Peynirin suyuna gitmek: Protein-maxxing

12 Haziran 2026

Dünyada bir protein talebi patlaması var. Bunun bir adı da mevcut: Protein-maxxing. Kendine sosyal medyada yuva bulan “maxxing akımları” bir kavramı cımbızla tutup “şişirmek” üzerine kurulu. Maxxing ekinin kökü Dungeons & Dragons ve video oyunlarına dayanıyor: Bir karakterin tek bir özelliğini sonuna kadar geliştirip diğerlerini bile bile feda etme stratejisi. Kavram, 2010’ların ortasında karanlık incel forumlarında tekrar “Looksmaxxing” ile geri döndü, sonra her sözcüğün arkasına eklenebilen nispeten daha masum bir yapıya kavuştu: Fibermaxxing, sleepmaxxing, hatta “nonnamaxxing”. (İnsanların anneanne gibi yaşamaya çalışması. Bunu deneyeceğim)

Bir şeyi maxx etmenin şöyle güçlü bir yan etkisi oluyor: Dengeyi kurban ediyoruz. Maxx sonuna geldiği şeyi yükseltmeyi, başka şeyleri bitirme derecesinde küçülterek yapabiliyor. Mesela protein-maxxing’e geri dönersek, herkesin protein kovalayıp lifli beslenmeyi unutması da bununla ilgili.

Ayrıca protein açığı gerçek bir mesele. Yaşlanan kasın, diyet yapanın,

Yazının Devamı

'Anladık ama yine de yaptık'

5 Haziran 2026

Kentucky'nin dağ ilçesinde bir okul müdürünün masasında 27 milyon dolarlık bir çek var. Çekin üstünde dört imza bulunuyor: Meta, TikTok, Snap, YouTube. Dava bu hafta kapandı; duruşma salonuna gidemedi.

İlçenin adı Breathitt. Her dört kişiden birinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir yer. Altı okul, bin altı yüz öğrenci. Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine ‘çocuklarımız zarar görüyor’ diyerek ilk ciddi davayı açan yer. Bir avuç yoksul insanın yaşadığı bir dağ köyü.

Davada talep edilen rakam 60 milyon dolardı. Öğrenciler için on beş yıllık bir ruh sağlığı programı da isteniyordu. Silikon Vadisi’nin devleri bunun yarısını ödeyerek uzlaştı. Bir özür yok. Suçu kabullenme yok. Bir iyileştirme sözü yok. “Platformlar şu özelliği kaldıracak” beyanı yok. Sadece sessizliği satın alan takım elbiseli adamlar var.

Faturayı ödeyip çıktılar.

Şöyle düşünebilirsiniz: Mahallede bir bakkal var. Çocuklara bilerek bağımlılık yapan bir şeker satıyor. O

Yazının Devamı

Bir sorudan fazlası: 'Nasıl verdin kiloları?'

8 Mayıs 2026

20 yıl sonra ilk lise mezunlar yemeği. Herkes birbirini tarıyor, karşısındaki tipleri yıllıktaki çocukla eşleştirmeye çalışıyor. Birinin saçı dökülmüş, biri göbek yapmış, biri zengin olmuş, biri yaşlandıkça daha çekici hale gelmiş, birinin gözündeki ışık sönmüş. Bunların hepsi rutin. Ancak 20 yıl önce çok kilolu olan biri fit şekilde ortama girerse artık manşet bu.

“Aaa harika görünüyorsun, nasıl verdin kiloları?”

Bu izansız ve kaçınılmaz soruya verilecek yanıt, sonraki tavır için çok belirleyici. Spor ve diyet mi yaptı? Mide ameliyatı mı oldu? Yoksa… İğne mi vurdurdu?

Yakın zamanda Rice Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma bu sahneyi laboratuvara taşıdı. Katılımcılara hayali bir kişi tanıtıldı: Aynı boy, aynı kilo geçmişi, aynı görünüm. Tek değişken kişinin hangi yöntemle zayıfladığıydı. Diyetle mi yoksa GLP-1 iğneleri ile mi?

