Beko çalışır, Sony çalışmaz!

Beko çalışır, Sony çalışmaz!


     Ramis beyin Sony TV'sinin uzaktan kumandası, gece yarısı çalışmaya başlayıp öğle üzeri stop ediyor. Sony yetkililerine göre Bayrampaşa Cezaevi'ndeki sistem TV'yi bloke ediyor

       Ramis Karamanoğlu'nun Sony televizyonunun uzaktan kumandası, evden başka her yerde çalışıyor. Aynı evde Sony'nin dışındaki diğer markalar da sorunsuz çalışıyor! Bu gizemli olayı çözemeyen Sony yetkililerine göre akla yakın tek açıklama, okurumuzun evine çok yakın olan Bayrampaşa Cezaevi'nde cep telefonlarını bloke eden sistemin, kumandayı da devre dışı bıraktığı.
       Karamanoğlu geçen yıl 250 milyon liraya aldığı ve taksitlerini daha yeni bitirdiği 55 ekran televizyonu, ancak gece yarısı 12'den sonra rahatça seyretme şansına sahip. Nedendir bilinmez, uzaktan kumanda gece 12 - öğlen 12 arası, yani TV'nin çok daha az izlendiği saatlerde çalışıyor.
       Okurumuz 2 ayrı servise ve fabrikaya başvurmuş. Önce arıza uzaktan kumandada sanılmış, sonra televizyon sökülüp bakılmış, bu arada kumanda bir kere değiştirilmiş. Ama sonuç değişmemiş. Zaten yukarıda da belirtitğimiz gibi televizyon da kumanda da Sony'nin servislerinde gayet güzel çalışıyormuş. Deneme amacıyla okurumuzun evine gönderilen 2 ayrı Sony TV de çalışmayınca servis yetkilileri "Evinizde manyetik alan var" teşhisini koymuşlar. Ancak bu arada okurumuz, evinde Arçelik, Beko, Profilo gibi değişik markaları denediği ve hiçbir sorunla karşılaşmadığı için bu açıklamaya pek inanmıyor. Ve kullanamadığı bu televizyonu verip, parasını geri almak istiyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın sorularını yanıtlayan Sony Tüketici Bilgi Merkezi yetkilisi Tayfun Köksal'a göre okurumuzun evine çok yakın olan Bayrampaşa Cezaevi'nde mahkumların cep telefonu kullanmalarını engellemek için kurulan sistem, Sony marka cihazları olumsuz etkiliyor olabilir.
       Sony'ciler sorun cihazdan kaynaklanmadığı için cihazı geri almayı da düşünmüyorlar. Ama bu son derece ilginç olayı yine de İngiltere'deki fabrikaya bir yazıyla bildirmişler. Ne cevap geleceğini biz de merakla bekliyoruz.

Olmayan kefalete icra takibi!

     Borçlu müşterinin bilgi formundaki beyanını esas alan Egebank, eski bir çalışanını haksız yere icraya verdi

       Eski bir Egebank çalışanı olan İstanbullu okurumuz Ramazan Aksu, hiçbir belgenin altına imza atmadığı halde kefil muamelesi gördü ve eski işyeri tarafından icra takibine uğradı.
       Aksu'nun başına gelenler, aslında baştan sona tuhaf ve biraz da ürkütücü. Aksu 1998'de Egebank'ta operasyon müdürüyken, kendisiyle aynı sitede oturan ve selamlaşmanın ötesinde tanışıklığı olmayan bir vatandaş, Egebank'ın Bahçekapı şubesine kredili mevduat hesabı açtırmak için başvurmuş. Kredi başvurularında sorulması adetten olan "Bankada tanıdığınız var mı?" sorusunu da okurumuzun adını vererek "Ramazan Aksu" diye yanıtlamış. Ancak bütün bunlar Ramazan Aksu'nun bilgisi dışında gelişmiş. Bu arada Aksu Egebank'tan ayrılıp, başka bankaya geçmiş. Ayrıca oturduğu siteden de taşınmış.
       2 - 3 ay önce Egebank bireysel krediler müdürlüğünden bir arkadaşı kendisini aramış ve başvuru kağıtlarında Aksu'nun adını veren bir müşterinin bankaya borcunu ödemediğini belirterek, aracı olup olamayacağını sormuş.
       Okurumuz sözkonusu kişiyi tanımadığını ve siteden de taşındığını söyleyince konu kapanmış. Daha doğrusu Aksu o an için öyle sanmış.
       Aslında olaylar yine Aksu'nun bilgisi dışında gelişmeye devam etmiş. Geçenlerde kapısına 110 milyon lira borç için icra takibi gelmiş. Aksu önce imzasının taklit edildiğini düşünerek icra dairesine koşmuş. Ancak dosyada sözleşmeyi bile bulamamış. Böylece icra dairesindekilerin dosyayı incelemeden, yalnızca beyana dayanarak takip başlattıkları anlaşılmış.
       Okurumuz yanlışlığın düzeltilmesi için epey zaman ve çaba harcamış. Sonuç alamayınca da son çare olarak köşemize başvurmuş.
       Arkadaşımız İlkay Özcan'ın devreye girmesinden sonra Egebank pazarlama müdürü Volkan Arslan hatalı olduklarını kabul etti. Yapılan inceleme sonucunda sözleşmenin altında okurumuzun imzası olmadığı anlaşılmıştı. Sorun bilgi akışından kaynaklanıyordu. Ancak bu arada okurumuz hem bunca zahmete katlandığı hem de yeni işyerinde arkadaşlarına karşı zor durumda kaldığı için oldukça kızgındı.
       Egebank yetkilileri okurumuzdan özür dilediler ve gerekirse işyerindeki yöneticisine hitaben bir özür mektubu da yazabileceklerini belirttiler. Bu teklifi kabul etmeyen Ramazan Aksu ise Egebank'ı Bankalar Birliği'ne şikayet etti.

