Kürt sorunu yoktur!

Tabii ya, yoktur
Kürt sorunu.
Çocukları işkencede, gözaltında ya da sokakta “kaybedilen”, failleri 20 yıldır ortaya çıkarılmayan, evlatlarının kemiklerine kavuşmayı bekleyen Cumartesi Anneleri vardır...
90’lı yıllarda yakılan, yıkılan, boşaltılan 4.500 köyün hesabı görülmemiş hikâyesi vardır...
O köylerin her birinde, her ailede işkence görmüş, “itirafçı”ların bir sözüyle tutuklanmış, öldürülmüş en az bir kişi vardır.
Bunlara tanık olmuş, sokakta TOMA’yla büyüyen, öfkeyle bilenen çocuklar vardır.
“Köye geri dönüş” yasasıyla birlikte dönenlere hâlâ çıkarılan zorluklar vardır.
Kürt sorunu yoktur.
Kürtçe sorunu vardır.
Nüfusunun yüzde 20’sinin konuştuğu dili eğitimden esirgeyen, üç beş Kürtçe tabela astırınca “Konuyu hallettik” diyen bir devlet vardır.
Ankara’nın doğusuna, ancak devletin himayesinde gittiği, hatta hiç görmediği halde Kürtler hakkında fikir beyan eden gazeteciler vardır.
Kesinlikle Kürt sorunu yoktur
Dün “taş atan” çocukları sabaha karşı ev baskınlarıyla toplayan çevik kuvvetin plastik veya gerçek kurşunlarıyla ölen çocuklar vardır.
Evet, kesinlikle Kürt sorunu yoktur!
Van depreminde yollanan yardım paketlerine “İçine taş koyalım” diyebilen vicdansızlar vardır.
Misal, “Kürtçe şarkı söyledi” diye silahına davrananlar vardır.
Korucu olmaya zorlanan, köylüsüyle birbirine düşürülen, geçimini devletin paramiliter gücü olarak sağlamaktan başka bir yol bilmeyen Kürtler vardır.
“Siyasi düşünce suçluları” hâlâ hapishanelerdedir. Kimi, cezası kesinleşmediği halde... Kimi, neyle, nasıl suçlandıkları belli olmadığı halde yıllardır dört duvar arasındadır.
Bir de IŞİD’den kaçıp sınıra gelince Türkiye polisinin gazını yiyen, spor salonlarında tutulan Kürtler vardır.
Halen tek suçu Kürt haber kaynaklarında çalışmak olduğu için hapiste tutulan, yargılanan gazeteciler vardır.
Devletin politikalarıyla palazlanan Kürt milliyetçiliği de vardır.
Kürt sorunu yoktur, ama üç yıldır devlet, Öcalan ve Kürt siyasetçilerle görüşerek “çözüm” aramaktadır.
Vallahi de Kürt sorunu yoktur
Haksızlık olmasın.
Türkiye son 10 yılda “olmayan” Kürt sorununa dair, bazı tabuları aştı.
Kürtçe yayın yapan bir devlet kanalı, üç beş köye zar zor da olsa isimlerinin bahşedilmesi, Kürt meselesinin açık seçik tartışılabilmesi, Kürt siyasi hareketinin muhalefetin vazgeçilmez bir unsuru olması gibi gelişmeler yaşandı.
En önemlisi, ateşkes sağlandı ve bugüne kadar gelindi.
Evet, Kürtler artık çok daha özgür. Ama sorunları çözülmüş, bitmiş değil.
Ayrımcılık ve nefret halen siyasetçilerin, medyanın dilinde. Anadilde eğitim, eşitlik ve adalet talepleri yerinde sayıyor.
Hal böyleyken “Kürt sorunu yoktur” diye milliyetçi tribünlere oynamak,
fena halde eski Türkiye’yi andırmıyor mu?

İYİ DE ONLAR ‘BÖLMEK’ İSTİYOR

- İyi de C.B yanlış mı diyor? Kürtler devlet kademelerinde yükselmedi mi? Evet, ancak bu sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor.
- İyi de askerde çocuklarımız boşuna mı öldü? Bunun bedelini kim, nasıl ödeyecek? derseniz... Hesabı öncelikle devletten ve yıllarca uygulanan yanlış politikalardan sorarak başlamakta fayda var.
- İyi de Kürtler vatanı bölmek istemiyor mu?
Asıl istedikleri bağımsızlık değil mi? Diye endişelenecekseniz... Asıl bölünmenin, yıllarca birbiriyle savaşmak ve zulmetmek olduğunu kavramak gerekiyor.