Başkadılığa atıf yapan Bağış: ‘AB süreci, özümüze dönüştür’

KAGİDER Başkanı Onanç, AKP hükümetinden KADIN AÇILIMI istedi; aksi halde “AB müzakere sürecinin üyelikle sonuçlanması mümkün olamaz” dedi

KAGİDER Başkanı Onanç, AKP hükümetinden KADIN AÇILIMI istedi; aksi halde “AB müzakere sürecinin üyelikle sonuçlanması mümkün olamaz” dedi


Avrupa Birliği 2009 Türkiye İlerleme Raporu, önceden basına sızsa da resmen bugün açıklanıyor. Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER, raporu bir gün öncesinden açtı Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’la birlikte AB sürecini masaya yatırdı.
KAGİDER Başkanı Gülseren Onanç, Bağış’ın deyimiyle “sürahinin boş tarafındakileri” şöyle sıraladı:
- Raporun siyasi kriterlerle ilgili bölümünde “Hâlâ devlet kurumları ve STK’lar arasında bir güven sorunu var. Toplumsal cinsiyetle ilgili konularda hükümetle sivil toplum arasında diyalog eksik” deniyor.
- Kadının işgücüne katılımı, AB standartlarının çok altında. AB ülkeleri ortalaması % 57 iken, bizde bu oran % 24. Raporda bu % 57 ortalamasına hangi süreçler ve politikalarla erişeceğimiz, bize soruluyor.
- Kadına yönelik şiddet ve namus cinayetleri de raporda öne çıkıyor.
- UNDP’nin İnsani Gelişme Endeksi’nde Türkiye, 186 ülke içinde 79. sırada.
- Aynı endeksin cinsiyet eşitsizliği bölümünde sondan 8. sırada yer alıyoruz.
- TC’nin bu yılki bütçesi 220 milyar TL, Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın bütçesi 1.5 milyar TL; % 1 bile değil, % 0.7! Bu bakanlığın daha yetkin kılınması, AB ile müzakere süreci için de çok önemli.

‘AB, bizim diyetisyen’
Sürahinin dolu tarafını ise Devlet Bakanı Bağış’tan dinledik:
“- Ben AB’yi Türkiye’nin diyetisyeni olarak algılıyorum. Hepimiz doğruyu biliriz, ama diyetisyen olmadan kendi başımıza yapmakta zorlanırız. Kopenhag ve Maastricht kriterlerini uygulamak da böyle bir şey.
-Darbe korkusu yaşayanlar da, ağır devletleşme, tekelleşme endişesi duyanlar da, fazla liberalleşme ya da irtica tehlikesi yaşayanlar da AB’yi emniyet supabı olarak görüyorlar ve güveniyorlar.
- Bugüne kadar müzakerelere başlayıp da bitiremeyen ülke yok. Zor olan, o treni rayına oturtmaktı. 45 yıllık serüvenin ardından Başbakan, gece yarısı masaya yumruğunu vurarak bunu başardı.

Anayasa’da başkadılık!
- 2002’de dünyanın 26. büyük ekonomisiydik; bugün 15. sıraya yükseldik.
- İslam Konferansı Genel Sekreterliği Türkiye’ye geçti.
- BM Güvenlik Konseyi’nin karar mekanizmasında yer aldık.
- Dünyaya yön veren ilk 20 ülke arasında, G-20 üyesiyiz.
- AB süreci, aslında bizim kendi kültürel özümüze dönme süreci. Bugün Avrupa’da uygulanan kamu denetçiliği (ombudsmanlık) sistemi, Osmanlı’daki başkadılıktan esinlenerek geliştirilmiş. Osmanlı’ya sığınan İsveç Kralı, başkadılık sisteminden etkileniyor ve ülkesine döndüğünde aynı sistemi kuruyor. Biz AB sürecinde ilerlerken, aslında özümüze de dönüş yapıyoruz. İnşallah Anayasa değişikliğini gerçekleştirdikten sonra, kamu denetçiliği kurumunu da kurmuş olacağız.”
Evet, Sayın Bakan’ın da vurguladığı gibi bir yanda dünyada kendine yer açan, ama hemen yanı başında da kadınlarının toplumsal hayatta yer alamadığı bir Türkiye var.
Onanç’a göre farklı perspektifleri olan bir kadın açılımına şiddetle ihtiyaç var: “Bu rapordan da anlıyoruz ki, eğer kadının güçlenmesi konusunda bir ilerleme sağlayamazsak, müzakere süreci de tamamlanamayacak.”