Erkek şiddetine kim dur diyecek?

Manzaraya bakılırsa kimseciklerin testosteron şiddetini engellemeye niyeti yok.
Oysa sorun gün gibi ortada: Türkiye’de erkeklerin kadınlara uyguladığı şiddet gittikçe büyüyor. Her beş kadından biri, boşanmak veya ayrılmak istediği için öldürülüyor. Katil, yüzde 46 gibi yüksek bir oranla koca... Onu “erkek akrabalar” izliyor.
Sadece medyaya yansıyan kadın cinayetlerine bakıldığında, 2013’te işlenen 214 kadın cinayetinin 2014’te 281’e fırladığını görüyoruz. (Kaynak: Bianet)
Hal böyleyken Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, Hacettepe Üniversitesi işbirliğiyle yaptırdığı son aile içi şiddet araştırmasını basına açıklamaması pek manidar.
Gizliliğin gerekçesi de harika: Gelebilecek sorulardan çekinmişler...

Erkek şiddetine  kim dur diyecek

ERKEN EVLİLİK ŞİDDETE DAVETİYE
Hürriyet gazetesinin ortaya çıkardığı bu araştırma, Türkiye’de erkek şiddeti sorununa ve kadının durumuna dair çok önemli veriler içeriyor. Buna göre;
* Şiddet gören kadınların yüzde 89’u hiçbir yere başvurmuyor.
* Şiddet oranı son altı yıldır yüzde 38; en çok da boşanmış kadın öldürülüyor.
* Fiziksel şiddet, her 10 kadının 1’inde gebelikte de devam ediyor.
* Her 10 kadından üçü, şiddete fiziksel olarak karşılık veriyor ve evini kısa süreliğine terk ediyor.
* Kurumsal başvuruda bulunanların oranı sadece yüzde 11... O da ancak şiddet tahammül edilemeyecek bir noktaya geldikten sonra (yüzde 69)!
* Kadınların şikâyet etmemelerinin nedenleri arasında nereye başvuracaklarını bilmemeleri yer alıyor.
* Kadınların büyük çoğunluğu haklarından habersiz. Daha fenası, uygulayıcılar da aile içi şiddet kanununu bilmiyor/ uygulamıyor.
* Kadınların yüzde 26’sı, 18 yaşını tamamlamadan evlendiriliyor. Erken yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor.
* Erken yaşta evlenen kadınların maruz kaldığı şiddet biçimleri arasında cinsel şiddetin oranı yüzde 19’la daha yüksek.
* Kadınların yüzde 9’u çocukluk döneminde (15 yaşından önce) cinsel istismara maruz kalıyor. Araştırma, baba, erkek kardeş, dede, amca gibi 1’inci dereceden kan bağı olan kişilerin cinsel istismarından söz etmiyor.
YAPILMASI GEREKEN ORTADA
Diyelim ki yıllardır kadın örgütleri ve insan hakkı savunucularının önerilerini, mücadelelerini duymadınız veya kulak asmadınız...
Salt bu tabloya bakarak, devletin şiddeti azaltması, engellemesi için pek çok çözüm üretebilirsiniz.
Mesela... Kadınların haklarını öğrenmesi için ulusal çapta kampanyalar, kamu bilinçlendirme çalışmaları düzenlemek o kadar zor olmasa gerek!
Mesela... 18 yaş altında evlilikler kanunen yasakken, bu evlilikleri tespit etmek ve kanunu uygulamak, vatandaşının en özeline girme becerisine sahip bir yönetim için atla deve değil.
Mesela... Kanun uygulayıcıları (polis, savcı, hakim) bunca eğitimden sonra hala kadınları korunmasız bırakıyorsa, meslekten men cezasınden para cezasına, caydırıcı pek çok önlem rahatlıkla uygulanabilir. Bak bakalım aynı duyarsızlık sürecek mi!
Erkek şiddetini en aza indirmek için sayısız uluslararası çalışma, dayanışma ve çözüm varken, neden hala havalara bakıp ıslık çalınıyor, anlamak mümkün değil. Hayır, kadınlara birey olarak değil annelik ölçüsüyle değer verenler şunu düşünmekten aciz olabilir mi:
Bu kadar sağlıksız bir toplumda, arzulanan bol çocuklu, parçalanmamış aile modelini sürdürmek mümkün değil!

ANNE İSTİHDAMI

* Erkek şiddetine dair veriler ortadayken ve buna seyirci kalma pozisyonunda ısrar edilirken “Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Paketi” havada kalıyor.
* Türkiye erkek şiddeti sorununu aşmış ve kadın istihdamı sorunuyla samimiyetle ilgileniyor olsaydı, Batı ülkelerindeki gibi esnek çalışma saatlerini ve devlet katkısını tartışıyor olurduk.
* Sosyal devlet, dar gelirli ailelerin çocuklarına ücretsiz sağlık ve eğitim verir, kreş hizmetini parasız yapar, cebine altın koymaz.
* Kamuda belki işler, ancak özelde istediğiniz kadar teşvik edin, beş yıl süreyle anneleri yarım zamanlı çalıştırmak, hayal.