Borusan Filarmoni’ye yeni kan

Gazetemizde birkaç ay önce çıkan şu haberi, kesip saklamışım: “Müzik, ruhun olduğu kadar kalbin de gıdası. Sevilen bir müziğin dinlenmesi sırasında kan damarları, tıpkı kahkaha atıldığı ya da kanla ilgili ilaç alındığı sıradaki gibi genişliyor.”
Ben her konserde bunu hissederim. Günün tüm yorgunluğunu taşıyarak girdiğim çoğu konserden sadece ruhum değil, vücudum da dinlenmiş olarak taptaze çıkarım.
Son 20 günde gittiğim birbirinden enfes konserleri alt alta koydum, baktım ki kalbime epey destek sağlamışım: Davos’ta Fazıl Say ve Luzern Senfoni Orkestrası, dönüşte İş Sanat’ta önce efsanevi çellist Yo-Yo Ma, 3 gün sonra Prag Filarmoni eşliğinde kemancı Nikolaj Znaider ve son olarak da Borusan Filarmoni’nin merakla beklediğim yeni şefi Sascha Goetzel (Piyanist Emre Elivar, kemancı Atilla Aldemir ve çellist Natalie Clein üçlüsüyle). Bu yazıyı yazdıktan sonra da doğru Cemal Reşit Rey’e Fazıl Say’ı dinlemeye gideceğim.

Borusan Filarmoni’ye yeni kan

Konser salonları dolu
Konser salonlarını görseniz, geçmiş yıllarda olmadığı kadar dolu. Küresel kriz buralara hiç uğramamış gibi. Geçmişten de biliyoruz; Türkiye’de krizli yıllarda dinleyici/izleyici müzikten, sanattan, sinemadan vazgeçmiyor.
Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi, yeni maestro Goetzel’le hafta içinde bizleri buluşturdu. Ve ben böylelikle ilk kez bir orkestra şefiyle, kendisini konserde dinlemeden önce tanışma fırsatı buldum. Çok da etkilendim.
2.5 saatlik sohbetimizin daha ilk dakikasında bana, yaptığı işe aşık, kendini adamış, tutkulu bir müzik adamı olduğunu hissettirdi. Müzik yazarı Serhan Bali’nin de dediği gibi “Sıcakkanlı, sempatik, hislerini saklama gereği duymayan, müziğe ve görevine duyduğu tutkuyu gemlemeye kalkışmadan, olduğu gibi karşısındakine aktaran çok farklı bir kişilik.”

‘Futbol takımınız gibi’
Borusan Filarmoni, Goetzel’le birlikte İstanbul 2010 Avrupa Başkenti projesi çerçevesinde Avrupa’ya açılacak; ünlü Salzburg Festivali’nin 25 temmuz 2010’daki açılış konserlerinden birini verecek.
Goetzel, “Şu an klasik müzik alanında dünyada en heyecan verici projelerden biri bu” derken heyecandan sesi titriyor. “Benim yaşımdaki (36 yaşında) bir şef için müthiş bir şans. 2010’da Avrupa’da herkesin bizden konuşmasını istiyorum. Tıpkı 15 yıl önce futbol takımlarınızın Avrupa’da kendilerini kanıtladıkları gibi” diyor.
Borusan Filarmoni’de değişik ülkelerin müzisyenleri biraraya geliyor; kimi Berlin’den, kimi İsviçre’den, kimi Amerika’dan... Goetzel şu sıralar, farklı ekollerden gelen müzisyenlerin Borusan’daki “ortak ses dilini” oluşturmaya uğraşıyor. “Müzisyenlerin her biriyle benim aramda sihirli bir hat oluşturuyoruz,” diyor.
Perşembe günkü konserde Rimsky Korsakov’un senfonik süiti Şehrazat’ta, o sihirli hattın çoktan oluştuğunu keyifle duyumsadık.