Fiili durumlar

Fiili durumlar

Türkiye’nin pek çok hayati meselesinde hukuki durumla fiili durum birbiriyle çelişiyor. En temel ilkeler bile net olmadığı için herkesin kafası fena halde karışık.
Mesela...
Cumhurbaşkanı Gül’ün kasımda ifade ettiği gibi, üniversitelerdeki türban sorunu “fiilen” çözülmüş durumda: “Özel televizyon yayınında da böyle olmuştu. Fiili uygulama, hukuki düzenlemeden önce gelmişti. Bu konuda ilgili hukuki düzenlemenin, ileride bir problem çıkmaması için sakin bir şekilde yapılması doğru olur.”
Mesela...
Son yıllarda kadın-erkek eşitliği konusunda reformlar yapıldı, çok adımlar atıldı ama... Fiili durum tam aksini gösteriyor: Türkiye, BM Kalkınma Örgütü’nün 2009 “Kadının Güçlenme Endeksi“ne göre, 109 ülke arasında 101., Dünya Ekonomik Forumu’nun “Cinsiyet Uçurumu” endeksine göre 134 ülke arasında 129. sırada.
Mesela...
Pek yenilikçi, pek genç, pek atak bir ülkeyiz... Ancak erişimi engellenen sitelerin sayısı her gün artıyor. Pornografik içerikten bahsetmiyorum. Fıratnews’a normalde ulaşamıyoruz çünkü birileri mahkemeye başvurmuş. Fakat isteyen proxy’lerden ayarı değiştirip yolunu buluyor. Tıpkı yıllar süren ve ne zaman tekrar işleme konulacağı belli olmayan YouTube yasağındaki gibi... Fiili durum, bu yasakların kimse tarafından takılmaması.
Mesela...
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “bölgede iki dilli hayat olacaktır” diye malumu ilam etti. Oysa Diyarbakır’a giden herkes bilir ki pek çok tabela, afiş Kürtçe. Hasankeyf‘in “hoş geldiniz” tabelası sadece Türkçe ve Kürtçe değil, Arapça ve İngilizcedir. Sokakta da Kürtçe konuşuluyor. Fiili durum bu!
Ancak Kürtçeyi duruşmalarda veya TBMM çatısının altında kullanmaya kalkınca “bilinmeyen bir dil“ veya “xx” olarak geçiyor. Sevahir Bayındır’ın Meclis’te önce “To be or not to be” demesi sonra da Kürtçesini söylemesi, tam da bu çelişkiye dikkat çekiyor.
Can sıkıcı, ama gerçek! Galiba 12 Eylül Anayasası sıkı bir reformdan geçse bile “fiili” durumlardan kolay kurtulamayacağız.

AYRIMCI YUMURTA
- Umur Talu ve Sırrı Süreyya Önder, iktidar sahiplerine atılan yumurtaları savunurken, Roni Margulies’e atılan yumurtayı kınamışlar.
- Roni Margulies, yazar kimliğinin yanı sıra Devrimci Sosyalist Parti (DSİP) üyesi. Yani iktidarda olmasa bile aktif politikada.
- Ben şu mantığı anlamıyorum: Yumurta, sadece iktidar sahiplerine ve sağcılara mı atılabilir?
- Bazı durumlarda yumurta eylemi bir protesto, bazı durumlarda bir şiddet eylemi mi oluyor? Sırf solcu bir parti mensubu diye bir kişiye yumurta atılamaz mı?
- Margulies’e atılan yumurtayı savunduğumdan değil... Bu çelişkiyi de bir çeşit ayrımcılık olarak gördüğümden soruyorum.

GÜNÜN TWİT'İ
Süheyl Batum ve benzeri “parti kimliği” olan politikacı yazarların bunu köşelerinde belirtmelerini istiyorum. @ulasayyıldız

DÜNDEN KALANLAR
- Ahmet Özal, “Çiller aday olmazsa ben DP’ye aday olurum” demiş. Hangisi daha kötü, inanın bilemedim! Eğer niyet, Demokrat Parti’nin kesin sonunu getirmekse her iki aday da gayet başarılı seçimler olabilir.
- Kemal Kılıçdaroğlu, elinde viskiyle “Ne olacak CHP’nin hali” diye yakınanlara kızıyor. Ne yazık ki iyi çalışılmamış yolsuzluk dosyaları ile karşımıza çıktıkça bu sorun devam edecek.
- Kurultaya sanatçı davet etmek ne demek oluyor? TV programlarının “kadın kotasından konuşmacı” davet etmesi gibi, göstermelik bir şey değil mi?
- Demokratik açılım ve referandum, “Türkiye’nin demokratikleşmesi” adına önemli bir adım olarak lanse edildi. Peki nasıl oldu da Dünya Demokrasi Endeksi’nde iki sıra daha gerileyerek 89’uncu sıraya düştük?