"Neşeli Çocuklar" komedi yerine melodram çıktı

       Maltepe Yayla Sanat Merkezi'nde sahnelenen Neşeli Çocuklar Komedisi, 3.5 yaşındaki çocuklarını bu oyuna götüren İstanbullu okurlarımız Dilek İnal ve Sevim Egesoy'un çocuk tiyatrosu kavramını sorgulamalarına yol açtı.
       Tahmin edeceğiniz gibi iki genç anne oyundan memnun kalmamışlar. Bu oyunla çocuklarına olumsuz mesajlar verildiğinden kaygı duyuyorlar.
       Komedi diye gittikleri oyunun dramatik yapısını biraz eski Türk filmlerine benzetmişler. Sevim Egesoy köşemize çektiği faks mesajında oyunun konusunu şöyle anlatıyor:
       "Oyunda anneleriyle yaşayan iki kız kardeş var. Anneleri çalıştığı için bakıcılarıyla kalıyorlar. Bakıcıları çocuklara kötü davranıyor, hatta dövüyor. Bir gün annelerini banyoya saklayıp, bakıcının çirkin yüzünü gösteriyorlar. Anne de bakıcıyı sert bir şekilde elinden yakalıyor. Sonra evde yalnız kalıyorlar. Annenin öğütlerine rağmen yabancı bir adama yanlışlıkla kapıyı açıyorlar. Allahtan adam iyi çıkıyor; çocuklarla oyun oynuyor ama finalde bizi bir dram daha bekliyor: Çocuklar adama çok ısınıp onları terk etmiş ve hiç görmedikleri babalarının yerine koyuyorlar ve neredeyse, "Size amca diyebilir miyiz?" traji komedisine dönüşüyor Neşeli Çocuklar Komedisi."
       Ayrıca okurumuz bir anne olarak çocuğunu götüreceği oyunu nasıl seçeceği konusunda da kendisini desteksiz hissediyor. "Sinema ve tiyatro eleştirmenleri sadece yetişkinler için yazı yazıyor ülkemizde. Bari tiyatrocular ilanlarında bazı bilgiler versinler. Mesela oyunun hangi yaş grubuna hitap ettiği gibi" diyor.
       Arkadaşımız İlkay Özcan oyunun hem yazarı, hem yönetmeni hem de oyuncusu olan Salim Dörtcan'la görüştü. 7 yıldır bu işi yaptığını ve çocuk tiyatrosunu çok ciddiye aldığını söyleyen Dörtcan oyunda hem anne - babalara hem de çocuklara ayrı ayrı mesajlar vermek istediklerini söyledi. Örneğin ailelerin bakıcılara yüzde 100 güvenmemesi, çocukların da "kim o?" demeden kapıyı kimseye açmaması gerektiği gibi.
       Bu arada oyun 5 yaşın üzerindekilere hitap ediyormuş. Zaten fazla seyircileri olmadığı için bu ayrıntıyı ilanlarda belirtmek gereğini duymamışlar. Ancak Dörtcan eleştiriler doğrultusunda oyunda bazı değişiklikler yapabileceğini, hatta seyircilere anket dağıtacağını söylüyor.



Yazara E-Posta: mtamer@milliyet.com.tr