
Olafur Arnalds ve Janus Rasmussen’in elektronik müzik projesi Kiasmos bu hafta yeni bir kayıtla çıkageldi.

İzlanda’nın buzlu düzlüklerinden ve Faroe Adaları’nın esintili yamaçlarından dünyaya sesini duyurabilmiş Kiasmos, Olafur Arnalds ve Janus Rasmussen’in elektronik müzik projesinin adı. Arnalds’ı modern klasik müzik dinleyenler yakından tanıyor. Kendisi Rasmussen’in Bloodgroup adlı müzik projesinin ses teknisyeniydi. Birlikte çalışan ikili 2009’dan bu yana aralıklı olarak da olsa Kiasmos adı altında çalışmalarını sürdürüyor.
Ambient / electronica sevenler ya da hiç olmazsa telefonunu eline alıp kullandığı stream platformunda karşısına çıkan ilk ambient temalı listeyi dinlemiş olanlar muhakkak en az bir kez Kiasmos’u da dinlemiştir diye düşünüyorum.
İkili 2024’te “II” adlı albümü yayınlamıştı. Hararetle öneriyorum öncelikle, eğer dinlemediyseniz. Şimdi de “II Reworked” geldi. Reworked konsepti, elektronik müzikte sıkça karşımıza çıkar. Albümdeki şarkıların farklı prodüktör ve DJ’ler tarafından yorumlanmasından ibarettir. Çok lezzetli sonuçlar doğurabilir. Burada da Sigur Ros prodüktörü Alex Somers, Rachika Nayar, Kjartan Holm & Sin Jang gibi İzlanda elektronik sahnesinden isimler görüyoruz. Albüm Erased Tapes’ten çıktı. Türe meraklı olanlar sanatçı kataloğuna bir göz atmalı. Rival Consoles’dan Woodkid’e güzel bir keşif imkânı sağlıyor.

YENİLER ARASINDA

Blue Note, Londra’ya şube açıyor
New York’un meşhur caz kulübü Blue Note, Londra’da bir şube açıyor. Covent Garden’da St Martin’s Lane otelinin bodrum katında yer alacak kulüp, 23 Eylül’de konserlere başlayacak. Yussef Dayes, Jamie Cullum, Shabaka, Eryka Baduh ilk bakışta dikkat çeken isimler. Ancak programda çok genç isimler var. Londra’da caz kulübü dendiğinde Soho’daki Ronnie Scott’s akla gelir. Şimdi az ileride Covent Garden’da bir tane daha caz merkezi açılmış oluyor. Her iki mekân da (biri New York diğeri Londra’da) turistik sayılacak yerler. Her yıl binlerce 10 binlerce insan buralara caz dinlemeye geliyor. Blue Note belli ki Londra’ya gelen caz turistlerini de hedefliyor. Müzik turizmi ve müzik endüstrisi Birleşik Krallık’ın en büyük gelir kaynaklarından. Müzik yatırımları maddi manevi destekleniyor. Çiçeği burnunda başbakan Andy Burnham’ın da ilk icraatlerinden biri müzikli mekânlara belli oranlarda vergi muafiyeti getiren bir uygulamayı derhal başlatmak olmuştu. İstanbul gibi kültürel açıdan güçlü, kalabalık, canlı şehirler de benzeri uygulamaları hak ediyor.