Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bu satırları iki yıl önce CHP Kurultayı sonrası Özgür Özel CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturduğunda yazmıştık. Hâlâ geçerlidir.

★★★

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e tavsiye:

- Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuktan inmesini iyi analiz edin... Doğru dersler çıkarın... Ona göre hareket edin..

- Yani?

- Şunu bilin; Kemal Bey AKP’ye yenilmedi. Kemal Atatürk’e yenildi. 13 yıl önce partinin adını Yeni CHP koyup amblemini Çınar yapmıştı. Kendini Dersimli Kemal ilan edip Dersim’in intikamını almaya soyunmuştu. Türk milletinin adını değiştirecek, Türkiye vatandaşı yapacaktı. 1930’ların Türkiye’si değiliz sloganıyla Atatürk dönemini aşağılamak hevesindeydi. Helalleşme manevrasıyla kendi partisini tarih önünde mahkum edecekti...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

- Eeee...

- İşte Kemal Beyin sonunu bu nafile çabalar getirdi... Atatürk’e kılıç çekti Kılıçdaroğlu... 1923’ten bu yana esen rüzgara yenildi.

- Eeee...

- Bu olaydan doğru dersler çıkartın sayın Özgür Özel... İki lafın biri Atatürk adını anmak Atatürkçü olmaya yetmiyor. Atatürk ilkelerinin çizdiği yoldan yürüyün. İlkelere ters sözler söyleyip ters işler yapmayın... Atatürk’ün vasiyetini ve onun ruhunu taşıyan milyonları ihmal etmeyin. Gözler üzerinizdedir.

★★★

Özgür Özel iyi bir hatip. Çok zor şart altında siyaset yapıyor. Sırtında çok yük var. Çok çalışıyor. Ancak yukarıdaki nasihatı da göz ardı etmemeli...

ZEYTİN

Bizim semtte “Books & Coffee” adlı bir kafe var. Önünden geçerken baktım garson arkadaşlar kocaman bir ağacı içeri sokmaya çalışıyorlar...

- Nedir bu arkadaşlar?

- Zeytin ağacı...

- Ne olacak bu?

- Patron göndermiş, uygun bir yere dikin, demiş ama dışarda yer yok içeriye de sığmıyor, ne yapacağız bilmiyoruz...

Ufak tefek bir fidan değil köküyle birlikte kocaman bir ağaç...

Şu anda kafenin bir köşesinde duruyor...

Ben buradan o patrona teşekkür etmek istiyorum

Ülkenin dört bir yanında ağaç ve özellikle zeytin katliamı yaşanırken

Bu patron bir zeytin ağacını korumaya alma çabasında...

Doğrusu çok saygıdeğer bir çaba...

Hayır, konu bir ağacın kurtarılmasından ibaret değil.

Konu ağaç sevgisi ve doğa saygısı...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ülkede gövdesine balta vurulan bir sevgi bu...

GÜMÜŞÇÜN

Yolda karşılaştığım yazar arkadaşım damdan düşer gibi sordu:

- Bildiğin bir ilaçlama şirketi var mı?

- Hayrola?

- Benim kütüphaneyi gümüş böceği sarmış, ilaçlamak gerekiyormuş da...

Adına “gümüşçün” de denirmiş. İnce uzun gümüş rengi bir böcekmiş. Işıktan kaçıyor, özellikle kitaplıklar, arşivler, çekmeceler, banyolar gibi nemli ve karanlık yerlerde yaşıyor. Nişasta selüloz ve yapıştırıcı maddeleri seviyor. Kitap sayfalarındaki selüloz, cilt yapıştırıcıları, eski duvar kâğıtları, kâğıt arşivler baş gıdaları arasında yer alıyor.

İnsana zarar vermiyor, ısırmıyor, hastalık taşımıyor. Ama kitaplara düşman, sayfalarda çok ince kemirme izleri ve delikler oluşturuyor. Nemli ortamı seviyor. Etkin bir ilaçlama ile yok oluyor. Kitapları bu zararlı yaratıktan korumak için ilaçlama şartmış.

Aklınızda bulunsun...

HAKİM

Siyasi davalarda mahkeme heyetinin değiştiği haberlerini pek sık okuyoruz...

Oysa bu ülkede hakim güvencesi 150 küsur yıl önce anayasaya girmiş...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bakın 1876 tarihli ilk anayasanın 81. maddesi ne diyor:

“Hâkimler ta‘yin olundukları vech ile azl olunamaz ve rızâları olmadıkça mahallerinden nakl olunamazlar. Bir hâkimin azli veyahut mahall-i memuriyetinden nakli ancak kanûn mûcibince hüküm olunmak sûretiyle câizdir.”

Günümüz Türkçesi ile:

“Hâkimler, tayin edildikleri şekilde görevden alınamazlar ve rızaları olmadıkça bulundukları yerlerden başka yere nakledilemezler. Bir hâkimin görevden alınması veya görev yerinin değiştirilmesi ancak kanunun gerektirmesi halinde mahkeme hükmüyle mümkündür.”

★★★

O ilk anayasa pek uzun ömürlü olmamış. Ama hakim güvencesini ihmal etmemiştir.