Referans din olunca

Başbakan formunda: Neredeyse her gün bir tartışma konusu yaratmayı yine başarıyor.
Bu arada söylemi, gittikçe “muhafazakar demokrat”lıktan “muhafazakar”lığa, hatta “koyu muhafazakarlığa” doğru evriliyor.
Bazıları alenen dalga geçtiğini düşünüyor. Bazılarıysa gayet ciddi olduğunu...
Tartışırken, her şeyin bir liderin iki dudağının arasında olduğunu kabul ediyoruz...
Muhalefetinden basınına, herkes günlük “şok”ları absorbe etmeye çalışıyor. AKP iktidarı bunu gayet güzel başarıyor. Yalnız Gezi protestolarında tersine döndü işler.
Uzak durmaya çalıştım ama “Kızlarla erkekler aynı evde kalamaz” tartışmasına girmeden edemeyeceğim...

Bize göre böyle!
Birincisi, Başbakan’ın bu görüşte olduğu kimse için sır değil. Türkiye’de kadın ve erkeklerin, İslami yaşam kurallarını esas almasını istiyor.
Son birkaç yıldır bu yöndeki görüşlerini daha sık açıklamakta artık beis görmüyor.
“Dindar gençlik yetiştireceğiz”den tutun kürtaj yasası önermesine, “örtünmek dinin emri” demekten kadınla erkeğin eşit olmadığına...
Giderek artan bir dozda, siyasetle din birbirine karışıyor.
Hepsinde referans, din.
Öğrencinin nerede, kiminle, nasıl kalacağı da aynı muhafazakar İslami görüşe göre belirleniyor. “Bize göre böyle, artık gerisi size kalmış” mesajını veriyor bize.
Reşit insanlardan bahsettiğimizi, kiminle nasıl kalacaklarının artık ailelerini bile ilgilendirmemesi gerektiğini düşünen yok.
Aynı yaş grubu, hevesle evlendirilmeye, çocuk yapmaya çalıştırılıyor ama... Nikah kıyıldığı sürece sorun yok!

Talimata alışmışız
Yardımcıları, danışmanları bir kez daha “yanlış anlamaları” ve “yalan haberleri” düzeltmek için büyük çaba içinde.
Arınç, “evleri denetleme yetkimiz yok” diyor. Hay Allah! Neredeyse hükümet, ev baskını yapamadığına, kızları erkekleri ayıramadığına üzülecek!
Ama merak etmeyin... Devletimiz istese, bir bahane bularak pekala öğrenci evlerine baskın yapabilir.
Adına da “terör örgütü propagandası” der, geçer!
Başdanışman, Başbakan’ın “apartman tipi yerler”i kastettiğini belirtiyor...
E daha fena değil mi? Hükümet ülke yönetiminden sıkıldı, apartman yöneticiliğine mi soyunuyor?
Bizlerse, Başbakan’ın her şeyi talimat vererek “halletmesine” öyle alışmışız ki, Denizli Valisi’ne gerçekten de böyle bir şey söylediğine inanıyoruz.
Sırf Başbakan’ın memnuniyetsizliği karşısında herkesin hazırolda duracağını, hatta Başbakan söylemese bile görev edineceğini biliyoruz zaten...
Bu yüzden en olmayacak şeyi bile haber olarak yazıyoruz. Hepsi bizim hatamız olsa gerek!

ÖĞRENCİYE?EV?YOK

* Bu ülkede öğrenci hep çok çekti. “Öğrenciye ev yok”un öbür adı “bekara ev yok” değil mi? Zaten öğrencinin kalacak yer bulması büyük dert, bir de devamlı dışlanıyor garipler.
* Cinsiyet ayrımcılığı genlerimize işlemiş. Anadolu’da kadınlı-erkekli bir lokantaya girsen, illa ki “aile salonuna” oturturlar. Yahu sanki bütün erkekler sapık! İsteyen istediği yerde otursun rahat bırakın!
* Aynı mantık, “kızlı-erkekli evler” için de geçerli. Karşı cinsin illa seks yapacağı düşünülüyor ki uygun görülmüyor. Ne yaptıkları kendilerini ilgilendirir, devletin işi yatak odasına girmek değildir.