Bilgi çağında sansür

Amerika’nın en prestijli dergilerinden New Yorker’da “Basın bugün neden daha az özgür?” başlıklı bir yazı yayınlandı.
Sadece Türkiye’de değil, dünyada gazetecilik yapmanın neden giderek zorlaştığını anlatan yazı, içinde bulunduğumuz durumu anlamlandırmak ve en azından yalnız olmadığımızı bilmek açısından önemli.
George Packer, dünyanın genel anlamda giderek demokrasiden uzaklaştığını ve bu ortamda en kırılgan kurumun özgür basın, en kolay harcanan kişilerin de gazeteci olduğunu belirterek başlamış yazısına:
“Gazeteci; hükümetler, şirketler veya silahlı grupların işine yaradığı sürece ‘işe yarıyor’. Çoğunlukla halkın desteğinden mahrumlar. Bazı yerlerde gerçeği haberleştirmeleri, bir grubun nefret objesi veya şiddetinin hedefi olmaları anlamına geliyor.”

Gazetecilik için en zor zaman
CPJ (Gazetecileri Koruma Komitesi) raporuna göre, 2002-2012 arasında dünyada 506 gazeteci öldürüldü. Önceki 10 yılda bu rakam 390’dı, yani gazetecilik giderek daha tehlikeli bir meslek haline geliyor.
CPJ’in direktörü Joel Simon, “Yeni Sansür: Basın özgürlüğünün küresel direnişinin içinden” adlı yeni kitabında şöyle demiş:
“Bilgi bombardımanı altında gerçeği görmekte zorlanıyoruz. Dünya çapında yeni sistemler güç kazanıyor. Bunlar küresel diyaloğu güçleştiriyor, yerel gerçeklerin etrafındaki çözümleri ve politikaları engelliyorlar. Gazeteciye baskı ve şiddet, rekor seviyede.”
Simon’ın tespitine bakınca, Türkiye’nin küresel çapta bir trendi nihayet yakaladığını söylemek mümkün.
Ne yazık ki bu trend, insanlığın veya gelişmenin değil, kurgulanan korku imparatorluluklarının yararına!

Sansür daha yaygın
Sansür, ister seçilmiş otokratlar, ister silahlı örgütler, ister eski moda diktatörler eliyle yapılsın, bugün 20 yıl öncekine göre daha kolay ve yaygın.
Packer yazısını, dijital devrimin tüm vaatlerine özgürleşme, demokratikleşme, eşitlenme- rağmen azınlığın elinde daha büyük gücün toplanmasına neden olduğunu belirterek bitirmiş.
Tüm bu tespitler önemli, ancak giderek artan sansürde sorumluluğu dijital çağa yüklemeye gönlüm varmıyor. Sansürü ve baskıyı yenecek, başa çıkma yollarını öğreneceksek, bunun tek yolu yine dijital olanaklar sayesinde olacak...

Sansürün dört yeni nedeni

Yeni sansürün dört ana nedenini Simon şöyle sıralamış:
1- Rusya’dan Türkiye’ye, Venezüela’dan Ekvador’a, seçilmiş liderler bağımsız gazetecileri iş yapamaz hale getirdi. “Demokratatör”lerin ülkelerinde gazeteciler sadece manipüle edilip hapse atılmıyorÖ Bağımsız basın, Batı’dan ithal edilmiş propaganda aracıymış gibi bir hava yaratılıyor.
2- Sansürün başka bir nedeni, terör. Gazeteciler, giderek daha fazla hedef oluyor. Şimdiye dek en çok gazetecinin öldürüldüğü savaş olarak tarihe geçen Irak’tan sonra, gazetecilerin yakalanışı ve infazı, medya ortamının “doğal” bir parçası haline getirildi.
Silahlı grupların artık gazetecileri canlı tutma dertleri yok: İstedikleri “hikaye”yi, dijital medyanın nimetleri sayesinde kendileri yayımlayabiliyor.
3- Geleneksel medyanın küçülmesiyle “yabancı büro şeflikleri” bir bir kapanırken, alanda çok daha korumasız, parasız yerel gazeteciler kaldı. Ancak çoğu kendi hükümetlerinin, İslamcı örgütlerin veya uyuşturucu kartellerinin hedefinde.
4- Ve sansürün görünmez eli; yani dijital gözetleme. Malum, gazetecinin yaptığı araştırma hatta haberin suç sayılabildiği ve dijital verilerin kolaylıkla çarpıtıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Çin bu işin kompetanı, İran da öyle... Amerika ise Snowden vakasında olduğu gibi, hem özgür gazeteciliği savunuyor, hem “zararlı” olabilecek sızıntılara karşı sert tepkiler veriyor.