Bağış AKP’ye değil, ulusal bağımsızlığa!

Bağış AKP’ye değil, ulusal bağımsızlığa!



     Bu gönüllü bağış meselesi, bana soracak olursanız AKP hükümetinin duygu sömürüsüne dayanan bir icadı falan değil. Çok naif bulabilirsiniz, gerçekçi de olmayabilir, ama AKP’ye oy veren - vermeyen pek çok insanımızın dış bağımlılıktan kurtulma özleminin yansıması.
     Özelleştirilecek bazı şirketlere göz dikenler ya da bazı meslek odası başkanları gibi siyasette ikbal arayanlar popülist önerilerle ortaya çıkmış olabilirler. AKP hükümeti de Ali Babacan başkanlığında komisyon oluşturarak bu popülist girişimleri havada kapmış olabilir. "Vatandaşın bağışı, resmi araçların benzinine bile yetmez" diyen Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner de muhtemelen yerden göğe haklıdır. Ancak öte yanda 21. yüzyılın insani değerlerine hiç yakışmayan alçakça bir işgal, bu işgali yapanın gözü dönmüşlüğü, bu gözü dönmüş "süper güce" giderek artan bağımlılığımız ve elimizi verelim derken kolumuzu kaptırdığımız bir IMF var karşımızda.
     
     AKP üstüne alınmasın
     Önümde yığılan mektuplardan üçünü birlikte okuyalım:
     "Son birkaç gündür, gerek Başbakan, gerekse diğer AKP’liler, vatandaşlardan gelen parasal destek projelerini üstlerine alınarak, iktidarlarına destek olarak algıladıklarını gösteren beyanatlarda bulunuyorlar. Halbuki bu katkı, AKP’ye destek değil, ulusal bağımsızlığımızın geri alınması için destektir.
     Bu savaş ve müttefiklerimizin(!) tavırları, vatandaşı öyle derinden etkilemiştir ki, artık bu borç ve politika çıkmazlarına bir son vermek arzusuyla böyle bir çıkış yapılmıştır. Bunu AKP’nin üstüne alınması, bu projeyi doğmadan öldürmüştür.
     Vatandaşların bu desteği, mantık olarak Iraklı Şiilerin, Saddam’ı sevmemelerine rağmen, işgalcilere karşı ülkelerini savunmalarıyla aynıdır. Ama AKP, bu ince ayrıntıyı kaçırmıştır. Hele bir de, MÜSİAD Başkanı’nın, ‘Toplanan para işadamlarına dağıtılsın. Biz de işlerimizi büyütelim. İstihdamı ve üretimi artıralım,’ demesi tüy dikmiştir. Bu beyanat, Nasreddin Hoca’nın ‘Çalı dikip, çalılara takılan koyun yünlerinden iplik yapıp satarak, borcunu ödeme’ hikayesine benzemiştir. Dolayısıyla iyi niyetler sona ermiştir.
     Millet, sadece borçtan kurtulup, egemen olmak ve o savaştan bu savaşa sürüklenmekten kurtulmak istemektedir. Ezik yöneticiler görmek istememektedir. Yoksa, ne AKP’yi, ne de işadamlarını desteklemek hedeflenmiştir. Böyle bir bağış organizasyonu yapılacaksa, bunu tarafsız ve meclis dışı bir kurum yapmalıdır. Aksi halde bu havuz asla dolmaz."
     

     
     IMF hesap açtırsın
     "Köşe yazınızda bağışların sayın Cumhurbaşkanı’nda toplanmasını öneren bir okur mektubuna yer verdiniz. Benim önerim, bu bağışların eğer uygulamada bir problem olmayacaksa, doğrudan IMF tarafından IMF adına açılmış bir hesaba yatırılarak, devletimizin borçlarına mahsup edilmesidir. Böylece kimse zan altında kalmaz ve halk bağışladığı paraların nereye gittiğini bilmiş olur. Halkımızın bu kampanyaya ilgisi, belki böylece daha da artar."
     

     
     "Bence Cumhurbaşkanlığı makamını bağış konusuyla meşgul etmeyelim. Daha kesin çözüm şudur: Önce borçlu olduğumuz yabancı kurum, banka ve IMF ile bir hesap mutabakatı yapılsın. Mutabık kalınan kurum ve kuruluşlar, Türkiye Cumhuriyeti için bir hesap açsınlar. Servet vergileri veya gönüllü bağışlar bu hesaplara gönderilsin. Dekontun üzerine herkes vatandaşlık veya vergi numarasını yazsın. Dekontun bir kopyası, bağlı olduğumuz vergi dairesine verilsin. IMF veya borçlu olduğumuz kurumlar da bu hesaplardan kendi hesaplarına virman yapsın; bu şekilde ödediğimiz vergilerin doğru yere gitmiş olduğunu garantileyelim."