Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bendeniz Kovid aşısı oldum. İkinci aşıyı olduktan 28 gün sonra antikor testi yaptırdım. Çok çok az bir antikor oluşmuş. Neredeyse sıfıra yakın.

Peki, genelde durum nedir? Aşılananlara örnekleme yöntemiyle antikor testi yapılarak aşının etkinliği ortaya çıkarılabilir. Koronadan ölenlerin kaçta kaçının iki aşı yaptırdığına bakarak da aşının etkinliği konusunda fikir edinilebilir. Aşının etkin olmadığının ortaya çıkmasından mı korkuluyor? Oysa aşının etkin olmadığının açıklanması hiç açıklanmamasından iyidir. Aşının etkin olmadığı bilinirse önlemler gevşemeyecektir.

Haberin Devamı

***

Bir yılı aşkın süredir Türkiye’de sıkı korona önlemleri uygulanıyor. 65 yaş üstü vatandaşlar yılın neredeyse yarısını ev hapsinde geçirdiler. Serbest çalışan vatandaşlar ve esnaf büyük zarar etti. Sonuç: Yeni vaka sayısı nüfusa oranlandığında dünya birincisiyiz. Yeni vaka sayısı Hindistan’da 169 bin, ikinci Türkiye’de 50 bin. Hindistan nüfusu (1.3 milyar) bizden 15 kat fazla. Demek ki önlemler işe yaramamış. Ya da yanlış önlem alınmış. Sıkıntılar boşa gitmiş. Dünya rekoruna ulaşmışız. 

Peki, bilim kurulu ne diyor bu işe? Bilim kurulu üyeleri “Biz bilimsel görüşü bildiriyoruz kararları siyasi irade alıyor” şeklinde bir savunma yapıyor.

Bilim adamının görevi orada biter mi? Bilime aykırı uygulamalara direnmeleri gerekmez mi?

MESELA

Emekli amirallerin bildirisinin darbe iması içerdiğini düşünebilirsiniz.

Veya bildirinin ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini savunmakta çekingen davranabilirsiniz.

Savcının iddianamesini bekleyelim diyebilirsiniz.

Ancak soruşturmanın selameti için hukuku savunmak zorundasınız.

Şüphelilerin gözaltında tutulmasına karşı çıkmak zorundasınız.

Bunları yapamıyorsanız...

Hukuku savunmak gerektiğinde kapı arkasına saklanıyorsanız...

‘İktidar adayı muhalefet partisi’ diye ortalarda dolaşmanıza gerek yok.

Siz bu tavırla kendi ifade özgürlüğünüzü, kendi demokratik haklarınızı da savunamazsınız.

Bırakın halkı, kendinize de yararınız dokunmaz.

KUTLAMA

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Giresun’a 10 metre uzunluğunda dev bir bayrak göndermiş. Üzerinde “Giresunspor’a Süper Lig yolunda başarılar” yazan bu bayrağın belediyeyle ilgisini ve bedelini kimin ödediğini sormuştuk...

Haberin Devamı

İBB basın danışmanlarından Şükrü Küçükşahin açıklama yaptı, dedi ki:

- CHP’nin Samsun ve Giresun il başkanlıkları Ekrem Bey’den böyle bayraklar talep ettiler. Ekrem Bey de bedelini kendi hesabından karşılayarak bu bayrakları gönderdi.

Sorumuz yanıtını buldu. Mesele kalmadı.

Ancak bazı okurlarımızın yine de bazı kaygıları var. Ali Öztürk diyor ki:

“İmamoğlu, İBB Başkan’ıdır. İstanbul’da Tuzlaspor, Ümraniyespor ve İstanbulspor da Samsun ve Giresunspor’la aynı ligde mücadele etmektedir.

Bu durum sıkıntı yaratmaz mı?

Bence bu takımlar Süper Lig’e çıkınca kutlama afişi gönderseydi daha yerinde olurdu.”

100 YIL

Türk-Rus dostluğunun 100’üncü yılı kutlanıyor.

Sovyet Rusya ile Ankara Hükümeti arasında 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması’nın 100. yılındayız.

Türk-Rus dostluğu deyince akla gelen önemli isimlerden biri de Semyon Aralov’dur. 1922 yılında Sovyet Büyükelçisi olarak Ankara’ya gelen Aralov, Atatürk’le birlikte askeri birlikleri dolaşmış, tavsiyelerini bildirmiştir. Taksim’deki Atatürk anıtında Atatürk’ün arkasında yer alan şahsiyetlerden biri de yine Aralov’dur.

Haberin Devamı

1922’de Afyon’da bir nalbant okulunun ilk mezuniyet törenine Aralov da davetlidir. Törende atın tabanına ilk nalı Mustafa Kemal’in çakması rica edilir.

Mustafa Kemal nalı alır ve Büyükelçi’ye uzatır:

- Ekselansları, bu nalı atın ayağına siz çakınız.

Aralov’un, nalı atın ayağına çakarken söylediği bir tümce çılgınca alkışlanacaktır:

- Ayağına nalı çaktığım bu at İzmir’e giren ilk at olacaktır.

Dostluğun temeli Kurtuluş Savaşı öncesine dek uzanır.

ORMAN

TBMM’de pek rastlanmamış bir olay... AKP Ankara Milletvekili Nevzat Ceylan, İklim Değişikliği Araştırma Komisyonu görüşmeleri sırasında Orman Müdürlüğü’nü eleştiri yağmuruna tutuyor.

Örneğin, odun üretimine ilişkin konuşan Ceylan diyor ki:

“O kadar aşırı bir üretim yapılıyor ki artık köylü size ‘Bu kadar üretim bizim müsaade edeceğimiz durumdan çıktı’ diye bir sürü yerde karşı çıkmaya başladı. Yani orman-halk ilişkilerini geçmişte köylüler bozarken, şimdi sanki teşkilat bozar noktasına geldi.”

Ceylan, yangınlara geç müdahale edildiğini ekliyor.

Konuşmanın sonunda Komisyon Başkanı Veysel Eroğlu sitem ediyor:

“Muhalefete söz bırakmamak için mi yaptınız bu konuşmayı?”

Netice: Eleştiri sevimsizdir ama insanları daha dikkatli davranmaya sevk edeceği için de önemli ve gereklidir. Kutlarız Sayın Ceylan.

MISIR

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı ile dostane bir görüşme yapmış. Mısır ile ilişkiler gelişiyormuş gibi bir hava esiyor.

Ancak geçen hafta Atina’da imzalanan bir askeri iş birliği anlaşması var. Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs askeri yetkilileri daha fazla ortak askeri eğitim ve askeri manevra yapmak konusunda anlaşma imzaladılar.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın hedefinde hangi ülke var? Mısır bunu bilmiyor mu? Bildiği halde anlaşmaya imza atması hangi niyetin ifadesidir? Gözden kaçırmayalım.