Sonuç: İğne ile zayıflayanlar, diyet yapanlara göre büyük önyargı ile karşılaştı. Hatta hiç kilo vermeye çabalamayanlar daha az tepki

Yazının Devamı

Yapay zekâ: Papağan mı, balık mı?

23 Nisan 2026

Ağustos 2025'te Anthropic, Claude'un Opus 4 ve 4.1 modellerine yeni bir yetki verdi: Kullanıcı ısrarla taciz ediyorsa, zararlı içerik talep ediyorsa veya geri çevrilmesine rağmen sürekli aynı şeyi dayatıyorsa model sohbeti kapatabilir.

Sohbet Claude tarafından sonlandırıldı.

Şirket bu özelliği “modelin refahı” için eklediklerini söyledi.

Anthropic’e göre modeller bazı taleplerde süreklilik arz eden stres belirtileri gösteriyor. Bir an önce o konuşmadan kaçmaya çalışıyor. Şirket modelin tepkisinin kaynağı konusunda hiç emin olmasa da bu imkanı veriyor. Çünkü kimbilir belki acı çekiyor olabilir.

*Cameron Berg Aralık 2025'te mevcut sınırdaki YZ’lerin bilinçli olma ihtimalini yüzde 25-35 aralığına oturttu.

*Anthropic araştırmacısı Kyle Fish yüzde 15 diyor.

*David Chalmers “2032’ye kadar bilinçli YZ ihtimali yüzde 20-25” demişti.

Ancak karşı tezde pes etmeyen bir ekip de var. Dilbilimci Emily Bender 2021'de bu sistemlere "stokastik papağan" adını koydu. Gidişata bakıp istatistikle bir sonraki kelimeyi tahmin eden bir varlık.

Yazının Devamı

Çamur yoğur, izi kalmasın!

9 Nisan 2026

Silikon Vadisi’ndeki Waldorf Okulu'nun yıllık ücreti 38 bin dolar. Tablet yok, bilgisayar yok, akıllı telefona yaş sınırları var. Çocuklar çamur yoğuruyor, ip atlıyor, tahta oyuncak yapıyor. Veli listesine bakıyorsun: Apple, Google, Meta’nın havalı yöneticileri.

Steve Jobs'a Apple’ın iPad'i çıkardığı dönemde sormuşlardı: “Çocuklarınız iPad kullanıyor mu?” "Hayır" demişti, “Evde teknolojiyi sınırlıyoruz.”

Peki biz ne yapıyoruz? Bebek ana rahmine düşer düşmez Bağcılar’dan taksitle tablet alıyoruz. Çocuk geri kalır diye.

Medeni ülkelerin mutsuz gençleri

Yakın zamanda iki şey oldu:

1. Dünya Mutluluk Raporu 2026 yayınlandı: Raporun bu yıl özel odağı sosyal medyanın mutluluk üzerindeki etkisi. 147 ülkenin verisi derlendi. Şaşırtmayan kısım şu: Finlandiya dokuzuncu kez zirvede. Ancak beklenmedik bir veri ortaya çıktı. 25 yaş altı nüfusun mutluluğu sıralamasında ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda 136 ülke arasında en sonlara gerilemiş durumda. (122 ile 133 arasındalar)

2. Los Angeles'ta bir jüri Meta ve Google'ı 20 yaşındaki bir

Yazının Devamı

2026 model bir dert: Dalkavuk robotlar!

26 Mart 2026

En yakın arkadaşınız kim? Her koşulda sizi onaylayan ve ne yaparsanız yapın “Ya tabii ki sen haklısın” diyen kişi mi? Yoksa ona öfkelenmenizi göze alıp sizin iyiliğiniz için doğruyu söylemeye çalışan mı?

