Performansımız çok kötü, çook!

Sadece geçen hafta yayımlanan raporlara bakınca insanın içinden bir utanç dalgası yükseliyor:
Uluslararası Şeffaflık Derneği’ne göre yolsuzluk endeksinde en hızlı irtifa kaybeden ülke Türkiye... 53’üncülükten 64’e düştük.
Brookings Institute’un kız çocuklarıyla ilgili hazırladığı küresel raporda Türkiye, okullaşmada kız çocuklarının “dezavantajlı” olduğu ve çocuk yaşta evliliklerin yapıldığı ülkeler arasında yer aldı.
İHD ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın yayımladığı “İnsan Hakları karnesi” ise yüz kızartıcı: 2014 yılında Türkiye’de 2 bini aşkın kişi insan hakları ihlalleri sonucu hayatını kaybetti. 294 kadın, erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirirken, 1018 kişi işkence başvurusunda bulundu.
Hal böyleyken, artık bir insan hakkı meselesi olarak kabul edilen iklim değişikliğiyle mücadelede iyiye gitmeyi beklemek elbette hayal olurdu:
“İklim Değişikliği Performans Endeksi 2015”te Türkiye “çok kötü” sınıfındaki ülkeler arasında açıklandı... Öyle ki Fas ve Kıbrıs, bu konudaki atılımlarıyla Türkiye’ye “örnek” gösterildi.

İklim performansında 51’inciyiz
Bu yıl BM’nin 20’ncisini düzenlediği İklim Değişikliği Konferansı Peru’nun başkenti Lima’da yapıldı. Hafta sonu “COP20-Taraflar Konferansı”nda bir araya gelen yüzlerce ülke liderinin ortak bir bildiri yayımlaması bekleniyor...
Siyasetçiler, yıllardır iklim değişikliğiyle ilgili gereken önlemleri almakta ayak diretirken, bazı ülkeler kendi çabalarından dolayı örnek gösteriliyor. Bazılarıysa “dünyanın sonu”nu hızlandıran CO2 salımlarını kışkırtan politikaları nedeniyle teşhir ediliyor.
Mesela Türkiye... Germanwatch ve Küresel İklim Ağı Avrupa (Can Europe) karbon salımlarının yüzde 90’ından sorumlu olan 58 ülkeyi inceledi. Ve Türkiye 51’inci oldu!
350 Ankara, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler arasında bulunan Fas’ın bu yıl ilk 10’a girmesine dikkat çekiyor:
Bugün Fas, dünyanın en büyük güneş yatırımına (500MW) ev sahipliği yapıyor.

Kömürü çıkarmayın uyarısı
Raporda, hâlâ “Gelişmek için ağaç kesip termik santraller kuracağız” diyen bizim gibi ülkelerin alacağı önemli dersler yer aldı:
1- Ülkelerin ekonomik büyümeleri ve birincil enerji arzındaki artışa rağmen emisyonlar benzer artışı göstermedi. Bazı ülkelerde ise tam tersine emisyonlar azaldı! Yani ekonomik büyüme için emisyon artışının doğru orantılı olması gerektiği iddiası çürütüldü.
2- 58 ülkeden 51’inde yenilenebilir enerji sektörü pozitif büyüme yaşadı. Pek çok ülkede bu büyüme iki haneli.
3- İklim değişikliği nedeniyle sıcaklık artışını 2?C’nin altında tutmak için kömür rezervlerinin yüzde 80’inin toprakta kalması gerektiği hatırlatıldı.
Bu arada Dünya Meteoroloji Organizasyonu (WMO) 2014’ün deniz yüzeyi sıcaklıklarında şimdiye kadar kaydı tutulan “en sıcak yıl” olduğunu ilan etti. Rekor sıcaklık, diğer faktörlerle birleşince bazı ülkelerde sel, bazılarında aşırı kuraklık olarak baş gösterdi.
Hal böyleyken Türkiye yangına kömürle gitmekte, ağaçlarını katletmekte ve ölümcül su politikalarını değiştirmemekte ısrarlı. Felakete kadar yolu var “inşallah”.

NEDEN 51’İNCİ OLDUK?

Türkiye’nin bu sene endekste 54’ten 51. sıraya yükselmesini 350 Ankara’nın kurucularından Önder Algedik şöyle değerlendirdi:
- Performans endeksi 2012 verilerine göre hesaplandı. Türkiye’de 2012’de yeni kömür santrali açılmadı.
- Devreye giren yeni yenilenebilir enerji kurulu gücünün doğalgaz santrallerinden fazla olması, yenilenebilir yatırımlarını bu raporda öne çıkardı.
-Ancak, 2014’te ve geçen yıl eklenen yeni enerji santrallerini hesaba katınca bu avantajı gelecek yıl kaybedeceğiz.
- Türkiye’nin bir “İklim Değişikliği Eylem Planı” var. Ancak rapor, özellikle enerji sektöründe pek çok politikanın eylem karşılığının bulunmadığının altını çiziyor.