Akkuyu’nun yeni ÇED raporu çok tartışılacak

Mersin Akkuyu nükleer santralinin inşası için şart koşulan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hâlâ açıklanmadı.
Hoş, özel şirketlerin hazırladığı ÇED raporlarının güvenirliği ve görüşüne başvurulan akademisyenlerin yetkinliği ve bağımsızlığı başlı başına bir sorun...
Geçen yıl açıklanan Akkuyu ÇED raporu büyük tepki çekmiş, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı “revize edilmesi” için şirkete iade etmişti.
İki hafta önce Bianet, raporun yenilenen bölümünü yayımladı:
Nükleer santralin neden olacağı deniz suyundaki sıcaklık artışı incelenmiş... Ve denizdeki canlı yaşamına önemli bir etkisinin olmayacağı kararına varılmış.

Santral denizi etkilemezmiş
Nükleer santralin Akkuyu’ya yapılmasıyla ilgili en büyük sorunlardan biri, santral için soğutma suyunun sağlanması... Zira bunu yaparken santralden Akdeniz’e sıcak su boşaltılacak. Dolayısıyla, deniz suyu sıcaklığı yükselerek deniz ekosistemini bozacak.
ÇED raporunda analizi yer alan Prof. Tuncer Kurtağan ise müsterih: Su sıcaklığındaki azami 1 derecelik artışın canlılar üzerinde “ciddi bir etki yaratmasının beklenmediğini” belirtmiş. Yani +1 derece, bu profesöre göre planktonlardan dünyada sadece 600 tane kalan Akdeniz fokuna zarar vermeyecek.
Dahası Prof. Kurtağan, deniz kaplumbağalarının “kıyıda yumurtlamadığı”nı belirterek nükleer santral sayesinde kıyıda balıkçılık yapılmayacağını; balıklarla fokların gelişimine olanak sağlayacağını iddia ediyor!

İstilacı türler gelir
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz’de sayısız araştırma yaptı ve yapıyor. Ancak ÇED raporu için onların görüşü sorulmuyor.
Ben de Deniz Biyolojisi ve Balıkçılık Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Ahmet Kıdeyş’e Akdeniz’de “azami artı 1’lik değişim”in ne anlama geleceğini sordum.
Şöyle açıkladı: “Artı 1 derece sıcaklık artışı, insanda ne yaparsa (ateş, hastalık) denizde daha kötüsüne neden olur. Küresel ısınmayla deniz suyu sıcaklıklarının arttığını unutmayalım. Zaten santralin kurulacağı bölge, Akdeniz’in en sıcak noktalarından biri. Yazın deniz suyu sıcaklığı 34 dereceye ulaşabiliyor.”
Deniz suyu sıcaklığının artması, “istilacı tür”lerin işgali demek. Balon balığı mesela, piranha gibi dişleri olan ve her şeyi yiyen bir tür. Yani rapordaki “santralle balıklar bollaşır” yorumu bir illüzyon.

Bilim ısmarlama iş yaparsa
Devletle şirketlerin el ele verip doğal hayatı kontrolsüzce yağmalamasını hep eleştiriyoruz. Ancak maalesef bu gayeye hizmet eden bilim insanları da var.
ÇED raporuna “ek yorum” yapan akademisyenler, acaba hiç meslek etiklerini sorguluyorlar mı?

DENİZ KAPLUMBAĞALARI BİTER
- Prof. Kıdeyş, bilimsel araştırmalara göre üreme zamanında su sıcaklığı 25 derecenin altındaysa deniz kaplumbağalarının erkek, üzerindeyse dişi olduğunu anlattı.
- Yani bir derecelik değişim, deniz kaplumbağalarının sonu demek. Deniz kaplumbağaları, kumda yumurtluyor yani deniz suyu sıcaklığından muhakkak etkileniyor.
- Prof. Kıdeyş, “Yer Ege’de olsa hocamın dediğine katılabilirim. Ancak Akkuyu zaten en sıcak bölge. Hocama katılmam” deyip ekliyor: “Bilim dünyasında yeterince veri yoksa, şüpheliysen o işi yapmazsın. Bize de çok proje geliyor. Doğal hayatı olumsuz etkileyeceği için kuşku duyuyoruz, kabul etmiyoruz.”