Basını “kısmen” özgür ülke

Dünya dün Basın Özgürlüğü Günü’nü kutladı. Türkiye’deki “basın özgürlüğü”yle ilgili iki çarpıcı rapor yayınlandı. Sadece bu raporlara bakmak, vaziyetin vahametini göstermeye yeter.
Sınır Tanımayan Gazeteciler’in ocak ayında yayınladığı raporda, Türkiye 154’üncü sırada “durumu kritik” ülkeler arasındaydı. Freedom House’un 2013 raporuna göreyse, geçen yıla göre üç basamak daha gerileyerek 120’nci sıraya düşmüşüz. Yani “kısmen özgür”üz.
Züğürt tesellisini, “özgür değil” veya “kötünün kötüsü” ülkelerin arasında yer almadığımızda... Dünyada genel olarak basın özgürlüğünün gerilemekte olduğunda bulanlar olabilir... Fakat çıtayı aşağıya değil, yukarıya bakarak çekersek manzara çok net:
Basını “özgür” olanların çoğunluğu, gelişmiş ve demokrasiyi sindirmiş ülkeler. ABD, Avustralya, İtalya ve Doğu Avrupa hariç AB ülkeleri, Japonya ve Yeni Zelanda... “Zenginlik, Batılı değerler ve gelişmişlik özgürlüktür” kuralı genelde doğru olsa da Latin Amerika’dan da gurur veren örnekler var: Peru, Şili, Fransız Güyanası, Surinam ve Uruguay.

69 gazeteci hapiste

Basını özgür olmayan bir ülke, demokraside de çuvalladığından bu raporun herhangi bir dünya vatandaşı için anlamı şu: Bana basını özgür olan ülkeyi söyle, gidip orada yaşayalım!
BİA Medya Gözlem ve İfade Özgürlüğü raporundaysa Türkiye hakkında son derecede ayrıntılı veriler yer alıyor. Rapora göre 69 gazeteci ve 30 dağıtımcı halen hapiste. Hepsi, Terörle Mücadele veya Ceza Kanunu kapsamında “örgüt” üyesi olmakla suçlanıyor.
Tabii örgüt üyelikleri, neredeyse tamamen “gazetecilik faaliyetleri”nden kaynaklanıyor. Haber takibi, iktidara eleştirel habercilik, Kürt medyasında çalışmak... Bunlar, bir sepete toplanıp “yasadışı örgütün medya ortamı”nı oluşturmak olarak değerlendiriliyor.
Hapiste olup hala iddianamesi bile hazırlanmayan meslektaşlarımız var!

Haber yaparken tutuklandı
Hapisteki gazeteciler hakkında, basına pek yansımayan bazı örnekler verelim:
* Yürüyüş Dergisi sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü Mustafa Doğru 13 Aralık 2012’de Nebiha Aracı’nın Okmeydanı Hastanesi’nde tedavi edilmemesi ile ilgili basın açıklamasını haberleştirmek üzere gittiği sırada gözaltına alındı ve tutuklandı.
* Mezitli FM genel yayın yönetmeni Mikdat Algül örgüt bağlantısından yargılanıyor. Ama örgüt adı geçmiyor.
* Azadiya Welat çalışanı Gökhan Gümüş, Hasan Pişkin, Sabri Acar, Fırat Dağıtım Batman çalışanı Mevlüt Ayağ ve Özgür Halk dağıtımcısı Hayri Bal hakkında hukuki bilgilere ulaşılamıyor.
Bağımsız İletişim Ağı, davalar ve soruşturmalar üzerinden bu raporu hazırlamış. (Tamamını okuyun: http://bianet.org/bianet/medya/146111-bia-medya-gozlem-ve-ifade-ozgurlugu-raporu-tam-metin )
Gazetecilik faaliyetleri yüzünden “kızağa çekilen” veya işten atılan, iş bulamayan onlarca gazeteci bu raporda yer almıyor... Onları da siz “basın özgürlüğü” listesine ekleyiverin.

KARİKATÜRÜ “LIKE” EDENE SORUŞTURMA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği ve kişilik haklarına saldırdığı gerekçesiyle 2013’teki davalardan birkaç örnek:
* Ankara Defterdarlığı’nda mizah dergilerinin kapaklarını sosyal paylaşım sitelerinde beğenen ve paylaşan altı çalışan hakkında ‘Devlet büyüklerine hakaret ve başbakanı küçük düşürmek’ten yürütülen soruşturmada iki personele ikazen uyarı cezası verildi (30 Mart).
* Erdoğan, ‘Kişilik haklarına saldırı’ gerekçesiyle Aydınlık gazetesinden ve İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Özbey’den toplam 7 bin 500 lira manevi tazminat kazandı.
* Yurt muhabiri Ali Cemal Karabudak, “Gizli sahip Erdoğan mı?” haberinde Başbakan’ın ‘kişilik haklarına saldırı’ gerekçesiyle 10 bin TL tazminat talebiyle yargılandı. Dava ilk duruşmada reddedildi.

SAYI
450

AİHM’de Türkiye aleyhinde ifade özgürlüğüyle ilgili bulunan dosyaların sayısı.