Yeni paket şart!

TÜİK 2019 yılına ilişkin “iş gücü istatistikleri”ni açıkladı. Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı, 2019 yılında, bir önceki yıla göre 932 bin kişi artarak 4 milyon 469 bin kişi olmuş.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau halkı için üç gün önce paket açıkladı. Dedi ki:

“Parayı düşünmeyin. ‘İşimi kaybeder miyim?’ diye korkmayın!

Siz sağlığınızı düşünün, para bizim işimiz.

Size destek için 83 milyar dolar ayırdık.”

Bizim ekonomimiz elbet Kanada ile kıyaslanamaz.

Üstelik bizim 4 milyon mültecimiz ve üç cephede süren savaşımız da var.

Ancak her koşulda önceliğimiz çalışan kesimler olmalı.

Hafta başında açıklanan paketten çalışanlar için yeterli önlem çıkmadı.

Ancak ek paketler hazırlanabilir.

Her şeyden önce, kurumların işçi çıkartmasının önüne geçmeli.

İşsiz kalacak olanlar için önlem düşünmeli.

İçişleri Bakanlığı dün açıkladı: 149 bin 382 iş yeri hükümetin aldığı kararla kapandı. En az yarım milyon insan bir günde işsiz kaldı. Ev işçileri, taksi şoförleri, inşaat işçileri, garsonlar, lokanta işçileri kapının dışına kondu. Seyyar satıcılar eve kapandı.

Halklar tarih boyunca her türlü zahmete, açlığa, sefalete katlanmıştır.

Ancak bunun bir önemli şartı var: Halka adil davranılması...

Fedakârlığın halkın sırtına eşit dağıtılması...

Toplumu ve yarına ilişkin umutları ancak bu koşulda ayakta tutabiliriz.

VAAT

Winston Churchill, İngiliz Avam Kamarası’nda 1940 yılında Başbakan olarak yaptığı ilk konuşmada şöyle diyor:

- I have nothing to offer but blood, toil, tears, and sweat.

Yani:

- Size kan, zahmet, gözyaşı ve terden başka vaat edecek bir şeyim yok.

Bu sözler tarihe geçiyor. Neden mi? Çünkü bir politikacı göz boyamak, sahte umut yaratmak, yalan söylemek yerine doğruları en çıplak şekliyle ifade etmiştir.
Topluma umut vermek gereklidir. Ama insanları geleceğe hazırlamak açısından gerçekleri açıkça konuşmak daha da önemlidir.

MARKET

Doktor hanım yazıyor:

“Marketlerde çalışan kasiyerler ellerinde pis eldivenlerle saatlerce hizmet veriyorlar, iki markete şikâyet kaydı açtım, cevap vermediler. Bu sabah önce Büyükşehir Belediyesi’ni aradım, görevleri değilmiş. Sonra Kadıköy Belediyesi’ni aradım, zabıta bölümüne sordular, görevleri olmadığını söylediler. Sağlık Bakanlığı’na yönlendirdiler. Sağlık Bakanlığı hijyenden kurumlar kendileri sorumlu dedi, onlar da şikâyet kaydı açmadılar. Ne yapabilirim?”

Bu soruya biz de yanıt veremeyiz. Bu konuda standartlar ve kurallar saptanmalı. Satış merkezleri ona uymalı.

Bu arada, o kasiyerlerin sağlığını düşünen de yok. Yüzlerce müşteriyle muhatap oluyor, yüz yüze konuşuyorlar. Onlar virüsten nasıl korunacak?

SAFRAN

Bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine kuru yemiş satan bir dükkâna girdik, salep almak istediğimizi bildirdik, fiyatını sorduk:

- Kilosu 1000 lira efendim, dedi tezgâhtar. Biraz ileride değişik renkte kutular gözümüze ilişti:
- Şunlar nedir?
- Safran.
- Hani şu zerdeye konulan, altın renkli, güzel kokulu ot mu?
- Evet efendim, pilava da güzel tat verir. Halis İran ürünüdür.
- Kilosu ne kadar?
- 70 bin lira?

Demek iki kilo alsak 140 bin lira. Otomobil fiyatı.
Sonunda 50 gram tuzlu fıstık alıp dükkândan ayrıldık.

DOLAŞIN

Her kafadan bir sesin çıktığı şu dönemde... Verilen mesajları algılama sıkıntımız da var.

Örneğin “Sokağa çıkmayın” dendi ve insanlar kendilerini evlere hapsetti.

Oysa sokağa çıkmayın denirken toplu yerlere gitmeyin, toplu taşıma araçlarına mümkün olduğunca binmeyin, insanlarla yakın temastan sakının demek istediler.

Evden dışarı adım atmayın, denmedi.

Özellikle sabah ve akşamları sokağa çıkıp temiz hava almak, yürümek, hareket etmek gerekir. Evde hareketsiz oturunca kan dolaşımı aksar, vücut yağlanır, stres artar.

Çıkın dolaşın. Ancak elinizi bir şeye değdirmeyin. Yüzünüze sürmeyin. Dönüşte ayakkabılarınızı kapının dışında çıkarın. Elinizi yıkayın. Kolonyalayın. Bu önlemler yeterli...

KIRKLARELİ

Kırklareli’nde yaşayan yakınlarımla konuşuyorum...

- Nasıl sizin oralarda virüs bilançosu?
- Sokak ve caddeler boş. Kimse dışarı çıkmıyor. Ancak henüz bir vaka da yok. Hastaneye yatanı duymadık.
- Ne güzel... Kente girişler yasak mı?
- Maalesef çarşamba günü Bulgaristan’dan üç beş otobüs dolusu Bulgar geldi, alışveriş yapıp döndüler. Kentteki tepkiler üzerine valilik sınır kapılarından girişleri dün gece yasakladı.
- Bulgarlar niye geliyor?
- Euro pahalanınca Türkiye’den alışveriş onlar için çok kârlı olmaya başladı. Son zamanlarda çok sık gelmeye başladılar. Esnaf için iyiydi ama virüs olayı çıkınca bu gelir kapısı da kapanmış oldu.

Komşu şehirde durum böyle.

Orada virüsün ve hastalığın henüz görülmemiş olmasını neye bağlamalı? Acaba sebep kentin çok sıkışık olmaması mı?