadaki yerini alıyor. Şut becerimiz eksik. Rakip kaleye çok az şut atıyoruz. Kale önünde yakaladığımız pozisyonlarda yeterli değiliz. Son dokunuşu yapamıyoruz...

Sonra suçlu arıyoruz...

Türk futbolunun kanayan diğer yarası “Antrenör değirmeni” olmak. Başarısızlığın ilk faturasını hemen hocalara kesiyoruz. Ne yazık ki artık bu çarpıklık olağan ve sıradan bir durum haline geldi.

İş lafa gelince yıllardır “Ferguson” örneğini konuşur dururuz da, iş uygulamaya gelince hemen giyotini çalıştırırız.

Ama bir gerçek var ki antrenör değirmenini çalıştırarak Türk futbolu bir yere varamaz.

O bakımdan daha önceleri iki kez yazdım. Göztepe İlhan Palut’a sahip çıkmalı.

İlhan Palut, Hatayspor’da tarih yazdı. Kente tarihinin en büyük zaferlerini yaşattı.

Başarılı geçmişi, efendiliğiyle çok kısa sürede gönüllerde taht kurmayı başardı. Mütevazı, korunaksız, gücünü de işini yapmaktan alan bir spor adamı.

O bakımdan Göztepeliyim diyen herkesin sorunun çözümünü İlhan Hoca’yı göndermekte değil de başka taraflarda araması gerekiyor.

 Transfer döneminde oyuncu seçme konusunda İlhan Hoca’ya daha fazla sorumluluk verilmesi, elinin güçlendirilmesiyle işe başlanabilir.

Tabi yönetimin de artık kesenin ağzını açarak savaşan, kazanma arzusu yüksek bir takım oluşumunda üzerine düşeni yapması önceliği olmalı. Bu sezon 4 takım Süper Lig’den düşecek. Korkulu rüya yaşamamak adına önlemler alınmalı. 

2021 BEKLENTİLERİMİZ...

Yeni yıldan ne bekliyoruz?

Para pul, servet değil.

Çokça sağlık ve huzur.

Kısıtlamalar ve yasaklar olmadan, özgürce bir yaşam. Dostlarla oturup çay kahve içip sohbet etmek.

Birlikte maç izlemek. Gülüp eğlenebilmek...

Ölümlerin sona ermesini istiyoruz. Her yeni yılda olduğu gibi barış... Bütün ülkeler için. Umarım, çok şey istemiyoruzdur. 

Şimdiden herkese iyi yıllar diliyorum.