AB istiyor ama iş kazalarını içeren faslı hükümet açmıyor

Kalbimiz günlerdir Soma’da atıyor. Canımız yanıyor, içimiz parçalanıyor. Tüm Türkiye, hayatını kaybeden madencilerimize ağlıyor. Bir yandan yasımızı tutarken, diğer yandan da tam da bu noktada gazeteci olarak bazı soruları sormamız lazım.
Başbakan Erdoğan önceki akşam televizyonda, gözüne gözlüğünü takıp eline verilen yazılı metinden şu satırları okurken, kulaklarıma gözlerime inanamadım:
“İngiltere’de 1862’de madende göçük sonucu 204 kişi ölmüş. Fransa’ya geliyorum 1906’da dünya tarihinin en ölümlü 2. maden kazası; 1099 ölü. Bakın Amerika’ya, teknolojisiyle her şeyiyle 1907’deki kazada 361 madenci ölmüş. Daha yakın dönemlere gelelim diyorum: Japonya’da 1914’teki maden kazasında 687 ölü...”

Charles Dickens misali
Sayın Başbakan’ın İngiltere’den verdiği 1862 yılına ilişkin örnek, tam da Charles Dickens’in anlattığı, sömürünün ayyuka çıktığı vahşi kapitalizm dönemine ait. “Daha yakın” diye verdiği Japonya örneği ise 100 yıllık.
Yaşanan bu acıların ardından o ülkelerde işçilerin güvenliğini sağlamak üzere gerekli adımlar atılmıştır. Almanya’da son 50 yıldır, İtalya’da son 30 yıldır iş kazalarında madenci ölmüyor. Fransa’da 50 yıldır bir öğretmenle bir maden işçisi arasında, akşam eve dönmek konusunda hiç fark yok.
Buna karşılık Soma’da yüreklerine kor düşmüş, maden ocağının önünde eşlerinden-oğullarından haber bekleyen acılı kadınlarımızı, içimiz cız ederek ve isyan ederek dinliyoruz: Bu nasıl bir hayattır ki her sabah sevdiğinizi işe uğurlarken helalleşirsiniz, çünkü akşam eve dönecek mi dönmeyecek mi bilemezsiniz?
Sayın Başbakan, 76 milyonun TV ekranlarına kilitlendiği önceki akşam bizlere önemli bir vaadde bulundu: “Bu kaza en ince ayrıntısına kadar araştırılacak. Hiçbir ihmalin gözardı edilmesine izin vermeyeceğiz. Kamuoyunun tatmin olacağı adımlar atılacak.”
Önümüzdeki dönemde bu vaadin tutulmasını bekliyoruz. Çalışma Bakanı Faruk Çelik, “Soma Kömür İşletmesi’nde en son 4 ay önceki rutin denetimde mevzuata aykırılık bulunmuyor” dediğine göre demek ki denetim tamam ama mevzuatımız eksik!

Neden imzalamıyoruz?
Forum İstanbul toplantısı için Brüksel’den gelen TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası ile önceki gün ayaküstü sohbet ederken Avrupa Birliği mevzuatını sordum. Ve maalesef öğrendim ki AB, iş kazalarını da içeren 9 numaralı Genel Sosyal Politika ve İstihdam Faslı’nın açılmasını istediği halde hükümet, gerekli önkoşulları yerine getirmediği için faslın açılmasına yanaşmıyor. Bu faslın içinde tabii ki sadece iş kazaları yok; çocuk işçi çalıştırma, yüksek kayıt dışılık, meslek hastalıkları vs. de var.
Zaten 3 gündür duyduklarımız dehşet verici. Türkiye, başta Uluslararası Maden Güvencesi Anlaşması ve ILO’nun iş kazalarının önlenmesine ilişkin 176 numaralı sözleşmesi dahil pek çok uluslararası anlaşmayı imzalamayı yıllardır reddediyor!
Maden kazalarında ölmek, Erdoğan’ın ifade ettiğinin aksine artık dünyada uzun süredir “fıtrat” değil. Baş sorumlu hükümettir; hiç vakit kaybetmeden gereğini yapmalıdır.