THK YOLCULUĞU

Türk Hava Kurumu 1925 yılında Atatürk’ün “istikbal göklerdedir” sloganıyla kuruldu. Kurumun tüzüğünde amaçları şöyle belirtilir:

“Türkiye’de havacılığın askeri iktisadi ve sosyal önemini tanıtmak, havacılığa gerekli olan personel ve malzemeyi sağlamak ve Türk gençliğine havacılığı sevdirmek...”

Atatürk THK’nin açılışında şöyle konuşur:

“İstikbal göklerdedir, çünkü göklerini koruyamayan uluslar yarınlarından asla emin olamazlar”

Kurum’a maddi desteği devlet kadar halk da sağlayacaktır... Gelir kaynakları şöyle belirtilir:

- Fitre, zekât ve kurban derileri...

- Tayyare Piyangosu...

- Bir kuruşluk Tayyare Cemiyeti dilekçe pulu...

- Her sigara paketinden bir tek sigara parası...

- Uşak Şeker fabrikasının her yıl ilk ürünü...Vs...

Hepsinden önemlisi, Atatürk, gecesini gündüzüne katarak hazırladığı Büyük Nutuk’un telif hakkını da THK’na bırakmıştır.

Dinsel odaklar olumsuz propagandaya THK’nin kuruluşuyla birlikte başlamıştır. Atatürk kuruluşundan on yıl sonra şöyle konuşur:

- Türk Hava Kurumu’nu kurduğumuz zaman bunun ana gelir kaynağını bir yandan devlete bir yandan da ulusumuzun yardımsever duygularına yükledik. Fitre ve zekâtın yanı sıra kurban derilerinin kuruma verilmesi için Bakanlar Kurulu kararı. Bu karara karşı çıkmak isteyen yobazlarla, siyaset gereği bu uygulamadan vazgeçmemizi isteyenler oldu. Oysa bu iki gelir çok yanlış yerlere gidiyor, ülke yararına değil, kişilerin gurupların yararına hizmet eder hale geliyordu...”

THK, Cumhuriyet yıllarında özellikle sivil havacılığın omurgası oldu. 1937 yılında, kuruluşunun 14. yılında orduya 292 uçak temin etmiş, Milli Savunma Bakanlığı’na 47 milyon lira para bağışlamıştı. Havacılık eğitimi ve yangın söndürme alanlarında en etkili kuruluş oldu.

Halkın katkı ve özverisiyle büyümüş, çok önemli görevler başarmıştır.

YALOVA

Zaman zaman bazı bilinen öyküleri de hatırlamakta fayda vardır.

Atatürk yaz aylarında Yalova’daki iki katlı ahşap köşkünde kalırdı.

Bir gün bahçıvan, bahçedeki çınar ağacının bir dalını keseceklerini bildirdi.

Neden, diye sordu Atatürk. Dal köşke dayanıyormuş, tehlikeli olabilirmiş.

Dala dokunmayalım, köşkü geri çekelim, dedi Atatürk...

Bir köşk için bir ağacı feda etmem, dediği de söylenir.

Bir de plan yaptı. Köşkün temeli kazıldı. Binanın altına raylar döşendi. Ve Köşk raylar üzerinde 5 metre yana çekildi.

O günün fotoğraflarını internette görebilirsiniz.

Neden yaptı bunu Atatürk? Ağaca verdiği değeri göstermek için kuşkusuz.

Bir de şu öykü vardır.

Bir İngiliz diplomatını Yalova’da gezdirirken yanından geçtiği ağaca selam vermiş.

Sebebi sorulunca: “O bizden daha yaşlı ona saygı göstermeliyiz” demiş.

Biz böyle bir liderin torunlarıyız.

BAŞARI

Voleybol milli takımımız umulmadık bir yenilgiyle olimpiyattan elendi

Güney Kore gibi görece zayıf bir ekibe neden yenildik...

Rakibi zayıf gördüğümüzden, bu maçı nasıl olsa kazanırız havasına girdiğimiz için olabilir mi?

İlk seti de farklı alınca bir rehavet çökmüş olabilir takıma

Gördüğümüz kadarıyla oyun disiplinini kaybettik, bir daha toparlanamadık.

Güney Kore ise baştan sona şaşmaz bir disiplinle oynadı.

Sonuçta sağlık olsun diyoruz...

Kadın milli takımımızın Belçika, Hollanda, Almanya gibi ekipleri saf dışı bırakarak olimpiyata gelmesi başlı başına başarıydı. Olimpiyatta ilk 8’e girmek keza büyük başarıdır. Gösterdikleri, azim ve iradeyi yürekten kutluyoruz. Madalya şart değil, hep söylendiği gibi, olimpiyata katılmak yeterlidir. Orada yarışan tüm sporcular belli barajları aşarak oraya vardılar. Madalya alsın, almasın her biri kutlanmaya layıktır.

DENİZ

Antalya ve Muğla’da yangınlar sahillere kadar indi... Kıyılar da yandı… Süha Bey dostum merak etmiş:

- Deniz kuvvetlerinin 100 - 150 metre kadar öteye su sıkabilen yangın söndürme araçları var. Bayramlarda ve önemli günlerde gösteri yaparlarken izliyoruz. Bunlar denizden yangın söndürme çalışmalarına katılabilirdi. Ama hiç görünmediler. Deniz Kuvvetleri denizden tahliye için Turunç’a iki araç göndermiş. Ancak yangın söndürme gemilerinin kullanıldığını görmedik.