Kalan son özgürlük kırıntılarını ezmek

Twitter ve Youtube martta kapatıldığında, dünyadan gelen tepki büyük oldu. Engel kalktıktan sonra bile aylarca sansür konuşuldu, hâlâ da konuşuluyor... Time dergisi, 2014’te sosyal medyada en çok ses getiren olayları arasında “Türkiye’de Twitter’ın engellenmesini” gösterdi.
İnternet yasası dahil olmak üzere, sosyal medyaya erişim engelleri bu yılki AB İlerleme Raporu’nun en can yakıcı mevzusuydu. Çünkü söz konusu düzenleme ve yasaklar, yurttaşların birebir ifade özgürlüğüne müdahale etmek anlamına geliyordu.
Derken, hükümetin hazırladığı ve tam anlamıyla bir sansür girişimi olan internet yasasını AYM iptal etti.
Ancak bir öğretmeni dönemin başbakanına “Hakaret etti ve konvoya yumurta attı” iddiasıyla meslekten ihraç eden...
Gezi eylemlerindeki duvar yazılarını kitabında kullandığı gerekçesiyle 2 yıla kadar hapisle yargılayan...
Son olarak 16 yaşındaki bir çocuğu “CB’ye hakaret etti” gerekçesiyle tutuklayan bir yönetim biçiminin “durması” beklenemezdi!

Muğlak, taraflı, keyfi
Ulaştırma ve Habercilik Bakanı Lütfi Elvan önceki gün “müjde”yi verdi: Yeni internet yasası yolda...
Erişimi engellemenin gerekçesi, “kamu düzeni ve milli güvenliği, genel sağlık ve genel ahlakı ilgilendiren durumlar” şeklinde, son derecede muğlak, taraflı ve keyfi olacak.
Buna göre Başbakanlığa bağlı TİB, Başbakan veya bakan talebiyle istediği içeriği engelleyebilecek! Mahkemeye başvurma, engelledikten 24 saat sonraya bırakılmış... Karar alması için 48 saat süre verilen mahkemelerin, iktidarın kararını uygulamaması beklenebilir mi?
Yani muktedirler, canlarının istediği şekilde ifade özgürlüğünün sınırlarını çizebilecek. Ha, mahkeme içerik engelini onaylar da içerik sağlayıcı uygulamazsa, para cezaları getirilecek.
Malum, bu işler bir kez telaffuz edilmeye başlandı mı geri dönüşü kolay olmuyor.
Daha yönetmelik, tasarı vs onaylanmadan kendine vazife edinen bilumum kurum var. Hukuktan medyaya, emniyetten eğitime, hazır olda duran AK kişiler, hukuk mukuk dinlemeden harekete geçmekte pek mahir!

Tolerans fakiri rejimler
Nitekim erişim engeli, yerel düzeyde fiilen uygulamaya konuldu bile: 17 Aralık operasyonunda hakkında takipsizlik kararı verilen Fatih Belediye Başkanı, eski avukatı Turgut Yenilmez’in “kişilik haklarına saldırdığı” gerekçesiyle mahkemeye başvurdu.
Mahkeme, Yenilmez’in açıklamalarına yer veren Gülen ve sol medyada yayımlanan sayfalara 4 saat erişim engeli getirdi!
Hükümet, başta yolsuzluk iddiaları olmak üzere, kendine yönelik en ufak bir eleştirinin bile dile getirilmemesini, mümkünse tamamen unutulmasını istiyor...
Ancak bunun için medyaya yönelik müdahaleler yetmiyor. “Twitter denen bir bela” var ve halen kullanıcılar, sosyal medya aracılığıyla özgürce eleştiri yapabiliyor, birbirini haberdar edebiliyor, hatta örgütlenebiliyor.
İktidar, kendini eleştireni “devletin düşmanı” ilan ederek sorunu halledebileceğine hâlâ inanıyor. Oysa her hamlede başta ifade özgürlüğü, tüm hak ve özgürlükler sorunu daha da büyüyor. Türkiye böylece Rusya, Kuzey Kore hatta Azerbaycan gibi tolerans fakiri otoriter rejimlere yaklaşıyor.
Tekrar tekrar hatırlatmakta fayda var: İnternet yasası başta olmak üzere, ifade özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemeler taraf olunan insan hakları sözleşmelerine ve Türkiye Anayasası’na aykırı.
Haydi hakkı, hukuku bir yana bırakalım... Bu kısıtlamalar, her şeyin üstünde tutulan “Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesini” de engelliyor.
Daha ne diyelim?

GÜZEL ŞEYLER KÖŞESİ
- Seferihisar Belediyesi örnek bir kararı devreye soktu. Malum, “Bütünşehir yasası” ile kapatılan belde ve köylere ait taşınmazlar belediyelere devredilmişti.
- Seferihisar Belediye Meclisi, bu yasayla belediyeye devrolan 9 köyün mallarını köylerin kooperatif, dernek ve vakıflarına geri vermeye karar verdi.
- Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Köy köktür, köy yoksa gelecek yoktur” diyerek tüm belediyelere fark attı. Bakalım aynı cesareti gösterebilecek bir tane daha belediye çıkacak mı?