TÜRK MUSİKİSİ

“Atatürk klasik müzik ve halk müziğini yasaklatmıştı...”

Bu ağızlarda sakız haline gelen yalanı son olarak TV’de birkaç gün önce de bir profesör hanımın ağzından duyduk.

Evet, 1934 yılında klasik müzik radyolardan sekiz aylığına kaldırıldı. O günlerde Atatürk’ün “Bu musiki bizim heyecanımızı ifade etmekten uzaktır” gibi sözleri çok işitiliyordu. O yıl Meclis açış konuşmasında da bu konuya değinince İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın emriyle radyolarda alaturka çalınması yasaklandı. Resmi yasak yoktu. Sekiz ay sonra Atatürk’ün emriyle normale dönüldü.

Karar hemen yurt çapında eleştirilere yol açtı. Atatürk de rahatsızdı eleştirilerden. Bir gün tiyatro sanatçısı Vasfi Rıza Zobu’yu Köşk’e davet etti. Yemek sonrası ondan bir oyunda söylediği “Ah o güzel gözlerine hayran olayım” şarkısını söylemesini istedi. Vasfi Rıza şarkıyı okudu. Atatürk şöyle dedi:

“Şu okunan ne güzel bir eser, ben de zevkle dinledim. Ama bir Avrupalıya bu eseri böyle okuyup da bir zevk vermeğe imkân var mı? Ben alaturka konusunda yanlış anlaşıldım. Ben demek istedim ki bizim seve seve dinlediğimiz Türk bestelerini onlara da dinletmek çaresi bulunsun, onların tekniği, onların ilmiyle, onların sazları, onların orkestralarıyla, çaresi her ne ise... Biz de Türk musikisini milletlerarası bir sanat haline getirelim...”

Yapılan zorlama doğrudur, değildir o başka.

Ama amaç açıktır, Türk müziğini uluslararası bir değer haline getirmek.

Atatürk’ün Türk halk müziğini yasakladığı ise koskoca ve adi bir yalandır. Türk halk müziğinin geliştirilmesi için en önemli adımlar O’nun döneminde atılmıştır. Anadolu besteciler tarafından taranmış, yurdun en ücra köşelerine kadar Türk ezgileri toplanıp kayda alınmıştır.

NOT: Değerli sanatçı Sezen Aksu birbirinden güzel besteler yaptı. Bunları çok güzel seslendirdi. Bu besteleri Youtube’a girerek bir de İngiliz Kraliyet Filarmoni orkestrasından çok sesli olarak dinleyiniz. Kat kat güzelleştiğini, uluslararası bir değer kazandığını göreceksiniz. Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses gibi besteciler de Türk ezgilerini çok sesli hale getirerek dünya orkestralarında çalınır hale getirmişlerdir. Atatürk’ün istediği işte buydu.

GENÇLERE İŞ 

Batı’da üniversite kentlerinde sadece öğrencilere hizmet veren çalışma büroları vardır. Firmalar, öğrencilerin yapabileceği, genellikle hafif ve uzun süreli olmayan işler için bu bürolara başvurur. Çalışmak isteyen öğrenciler de kayıt yaptırır. Bu bürolar işveren ile öğrenciler arasında bağlantı kurar. Bu bürolardan iş bulan öğrencilere devlet vergi indirimi uygular. Böylece öğrenciler kısa aralıklarla hafif işlerde çalışarak harçlıklarını çıkarır. Bir zamanlar Almanya’da kısa süreli öğrenciliğimizde biz de “Hilf-Fix” adlı bu bürolara başvurup iş bulmuştuk.

Türkiye’de neden böyle bürolar yok? Olsa çok iyi olmaz mıydı?

MARTI

Gazeteci Teoman Erol arkadaşımla sohbet ederken söz eski muhabirlerden açıldı. Muhabirin masrafsız çalışanı ve masrafsız haber yapanı makbuldür diye konuşurken Teoman anlattı...

- Günaydın muhabiri rahmetli Yalçın Özmen bir hamsi balığını alır, bir kediyle bir martının tam ortasına atar, iki hayvan birbirine girince “Ekmek Kavgası” diye harika resimli haberler yapardı.

TENEKE

Altı yıl önce 28 Şubat günü aramızdan ayrılan büyük usta Yaşar Kemal için Sarıyer Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı iki gün sürecek bir etkinlik düzenledi. Cumartesi günü (bugün) 16.00’da Zülfü Livaneli, Türkan Şoray, Selim İleri ve İdil Biret, ‘Benim Romanlarımı Okuyanlar’ adlı panelde bir araya gelecekler, ertesi gün de Yaşar Kemal’in ‘Kalemler’ adlı oyunu Sarıyer TV kanalında sahnelenecek.

Günün birinde Türkiye’de Teneke operası da sahnelenir mi acaba?

Malum... Yaşar Kemal’in Teneke adlı uzun öyküsü opera gösterisine dönüştürüldü ve 2007 yılında İtalya’da ünlü La Scala operasında sezon açılışında sahnelendi. La Scala’nın tarihinde böyle bir buluşma ilk kez oldu. İlk kez bir Türk yazarının eseri bestelenip büyük bir opera temsili olarak dinleyiciye sunuldu.
Eser (salon bulunursa) bir gün Türkiye’de de halka sunulur mu? Umarız...

MEMED

Yaşar Kemal’in kahramanı İnce Memed’in sadece Çukurovalı köylüleri değil Yaşar Kemal’in kendisini de kurtardığını bilir miydiniz? Rahmetli Bedri Koraman ağabeyimiz anlatmıştı:

12 Mart darbesinin hızlı günleri... TRT Televizyonu İstanbul’da yayına başlayacak. Bunun için kokteyl verildi. Ben de gittim. Yaşar Kemal’le bir köşede konuşuyorduk. İstanbul sıkıyönetim Komutanı Faik Türün, kalabalıktan sıyrılarak bize doğru geldi. Bana dedi ki:

- Bütün arkadaşların içeride, sen neden dışarıdasın biliyor musun?

- Bilmiyorum paşam...

- Bizim hane halkı senin haftalık karikatürlerini çok seviyor da ondan.

Yaşar Kemal kıs kıs gülüyordu. Bu sefer ona döndü:

- Seni de İnce Memed kurtardı, dedi...

Darbeciler gazete ve kitap okuduğundan ünlü isimleri biraz olsun kollamıştı. Bazen bu kadarı da aranıyor.

ÇATALCA

Eski ANAP Milletvekili Bülent Akarcalı aradı. Kuzey Ormanları Savunması’nın adres veya telefonunu istedi. KOS şu günlerde Çatalca yakınında bir Alman firmasının ormanlık alana rüzgâr santrali kurmasına karşı mücadele veriyor.

Bülent Akarcalı:

- Çatalca benim seçim bölgemdi, dedi, o yüzden konu beni ilgilendirdi. Bu arada Almanya’da Yeşiller Partisi ile yakın temasım var. Bu santrale engel olması için Alman Yeşiller partisi ile de görüşebilirim. Arayacağım onları.

Eski milletvekilinin gösterdiği bu duyarlık övgüye değer. Darısı yenilerin  başına.

 İZİN

Kısa süreli izin rica edeceğiz.
Tekrar görüşmek üzere...

DİĞER YENİ YAZILAR