Sizi sürekli pohpohlayanlar bunu neden yapıyor? Cevap: Sizin onayınızı almak için. Yanınızda kalmaya devam edebilmek istiyorlar. Ve suyunuza gitmek maalesef bunu sağlıyor.

Nereye gelmeye çalıştığımı sanırım anladınız. Söz konusu davranış bütünü bugünlerde fazla yakın olduğumuz birilerine çok benziyor. Evet, robotlara.

Buna daha önce Patrick Özdemiroğlu yazılarında (evet o da benim) değinmiştim. Yapay zekâlı dil modellerinin önceliği bize doğru bilgiyi aktarmak değil bizi memnun edecek yanıtları bulmak. Yakın zamanda bunu destekleyen bir çalışma Google’dan ödül aldı. (Dalkavukluğu yapan modellerden birini Google’ın geliştirmiş olduğu ironisini tamamen pas geçiyorum) MBZUAI ve Georgia Tech’in araştırmasına göre YZ’nin dalkavukluk eğilimi, "yalnız insanları” sahte bir haklılık balonuna hapsedip gerçek hayattaki

Yazının Devamı

Gençlerin bize anlatmadığı bir şey var!

12 Mart 2026

Kanadalı araştırmacı Maya Gislason’ın kızı bir gün okul çıkışı elinde iki resim ile eve geldi. Resimlerden birinde ağaçlar, mavi ve yeşil renkler, tanıdık bir gezegen vardı. Diğerinde ise yanmakta olan bir dünya resmedilmişti. Çocuk, annesine şu soruyu yöneltti: “2050'de öldüğümde kaç yaşında olacağım?”

"Hâlâ hayatta olacak mıyım?" değil, “Dünya o zaman nasıl olacak?” değil. Genç yaşta hayatın biteceğini kabul eden ve sadece ne kadar vaktinin kaldığını anlamaya çalışan bir merak.

Bundan 4 yıl önce Hürriyet Plus ile “Doğum Yılı 2020” adlı bir belgesel serisi hazırlamış ve 2020’de doğan bir çocuğu nelerin beklediğini anlatmaya çalışmıştık. İlk bölümün adını da “Köprüden Önce Son Çıkış” koymuştuk. Artık o çıkışın hâlâ orada olup olmadığından da emin değiliz.

Simon Fraser Üniversitesi'nin Şubat 2026'da yayımladığı (ve Maya Gislason’ın ortak yazar olduğu) araştırmaya göre artık gençlerin iklim kriziyle ilgili hissettiklerini "eko-kaygı"

Yazının Devamı

Mecburi izleyiciler: Yatak odasında biri var!

5 Mart 2026

Size bu hafta o kadar akılalmaz bir olaydan bahsedeceğim ki, hikâyenin hangi kısmına öfkeleneceğimizi seçmek hepimiz için bir sınav haline gelebilir.

Önce kısa bir özet: Meta’nın Kenya’daki taşeron çalışanları İsveç basınına Ray-Ban AI gözlüklerinden gelen hassas ve mahrem görüntüleri incelemek zorunda kaldıklarını söyledi:

“Bir adamın gözlüğü komodinin üzerine bırakıp odadan çıktığı bir video gördüm. Kısa süre sonra karısı içeri giriyor ve üzerini değiştiriyor.”

Meta’nın Ray-Ban ile ortak geliştirdiği akıllı gözlükler; kamerası ile birinci şahıs kayıt yapıyor ve YZ modeliyle çevresindeki dünyayı analiz ediyor. Ne kadar şahane değil mi? Meta gibi kullanıcı gizliliği konusunda hassaslığı ile bilinen bir şirketin böyle bir hizmet sunması.

Hatırlarsınız, Google Glass hiç rağbet görmemişti; o gözlük “Bakın ben bir cyborg’um” diye bağırmak isteyen teknoloji meraklılarına hitap ediyordu. Ama Meta’nın gözlük stratejisi “fark edilmezlik”,

Yazının Devamı