Gazeteci deyince...

Sümer Kraliçesi diye de anılan, Sümer ve Hitit uzmanı tarihçimiz Muazzez İlmiye Çığ 107 yaşına bastı.

Cumhuriyet yazarı Zeynep Oral kendisini yaş gününü kutlamak için aramış. Sohbet etmişler. Zeynep Oral sohbetin sonunda söylemek istediğiniz bir şey var mı, diye sorunca Muazzez Hanım demiş ki:

“Suçsuz yere hapse atılan, kilit altına alınan gazeteciler için, gençler için acı çekiyorum. Gazetecilik yaptıkları için, düşünceleri için ceza alıyorlar, hürriyetleri engelleniyor. Çok üzülüyorum, kahroluyorum. Acı çekiyorum.”

Osmanlı’da doğmuş, Cumhuriyet yıllarını baştan sona yaşamış, ülkenin dününü ve bugününü çağdaş bir bilinçle izlemiş, 107 yaşında duyarlı bir aydının acısıdır bu...

***

Yarın bir grup meslektaşımız yine hâkim önüne çıkıyor...

Odatv’den Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Hülya Kılınç, Yeniçağ’dan Murat Ağırel, Yeni Yaşam gazetesinden Mehmet Ferhat Çelik ve Aydın Keser’in MİT davasında yargılanmalarına devam edilecek. En azından tutuklulukların kaldırılması bekleniyor.

İlhan Selçuk’un sözü vardır:

“Türkiye’de bir yazarın mahkemede ve cezaevinde küçüldüğü görülmemiştir. Hapishaneler yazarı küçültmez, büyütür...”

Ama bu çağda gazeteci hapseden bir ülke kendi itibarını büyütmez, küçültür.

Biz o ülke olmamalıyız.

Amasya Tamimi

Atatürk’ün Samsun’a çıkışından 33 gün sonra, 22 Haziran 1919’da, silah arkadaşlarıyla yaptığı toplantı sonrası ilan ettiği “Amasya Tamimi” (genelgesi) hem bir bağımsızlık manifestosu hem bir demokrasi ilk adımıdır. Alınan kararlar özetle:

- Vatanın tamamı, milletin istiklâli tehlikededir. 

- Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

- Anadolu’nun en güvenilir yeri olan Sivas’ta milli bir kongrenin süratle toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için, bütün illerin her livasından parti ayrılıkları dikkate alınmaksızın milletin güvenini kazanmış üçer kişinin hemen yola çıkarılması gerekmektedir.

Zor zamanlar için verilmiş bir mesajdır bu:

“Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtarır.”

MERDİVEN

Seçimlerde oyların yüzde 50’sini alarak Başbakan olan Süleyman Demirel Meclis’in ilk günü kuliste İsmet İnönü ile karşılaşır. İnönü kısa sohbet arasında sorar:

- Meclis’in kaç merdiveni var Süleyman Bey, biliyor musun?

Demirel fazla düşünmeden:

- Bilmiyorum, der...

Birkaç gün sonra Meclis’ te İnönü’nün yanına giden Demirel kulağına eğilerek:

- Efendim, Meclis’in 220 merdiveni var, demiş...

- Kime saydırdın? diye sorar İnönü.

Demirel:

- Bizzat ben saydım efendim!

Ve bunun üzerine İnönü’nün tarihi dersi başlar:

- Bak Süleyman Bey... Lider odur ki zor işlerle uğraşsın. Lider basit işleri kendi yapmaz. Bak mesela ben Meclis’in kaç merdiveni olduğunu bilmiyordum. Sana saydırdım.

NOT: Bu hikâyenin aslı var mıdır? Hiç sanmıyoruz... Ancak verdiği ders güzel ve doğru.

AÇIKSÖZ

Kastamonu’da yayımlanan Açıksöz gazetesi 101 yaşını bitirdi.

15 Haziran 1919’da çıkan gazetenin ilk nüshasının manşeti “Mandadan Evvel İstiklal” idi.

O günlerde mütareke medyası dört elle Amerikan mandasına sarılmıştı.

Açıksöz, Milli Mücadele döneminin en etkili gazetelerinden biri oldu.

Atatürk, kurtuluştan sonra gazetenin başyazarı Hüsnü Bey’i unutmayacak, “Bundan sonra mücadelene Kastamonu Milletvekili olarak TBMM’de devam edeceksin” diyecektir!

Hüsnü Açıksöz İsfendiyar dağlarının rüzgârından esinlenerek oğluna İsfendiyar adını verecektir!

Hüsnü Bey’in oğlu da babasının izinden gidecek... İsfendiyar Açıksöz Galatasaray ve Milli Takım’da rüzgârın oğlu lakabıyla fırtına gibi esecektir...

ÖĞRETİM

Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu, yükseköğretimde yeni bir reform taslağını Cumhurbaşkanı’na sunmuş.

Tasarlanan yeni modele göre, tüm devlet üniversitelerinde üniversite konseyleri oluşturulacak ve üniversite üst yönetimi, bu konsey ile rektörden oluşacakmış. Okurumuz diyor ki:

- Koskoca bir üniversitenin konsey üyesi kadrosu sanırım 5’ten az olmaz. İnternetten halen 129 adet devlet üniversitesi olduğunu gördüm. Bu da demektir ki en az 645 yeni konsey üyesi kadrosu açılacak.

Üyelerde aranacak nitelikler: “Üniversiteye destek olmaları, hizmet etmeleri, toplumla üniversite arasında köprü kurabilmeleri” imiş. Bu niteliklere bakınca konsey üyelerinin muhtemel profilleri de aşağı yukarı ortaya çıkıyor.

ÇİFTÇİ

Bir köşe yazarı arkadaşımız ülkede tarıma önem verilmemesinin bir sebebini TBMM’de çiftçi kökenli milletvekilinin azlığına bağlamış. Gerçekten de Meclis’te 107 hukukçu, 71 mühendis, 37 doktor ve 10 gazeteci milletvekili yer alırken çiftçi kökenli milletvekili sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Rahmetli Bedii Faik anılarında anlatır. İngiltere gezisinde çok başarılı bir çiftçiye milletvekili olmayı düşünüp düşünmediğini sormuş. Adam demiş ki:

- Düşünmüyorum... Çünkü biz sadece ektiğimizi biçeriz. Siyasetçi başkasının ektiklerini de biçer... O iş daha zordur...

Çiftçilerin siyasetten uzak kalmasının bir sebebi de bu olabilir mi!

TİFTİK

Geçenlerde ekranda “Nasıl Çalışır” isimli programda Güney Afrika’daki bir tiftik yünü üretim tesisindeki üretimi anlattılar. Tesisin yöneticisi çok ilginç bir bilgi verdi. Söylediğine göre, 200 yıl kadar önce Osmanlı Padişahı Güney Afrika’ya hediye olarak 12 adet tiftik keçisi göndermiş. Ama bunların kısır olduğu düşünülüyormuş. Ancak yanılmışlar, kısır değillermiş. Orada çoğalmışlar ve sonuçta Güney Afrika şu anda dünyada tiftik yünü üretiminde birinci sıradaymış.

Biz mi? Tiftik üretiminde adımız bile geçmiyor. Ankara keçisinin artık adı var, kendi yok.