Ne götürür acaba!

Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesi, içinde namaz kılınıp kılınmamasından ibaret bir konu değil kuşkusuz. Zaten 30 yıldır içinde beş vakit ezan okunuyor, namaz da kılınıyordu. Medyada “İlk namaz 24 Temmuz’da kılınacak” diye sevinç gösterisi yapanlar, anlaşılıyor ki 30 yıldır Ayasofya’nın semtine uğramamışlar.

Bizce, “Başka ülkeler ne der, misilleme yaparlar mı?” kaygısı da fazla önem taşımıyor.

Bizim de onlara misilleme yapmamızdan çekinirler.

Olan Türkiye’nin dünya ailesi içindeki “imajı”na olur.

Türkiye 80 yıldır dünyaya “halkının çoğu Müslüman olup da laik demokrasiyi uygulayan tek ülke” olarak örnek gösteriliyordu. İslam ülkelerine rol model olarak işaret ediliyordu.

Dinsel özgürlükler ve hoşgörü anlamında doğunun en batısında yer alıyorduk. Ayasofya, müze olarak bu iddiamızın dev bir sembolüydü.

2005 yılında İspanya ile birlikte “Medeniyetler İttifakı”nı oluşturmamız bu kimliği güçlendiren büyük bir adım daha oldu.

Müzenin camiye çevrilmesi işte bu imajımızı geçersiz hale getiriyor.

Kararın iç politikadaki yansımaları da büyük olacak kuşkusuz.

Ayasofya’da namaz kılınıyordu, yine kılınacak.

Ama pek çok şey artık eskisi gibi olmayacak.

YA ÖYLE DERLERSE...

Ayasofya’nın camiye çevrilmesi söz konusu olduğunda “Kararı çıkartırsanız çıkartın” demekten başka tepki gösteremeyen, kritik konularda doğruları dile getirmek yerine iktidarın peşine takılan CHP’nin bir klasik bahanesi var:

- Sonra bize dinsiz derler

- Sonra bize PKK’lı derler

- Sonra bize FETÖ’cü derler

- Sonra bize terörist derler

Demesine derler... Senin politik çizgin yoksa, halka kendini anlatamıyorsan, gündemi tayin edemiyorsan, iktidarın gündeminin peşine takılmışsan, girdiğin tartışmalarda altta kalıyor, kendi görüşünü savunamıyorsan, elbet sizi istedikleri gibi damgalayacak, siz de damgalanma korkusuyla eli kolu bağlı oturacaksınız. Ancak bir merakımız da şudur...

Gerçekten size öyle veya böyle damgalayacaklar diye mi endişeleniyorsunuz?

Yoksa bu, sizin iktidara destek olmak için bulduğunuz bir bahane midir?

RAFFLES

Dünyanın en itibarlı turistik yayınları arasında yer alan T+L (Travel and Leisure) tarafından yapılan ankette dünyanın en iyi yüz oteli arası Türkiye’den de “Raffles İstanbul” girdi. T+L okurları Raffles’i Avrupa’nın en iyi, dünyanın ise 7. en iyi şehir oteli seçti.

Zorlu kompleksi içinde yer alan otelin fiyatlarına bir göz attık. 400 euro civarında... Eğer kalmaya niyetlenirseniz oda kahvaltı gecelik 3500 lirayı gözden çıkarınız. Pahalı mı? Bunu ertesi sabah resepsiyonda hesabı öderken düşünürsünüz!

PATTİS

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de yazlık patates sökümünün başladığını, kilosu 90 kuruşa mal olan yazlık patatesi tüccarın bu fiyata dahi almadığını, duruma tepki gösteren üreticinin Altunhisar ilçesinde ürünü yollara döktüğünü bildirdi.

Niğdeli çiftçimiz siyasetçileri yakalayıp oraya entegre tesis (patates ürünleri fabrikası) kurulmasını istiyor mu?

Kendisi örgütlenip tesis kurmayı planlıyor mu?

Kooperatifleşmeyi düşünüyor mu?

Bunları yapmıyorsa daha çoook üzülecektir...

ÇAKAR

İyi Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın kızı Dilara Türkkan, babasının sirenli ve çakarlı aracıyla emniyet şeridini kullanmış

Bunu da marifet gibi sosyal medya hesabından ilan etmiş.

Milletvekilleri çakarlı ve sirenli araç istediklerinde ne yapacaklar diye sormuştuk.

Demek böyle işlerde kullanacaklarmış.

Mülkiyeli kardeşimiz Lütfü Bey’in yapacağı tek şey var.

Aracın siren ve çakarını söküp bunu kamuoyuna ilan etmesi.

Hem kızına ders hem anlamlı bir özeleştiri olur.

Tabii eğer siyasette ilkenin önemine inanıyorsa...

BAHŞİŞ

ABD’nin Alexion isimli ilaç şirketi, ABD’de Rüşvetin Önlenmesi Kanunu (FCPA) uyarınca 21 milyon dolar para cezasına çarptırdı. Belgelerde, şirketin Türkiye şubesinin “2010-2015 yılları arasında Türkiye Sağlık Bakanlığı yetkililerine 1.3 milyon dolar değerinde rüşvet verdiği” belirtildi. Belgelere göre, ABD’li ilaç şirketi Sağlık Bakanlığı’nın ilgili komisyonlarındaki temsilcilerine, rüşvet olarak nakit para, hediye ve tatil gibi biçimlerde rüşvet dağıtmış.

İlginçtir, olayın Türkiye’de dikkate değer bir yansıması olmadı.

Ortada basit bir olay değil halk sağlığına uzanan bir rüşvet skandalı var. Sağlık Bakanlığı’nda ise halkın değer verdiği bir isim oturuyor; Sayın Fahrettin Koca bu olayı araştırmayacak mı?